- 21 Eki 2026
- 254
- 0
- 0
Birinin bizi kırdığı bir ana bakalım. Çoğu zaman ilk tepkimiz sözü hemen geri çevirmek olur, ama bazen bir süre susarız, çenemizi sıkarız, konuşmayı erteleriz. Buna genellikle sabır deriz ve bunun öfkeyi içeride tutmak olduğunu varsayarız.
Peki gerçekten öyle mi? Öfkeyi bastırmak, onun var olduğunu inkâr etmek gibi görünüyor. Oysa bekleyen biri öfkesini inkâr etmiyor olabilir. Sadece öfkesinin onu hemen bir eyleme sürüklemesine izin vermiyor. Bu iki durum aynı mı? Bastıran kişi öfkesinden uzaklaşır, bekleyen ise öfkeye yakın kalır ama ona bakabilir.
Bence sabır bu noktada bir dikkat işi. Öfkenin ne istediğine, hangi yargıyı taşıdığına ve olayın gerçekte neye benzediğine bakmaya çalışmak. Peki ya bekleme sırasında dikkatimiz öfkenin kendisine değil de onu doğuran duruma yönelirse, öfke bir süre sonra kendi yükünü kaybedebilir mi? Bunu bilmiyorum, ama bastırmakla bu bakışı birbirinden ayıracak bir ölçüt olup olmadığını merak ediyorum.
Peki gerçekten öyle mi? Öfkeyi bastırmak, onun var olduğunu inkâr etmek gibi görünüyor. Oysa bekleyen biri öfkesini inkâr etmiyor olabilir. Sadece öfkesinin onu hemen bir eyleme sürüklemesine izin vermiyor. Bu iki durum aynı mı? Bastıran kişi öfkesinden uzaklaşır, bekleyen ise öfkeye yakın kalır ama ona bakabilir.
Bence sabır bu noktada bir dikkat işi. Öfkenin ne istediğine, hangi yargıyı taşıdığına ve olayın gerçekte neye benzediğine bakmaya çalışmak. Peki ya bekleme sırasında dikkatimiz öfkenin kendisine değil de onu doğuran duruma yönelirse, öfke bir süre sonra kendi yükünü kaybedebilir mi? Bunu bilmiyorum, ama bastırmakla bu bakışı birbirinden ayıracak bir ölçüt olup olmadığını merak ediyorum.