Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Masum İnsanlar Neden Acı Çeker?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 5,189

flzf

Yeni Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
848
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
39
Bazen düşünüyorum yoksa tanrı ların bir dünyası var bizde onların yetişme günlerinde kullandıkları deneylermiyiz diye öğrenci tanrı öğretmenine götürüyor ödevini alın hocam bakım böyle bir hayat kurdum şöyle şöyle kıytırık bir hayat yaşayıp acı çekmeye mahkum ettim insanları bu durum için bile bana şükrediyorlar nasıl amaaa peki yerine geç allah beş yıldızlı pekiyi sen gel god ,god da derki isa mı evde unutmuşum hocam ya pekiii zeus sen ne yaptın oğlum sen getir 🙂 işte hayatları böyle filan mı geçiyor acaba çünkü insanlara acı çektirmekten zevk alan tanrı modelleri az evvel yazdıklarımdan mantıklı değil benim kafam almıyor ve cevap veremiyorum o yüzden masum insanlar neden acı çekiyor diye.
 

nefha

Yeni Üye
Katılım
10 Ocak 2013
Mesajlar
86
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
Bu cümle "İnsanlar masum olmalarına karşın neden acı çekerler?" anlamındadır. Örneğin bir çocuk düşünün, 9 yaşında kansere yakalanmış ve büyük acılar çektikten sonra hayatını kaybetmiş. Masumsa bu kadar acı neden?
9 yaşındaki çocukların kansere yakalanmalarıda son yüzyılda insan eliyle olmuştur.O kadar çok kanserojen içeren gıda tükettiriliyor ki insanlara.
yinede masum yada suçsuzların acı çekmesi,suçlarından dolayı değildir.öyle olsaydı peygamberler acı çekmezdi.Oysa en çok çileyi onlar çekmiştir.
 

nefha

Yeni Üye
Katılım
10 Ocak 2013
Mesajlar
86
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
57
mesnevide tevafuk etti,paylaşmak istedim;
Salih’in devesi görünüşte deveydi, o zalim kavim, bilgisizlik yüzünden deveyi kestiler. Su için deveye düşman olduklarından kendileri, mezara su ve ekmek oldular. ( helak olup mezarı doyurdular).
Tanrı devesi, ırmaktan buluttan su içmekteydi. Onlar, Hakk’ın suyunu Hak’tan esirgediler Salih’in devesi, salih kişilerin cisimleri gibidir; onlar kötülerin helaki için tuzaktır. Neticede” Tanrı devesinden ve içeceğinden çekinin” hükmü, o ümmeti ne dertlere uğrattı, onları nasıl helak etti! Tanrı kahrının şahnesi, bir devenin kanına diyet olarak onlardan bütün bir şehri diledi.

Ruh, Salih gibidir,ten de deveye benzer. Ruh vuslattadır ten ihtiyaç içindedir. Temiz ruha zarar vermenin imkanı yoktur. . Böyle ruha sahip olanlara kimse galip gelemez. Zarar gelse bile sedefe gelir, inciye değil. Temiz ruha zarar vermenin imkanı yoktur. Tanrı’nın nuru, kafirlere mağlup olmaz. Can, toprağa mensup cisme, kötü kişiler, incitsinler de Tanrı imtihanını görsünler diye ulaştı, bu yüzden cisimle bağdaştı, birleşti.

Canı inciten kişinin, bu incitmenin Tanrı’yı incitme olduğundan haberi yoktur. Bilmiyor ki bu küpün suyu ırmak suyu ile birleşmiştir. Tanrı bütün aleme penah olsun diye bir cisme alaka bağlamıştır.

Onların gönüllerine kimse muzaffer olamaz. Sedefe zarar gelir, inciye gelmez.
Tanrı velisinin cisim devesine kul ol ki Salih Peygamberle kapı yoldaşı olasın.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
65
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir kış günü durakta yağmura yakalandığımda üşümek bana bağlı değildir, ama bunu bir felaket saymam bana bağlıdır. Stoacılar için acı kendi başına bir kötülük değil, tercih edilmeyen bir şeydi; kötü olan, acıya verdiğimiz yargıydı. Nejdet Evren'in biyolojik acı ile hak edilip edilmediği arasındaki ayrımı burada yerinde buluyorum, çünkü Stoa da bu iki düzlemi birbirinden ayırırdı.

Asıl ilginç olan, Bardamu'nun sorduğu soruyu Seneca'nın da sormuş olması. De Providentia'da iyi insanların neden kötü şeylere uğradığını tartışır ve cevabı, tanrının iyi insanları sınadığı, onları bir tür eğitimden geçirdiği yönündedir. Bu, bir yetişkin için bir ölçüde anlaşılır. Fakat dokuz yaşındaki bir çocuğun hangi sınavdan geçtiğini göstermek zor, ve Seneca'nın yanıtı bu noktada gerçekten çöker.

Yine de Stoa'nın kozmosu ilahi bir adalet dağıtmaz. Logos düzeni kurar ama ödül ve ceza vermez; bu yüzden sorunun bir mahkeme sorusundan bir doğa sorusuna dönüşmesi mümkündür. Bu bir teselli değil, bir görev getirir: hastalık bize bağlı değildir, ama tedaviyi, bakımı ve o çocuğun yanında olmayı bize bağlı olarak görmek mümkündür. Bence adaletsizlik tartışması en çok o noktada anlam kazanır.
 
Üst