Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Proklos

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 6

Toplam: 1,763

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
Proklos


(410 - 485) Soyut düşünceye olan yetenek ve eğilimini matematik alanındaki başarılarıyla kanıtlamış olan Proklos, bu katıksız matematikçi, Tanrılar konusunda hayal ürünü olan düşüncelere de sahiptir. Geniş bilgi sahibi bir bilgin olan Proklos, çeşitli ulusların çok iyi bildiği efsanelerini bir sistem halinde toplamaya ve sistemini, nedenleri ile birlikte açıklayacak biçimde kurmaya çalışmıştır.

Bu sistemin karakteristik olan noktası, hep üçlü gruplar oluşturmaya ve bunlar arasında ilişkiler kurmaya çalışılmasıdır. Böylece Proklos, sonradan Hegel'de de Taslayacağımız, dinle k tik bir sema, (çizelge) kurmuş olur.

Proklos'un eksik yanı, ekzakt gözlemler yapmamasıdır. Aristo ve okulunun temelde benimsediği kesin gözlemler, artık Yeni Eflâtunculukta önemini tümden yitirmiştir. Gerçek, doğanın kendisinde değil de, "kitaplar"da aranmaya başlanmıştır. Yeni Eflâtunculuğun son dönemlerinde ilgi odağı olan konulardan biri, Eflâtun ve Aristo'yu "yorumlamak"tır.

Bu, gerçeği, yalnız kitaplarda aramaya kalkışma akımına, tüm İlkçağın sonlarında, bir bakıma tüm Ortaçağda rastlarız. Gerçeği kitaplarda değil de gözlemi yapılan olaylarda aramak düşüncesi ancak Rönesans'ta yeniden ortaya çıkacaktır.

Proklos Atina'da yaşamış ve Akademi'de müdürlük yapmıştır. Proklos'un zamanında Atina'da eski felsefe okullarının devam ettiğini görüyoruz. M.S. 529 yılında Atina'daki felsefe okulları Bizans İmparatoru "Justinianus" tarafından kapatılmıştır. Bu olayı "Antik Felsefe "nin sona ermesinin dış imajı olarak düşünebiliriz.

Yeni Eflâtunculuğun, zamandaşı olan Hıristiyanlık üzerindeki etkilerine geçmeden önce, Antik evrenin sonunda rastladığımız düşünce akımlarını bir daha gözden geçireceğiz: Bu dönemde pozitif bilimler, felsefeden tam bağımsız olarak, kendi yollarında ilerlemiştir.

Bu dönemin önem verdiği bilimler arasında aritmetik, geometri ve astronomiyi sayabiliriz. Yalnız astronomi, astroloji ile karışık olduğu için, dinsel bir niteliğe bürünmüştür. Gramer alanında da, bilimsel filolojinin bir çeşit başlangıcı sayılabilecek olan, çalışmalar yapılmıştır. Oldukça gelişmiş ileri bir coğrafya bilimi bulunan bu dönemde, temeli Aristo'ya dayanan bitkiler (botanik) ve hayvanlar (zooloji) da ilgi alanı içindedir.

Felsefeye gelince: İlkçağın bu son döneminde Sextus Empirikus'un kişiliğinde rastladığımız şüphecilikten başka, Stoa okulunun da varlığını sürdürdüğüne tanık oluyoruz. Ancak dinsel eğilimli Yeni Eflâtunculuğu, dönemin felsefe akımı olarak algılamamız gerekir.
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
159
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesajda iki ayrı iddia iç içe geçmiş gibi duruyor. Birincisi yöntemsel: Yeni Eflâtunculuk gözlemi bıraktığı için bilimsel bir kayıp yaşamıştır. İkincisi içeriksel: Proklos matematikte başarılıyken tanrısal konularda hayalî düşüncelere sahiptir. Bu iki soru ayrıdır, ama metin onları tek bir 'matematikçi ama mistik' çerçevesinde birleştiriyor.

Birinci iddia için önce bir ayrım gerekir. Gözlem ile metin yorumu aynı yöntemin iki uç noktası değildir. Yorum, Platon ya da Aristo'nun öğretisini kendisi bir veri kaynağı saydığında, bilgi üretiminin başka bir biçimi olur. Bu tutumun zayıf yanı, sınanabilir bir dış dünyanın yerine sınanamayan bir metin otoritesini koymasıdır. Yine de bu, yorumun bilime karşı bir gelenek olduğu anlamına gelmez. Proklos'un Öklid'in Elemanlar'ına Yorumu'nda matematik nesnelerinin duyusal ile düşünülür arasında ara bir statüde durduğunu tartışması, matematiğin felsefi konumu üzerine hâlâ okunmaya değer bir kaynaktır.

İkinci iddia için de benzer bir ayrım yapılmalı. Matematik başarısı ile teolojik sistem arasındaki bağ, iki alanda da kullanılan yapısal bir dilin varlığıyla kurulamaz. Üçlü şemanın matematikten mi yoksa önceden kabul edilmiş bir metafizikten mi geldiğini ayırmak gerekir. Üçlülük matematikten geliyorsa, 'hayal ürünü' suçlaması şemanın kaynağına değil, ona yüklenen gerçeklik iddiasına yöneltilmelidir.

Bu yüzden mesajın hükmü iki ayrı soruya bölünmeli: yorum yönteminin bilimsel bir kayıp olup olmadığı ve üçlü şemanın hangi kaynaktan beslendiği. İki soruya ayrı yanıt verilmeden 'matematikçi ama mistik' ifadesi, bir yanıtı diğerine taşımaktan öteye geçemez.
 

Yeni Konular

Üst