Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Montesquieu

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 7

Toplam: 1,638

mavimor

Yeni Üye
Katılım
15 Şub 2008
Mesajlar
1,456
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Yaş
46
Charles de Secondant de MONTESQUIEU:


(1689 - 1755)

Fransız düşünürü Aydınlanma çağı düşünürlerinden Charles de Secondant de Montesquieu, mutlak monarşi karşısında aristokrasininin geleneksel haklarının ve çıkarlarının savunuculuğunu yapmıştır.

Montesquieu'nun siyaset kuramının aristokrasinin çıkarları üzerine ustalıkla kurulduğunu, bir başka deyişle aristokrasinin kazanımlarını korunması gerekliliği doğal ve zorunlu sonucuna ulaşmayı kaçınılmaz kıldığını söyleyebiliriz.

Montesquieu, siyaset kuramında Locke ve Rousseau gibi spekülatif bir "doğa durumu" "doğa yasası" ve uygar topluma geçişi sağlayan bir "toplum sözleşmesi" iddiasından uzaktır ve siyasal düzenlerin ortaya çıkışını, siyasal kurumların biçimlenmesini iklimsel, çevresel, geleneksel, maddi ve tinsel birçok nedene bağlamaktadır. Siyasal sistemlerin oluşumu, siyasi, sosyal ve ekonomik kurumların varlaşması konusunda, siyasal düşüncelerinde iklim ve çevresel koşullara yaptığı vurgu, siyaset kurumunun en önemli noktalarından olup, bu koşulların belirleyiciliği iddiası üzeriden, evrensel, her ülkeye uygunluk durumu içinde bulunabilecek bir sosyo-ekonomik sistemin geçerli olamayacağını, her ülkenin kendi koşullarını değerlendirerek, kendine uygun ve özgün bir sistem bulması gerektiğini söylemektedir.

Montesquieu'nun "kuvvetler ayrımı" ilkesi, 19 ve 20. yüzyıl burjuva liberal devlet kuramının klasik bir örneğini oluşturmuştur. Montesquieu, kuvvetler ayrımı fikrini 1748 tarihinde yayınlanan Yasaların Ruhu, adlı yapıtında işlemiştir.
 

Varoluşçu Okur

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
140
Tepkime puanı
0
Puanları
0
mavimor'un metninde aristokrasinin haklarını savunan Montesquieu ile iklimi ve toplumsal koşulları öne çıkaran Montesquieu yan yana duruyor, ama asıl gerilim bence özgürlük tanımında saklı. Yasaların Ruhu'nun on birinci kitabında özgürlük, yasaların izin verdiği her şeyi yapabilme hakkı olarak tarif edilir. Bu tanım ilk bakışta sakin görünür, oysa yasayı kimin yaptığı ve kimin hangi güvenceye sahip olduğu sorusunu sessizce bırakır. Montesquieu özgürlüğü bir durum, bir güvence olarak düşünür; Sartre ise onu seçimde yaşanan ve her an yeniden üstlenilen bir sorumluluk olarak kavrar. Biri özgürlüğü korunan bir alan sayar, öteki onu bireyin kendi üzerine aldığı bir yük olarak görür. Ara yapılar, yani soylular ve benzeri kurumlar, mutlak iktidara karşı bir sigorta olarak övülür; fakat bu sigorta kimin özgürlüğünü koruyor? Soylunun ayrıcalığı ile halkın güvencesi aynı şey olabilir mi? Montesquieu bunu tam çözmez. Halkın yönetime doğrudan katılmasını sınırlayan görüşü, özgürlüğü hak olarak tanımlarken o hakkın kullanımını elinden alır. Buradaki gerilim, bir kuramın insanı ne zaman özne, ne zaman yalnızca korunan bir nesne olarak gördüğünü açıkça gösterir.
 

Yeni Konular

Üst