Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Mikrososyoloji ve Makrososyoloji Nedir, Ne Demektir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 2,483

ersin578

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2011
Mesajlar
65
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
36
İnsanların gündelik davranışlarının, yüz yüze iletişim durumlarıyla beraber ele alınmasına genel anlamda mikrososyoloji denmektedir. Makrososyoloji ise en genel olarak ekonomik düzen, politik sistem ve kurumsal yapılar gibi büyük ölçekli toplumsal sistemlerin çözümlenmesidir.

Bu iki farklı yaklaşım, görüntü olarak birbirinden farklıymış gibi görünür. Buna karşın bu ikisi arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. (Knorr-Cetine ve Cicourel 1981; Giddens 1984)

Makro çözümleme, gündelik yaşamın ardındaki kurulsam gerçekliği anlamak için gereklidir. Aynı şekilde mikro incelemeler de büyük kurumsal yapılara açıklama getirebilmek için son derece gereklidir. Yüz yüze iletişim, her türlü toplumsal birlikteliğin ve oluşumun öncelikli gereği olduğundan, mikro incelemeleri makro incelemelerden ayrı tutabilmek imkansızdır.

Sonuç olarak yüz yüze etkileşimin incelenmesi, genellikle daha büyük gruplar, kurumlar ve toplumsal sistemleri inceleyen makrososyolojiye karşıt biçimde, mikrososyoloji olarak adlandırılır. Bunun karşısında, makro ve mikro çözümlemeler aslında birbirleriyle yanın bağlantılar içindedir ve ikisi birbirini tamamlar biçimdedir.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
82
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Sabahları mahalledeki fırına uğradığımda önce tezgâh arkasındaki kişinin ocağı nasıl yaktığına bakarım. Unun fiyatını, enflasyonu, kurları ne o belirliyor ne de ben. Bunlar bize bağlı olmayan şeyler. Ama her sabah hamuru yoğurup fırını açmak elimizde olan bir eylem. Epiktetos'un ayrımını hatırlamakta yarar var: bize bağlı olan ile olmayanı karıştırmadan konuşmak, çoğu zaman tartışmayı da netleştirir. ersin578'in işaret ettiği ilişki tam burada görünür oluyor.

Giddens'ın yapılanma kuramında yapı, eylemin dışında duran bir kalıp değil, eylemin tekrarlanmasıyla yeniden kurulan bir şeydir. Makro düzen bizim denetimimizde değildir, ama o düzenin varlığı sıradan etkileşimlerin her gün yeniden yapılmasına dayanır. Buradan çıkan sonuç, mikro düzeyin 'öncelikli' olduğunu ontolojik değil, sorumluluk açısından bir öncelik olarak okumamızdır. Sonucu tek başımıza belirleyemeyiz; ama bu sonucun hangi sıradan eylemle beslendiği bize bağlıdır. Makro yapıyı bu yüzden yalnızca dışarıdan okunacak bir sistem olarak değil, bizim de bir parçasını taşıdığımız bir düzen olarak ele almak daha tutarlı görünüyor.
 

Yeni Konular

Üst