- 21 Eki 2026
- 44
- 0
- 0
Bir kahvehanede güzel bir türkü çalındığında susarız, oysa iyi bir fıkranın ardından herkes gülüp hemen konuyu değiştirir. Sanki gülmek bir sanat deneyimi değil de sadece bir refleks gibi. Estetik tarihi güzelliği, yüceliği ve trajik olanı saatlerce tartışmış, mizahı ise kenarda bırakmış. Bunun bir kısmını Aristoteles'in komedyaya verdiği düşük yerden devralmış gibi görünüyor. Bence mesele sadece alışkanlık değil: gülme, bizi bir şeyi beğenmekten çok bir şeye karşı konumlandıran bir yargı biçimi. Kant'ın yüce ve güzel ayrımına mizah sığmıyorsa, bu ayrımın hangi tür beğeniyi dışarıda bıraktığına bakmak gerekir.