- 21 Eki 2026
- 196
- 0
- 0
Bir ayrım yapmadan bu tartışma yürümez: anlamın belirlenmesi ile uygulamanın belirlenmesi aynı şey değildir. İddiam şu: Bir kavramın merkezi örnekleri kullanımın ortak pratiğinde sağlam biçimde oturur; sınır durumlardaki belirsizlik ise bu pratiğin eksik kalmasından değil, pratiğin bu tür vakaları önceden kapatmamasından doğar. Gerekçem üç adımda:
- Wittgenstein'ın aile benzerliği fikrine göre bir kavram ortak bir öze sahip olmak zorunda değildir; örtüşen benzerlikler yeterlidir. Sınır vaka, bu örtüşmenin bittiği yerdir.
- Waismann'ın açık doku dediği durum şudur: hiçbir kural bütün olası durumları önceden öngöremez. Sınır vakası, kuralın yanlış uygulandığı yer değil, tanımın yetmediği noktadır.
- Kesin bir tanım sınırı çizer ama bunu yaparken kavramın işlevini değiştirir. Yığın ya da gençlik için verilen sayısal eşik, eşiğin altındakini ve üstündekini başka bir kavrama taşır.