Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Savaş Fotoğrafçılığı / Gazetecilik Etiği

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,231

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Bilindiği üzere bir haberin en önemli unsuru "haber değeri" olmasıdır. Savaş fotoğrafçılığının da haber değeri yüksek kabul edilir, peki bu durum ne kadar ahlakidir, ölü bedenlerin-vahşetin görsel sunumu ve ödüllendirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

One Hundredth of a Second (Saniyenin Yüzde Biri)

 

tolg

Yeni Üye
Katılım
31 Ağu 2015
Mesajlar
7
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Fotografı çeken hayatını riske atıp bu işi yaptığına göre bunun bir karşılığı olmalı değilmi? Bu karşılık da ödül olarak geri dönüyor.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Fotografı çeken hayatını riske atıp bu işi yaptığına göre bunun bir karşılığı olmalı değilmi? Bu karşılık da ödül olarak geri dönüyor.

Evet, böyle bir görevi üstlenen kişinin yapması gereken o ortamdaki korkunçlukları tüm dünyaya duyurabilecek kareler yakalamak ve bu görevi icra ederken de öncelikle gazeteci kimliğini kullanmaktır.

Kısa filmde bazı bölümler biraz abartılı çekilmiş bana göre mesela ödül sahnesinde karşıda öyle bir fotoğraf varken hiç kimse kahkahalar atmaz hatta gülümsemez bile, sade bir alkış ve acı dolu gözlerle bakarlar sadece bu filmde ise durum çok abartılmış.

Gazetecilik etiği açısından da bazı kesimler doğru bulmazken bazı kesimler onaylıyor. Filmi örnek alırsak fotoğrafçı, silahlı birine karşı koyamayacağı için istese de yardımcı olamazdı.

Savaş fotoğrafçılığının en büyük dezavantajı büyük haber değeri olan olayları ne pahasına olursa olsun yakalamak zorunda olmalarıdır.

Peki fotoğrafçı aldığı ödülü bir daha görmek ister mi? Bana kalırsa istemez ve bir şekilde yok eder.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
117
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir sabah gazetede bir enkazın ortasında yatan bir çocuğun fotoğrafına bakıp kahvaltıyı yarıda bıraktığımızda, elimizde olanla olmayanı ayırmak işe yarar. Fotoğrafçının elinde çerçeve, zamanlama ve oraya gidip gitmemek vardır. Ödülün gelip gelmeyeceği, editörün kararı ve izleyicinin nasıl tepki vereceği ise onun elinde değildir. Tolg'un sorduğu, riskin karşılığının ödül olup olmadığı sorusu bu yüzden bence yanlış yere bağlanıyor. Risk fotoğrafçının kendi tercihidir ve bedeli de ona aittir; ödül ise dışarıdan gelen bir şeydir. Dışarıdan gelen bir şey hem ödülü hem de başarısızlığı ahlaki bir kredi ya da borç yapmaz.

Asıl etik yük elinde olan kısma düşer: kareyi nasıl kurduğuna, ölen insanı bir görüntüye çevirip çevirmediğine. Seneca'nın acımayı bir zihin zaafı olarak ele alması burada bir uyarı olabilir. Acıma izleyiciyi sarsar, ama bir eyleme bağlanmadığında hissedilmiş bir şey olarak kalır ve sonra unutulur. Ödül töreninde bu his alkışa dönüşebilir.

Buna göre haber değeri ve ödül, görüntünün dolaşımını belirleyen dış koşullardır, ahlaki savunmanın kendisi değildir. Savunulabilir olan, o kareyi çeken kişinin neyi göstermeye ve neyi göstermemeye karar verdiğidir. Bu da sorumluluğu fotoğrafçıdan alıp sisteme dağıtmaya izin vermez.
 

Yeni Konular

Üst