Neler yeni

Kitabımı Okuyabilirsiniz 2

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
1. Tanrı İyi Olmayı Sever.:

Tanrı, herhangi bir dine mensup olmayı değil; iyi olmayı sever. Herkes takdir etmeli ki tanrı sevdiklerini ödüllendirir; ama şefaat inancına sahip olan farklı dinlerden olan insanlar takdir edemeyecekler.

"Tanrı iyi insanları sever." düşüncesine nasıl ulaştım? Bu fikre ilk ulaşan kişi ben değilim, belki bu şekilde dillendiren ilk kişi ben olabilirim. Bir şeyleri ilk bulan olmak gibi bir derdim yok, önemsediğim şey; yanlış olanı değil, doğru olanı benimsemek. Sadece o sese, vicdana; kulak verdim. Bazı şeylere aklınızla değil, vicdanınızla ulaşabilirsiniz. Dolayısıyla bu fikre nasıl ulaştığım hakkında bu kadar konuşabilirim.

Tanrını rızasını her şeyin önüne koymayı doğru bulduğumdan, bu fikir bana yol gösteriyor; büyük ölçüde beni oluşturuyor ama tek değil; çünkü sevdiklerimin iyiliğini, dünyanın daha iyi bir yer olmasını, hayvanların iyiliğini de önemsiyorum. Tanrının rızasını her şeyin önüne koymak diğerlerini istemem konusunda bir engel oluşturmuyor. "Tanrı iyi insanları sever" ise sevdiklerime kötü davranmamı, dünyanın kötü bir yer olmasını, hayvanların kötülüğünü isteyemez. Birlik, çelişkiler olmadığı zaman mümkündür; birinin yaptığını diğeri bozar; böyle durumlarda birlikten bahsedilebilir mi? Böyle durumlarda düşmanlıktan bahsedilir, yıkımdan bahsedilir, özürlerden ama içten olmayan özürlerden, hayata aktarılmayacak özürlerden bahsedilir.

Tanrı, başka dinlerden olan veya tanrının varlığına inanmayan ama iyi olan insanları sonsuza kadar cehenneme mi atacak?


2. (başlıksız):

İyi olan nedir, kötü olan nedir, iyi ve kötü olmayan şeyler var mıdır? Bu soruların her şeyi kapsamayan cevapları var.

Ahlak her insanı kapsar; Saşa mide olduğundan kalıplar dayanılmazdır.


3. Ahlak:

Ahlak her insanı kapsar; en ahlaklı olan bildiklerine göre en doğru olanı ve bildiklerinin yanlış olduğunu kabul edebilendir. Bu söylediğim her insanı kapsar; göreceli olan ahlak değildir; göreceli olan davranışlardır. Ahlak şanstan münezzehtir.


4. Ölü Olma Durumu:

Ölüler hiçbir şeyi isteyemez; ölü olmak, bir şeyleri isteyememektir.

Ölülük, canlılığın olmadığı zamanlarda olan şeydir; canlılar, canlılığını kaybedip ölü durumuna geçer; canlı olmayanlar zaten ölüdürler.


5. Ahlak, İnsana Aittir.:

Ahlak insan olana aittir. Hayvanlarda ahlak yoktur.


6. His:

His, canlı olana aittir. Hisseden ister.


7. Ahlak, Güzel Olanı Yapmaktır.:

Ahlak, bencil olmamaktır; kendin olmaktır; hayıra yormaktır; kendini üstün görmemektir; toplumunu üstün görmemektir. Ahlak, bunlardan fazlasıdır.


8. Sonsuzluk:

Süresi uzun olan kısa olana göre daha eftaldir. Sonsuzluk daha eftaldir; geçici olan geçer. Geçtiği zaman değerini kaybeder. Öyleyse ben kalıcı olanı istiyorum; sonsuz olanı.


9. Çeşit:

Çeşitlilik zenginliktir, zenginlik hazinedir; böylelikle insanlar zenginliği arzular; çeşitlilikten yoksun zenginlik olamaz; en zengin insan en fazla çeşide sahip olandır; olanların iyi olması bir illüzyondur. Sıkılmamak mutlu olmaksa zenginlik mutluluğu satın alır; zenginlik kendini uyuşturmaksa zenginler en uyuşuk insanlardır, gerçek mutluluk insanı uyuşturandır(!)

Gerçek mutluluk satın alınamaz, kazanılır, harcanamaz, satılamaz, insanın hep yanındadır. Kaynağı para değildir.


10. Ruh:

İnsanlar seçimleri kendi yaparlar; düşünce açığa çıkartır. Böylelikle sadece düşünen bilir. Şunları düşünen: Tanrı insanı neden yarattı; insanlar farklılar; hayvanlar aynılar; var olmak seçim yapmakla mümkün; ruh dileyendir.


11. Mutluluğa Uzanmak:

İnsan haz alıp kendisine yarar sağlayamaz; kendisine yarar sağlayan fazlasıdır; böylelikle ahlaklı olmak kendinle mutlu olmaktır, kendine yarar sağlayandır; kendine yarar sağlayan mutluluğa uzanır. Ahlaklı olmak başkalarını umursayandır. Kendine yara sağlamak için ahlaklı olunamaz; ahlak başka şeylerdir (bilindi).


12. Şartlar:

İnsanlar şartları değiştiremezler; insanlar şartları değiştirebilirler; insanlar şartlardan bağımsızdırlar; insanlar şartları etkilerler; böylelikle şartların kişiden kişiye farklı etkisi olur; ve böylelikle şartlar farklı kişilerin hayatlarını farklı şekillerde etkiler; böylelikle de insanlar şartları daha az umursayabilirler.


13. Yasaların Hakimi:

Hangi yasaların hakimi insanlar; daha yasaları tam anlamaktan yoksunlar; hayır, onlar yasa koyucu değiller; onlar yasalara tabiiler. Uydurarak bir yere varamazlar, varamadılar. Anlamaya çalışılmalı; uydurmak sadece bir engeldir.


14. (başlıksız):

Hakimiyet elde edenindir; elde eden gönülleri fethedenindir. Böylelikle gönüllere taht kuran, saraylara taht kurar; parayı sevenler cepleriyle bağ kurarlar; iyiliği sevenler kalpleriyle bağ kurarlar; cepleriyle bağ kuranlar cepdaş, kalpleriyle bağ kuranlar yurtdaş olurlar.


15. Yalnızlık:

Amma velakin yalnızlık yalnız kalanındır; aksi takdirde yalnız kalınmazdı; kendisi olamayan yalnızlığa itilir; yalnızlık bir tercih değil bir zorunluluktur. Böylelikle bilindi; sunulmasaydı bilinebilir miydi; biraz evet, çoğu hayır.


16. Böylelikle Bilindi:

Bozmak yapmaktan daha zordur; böylelikle yapan bozandan daha evladır; bozan yapandan daha dikkatli olmalıdır; bazı şeylerin geri dönüşü yoktur, bazı şeylerin geri dönüşü zordur; böylelikle bilindi; sunulmasaydı bilinebilir miydi; biraz hayır, çoğu öyle; düşünen bilir; dileyen düşünür; kimler diler; aklını hocaya teslim etmeyenler, umursayanlar, filozoflar(filozof denmesini mi bekliyorsunuz?), filozof olmayan düşünmez, onlar, onlar ve onlar da düşünürler; böylelikle bilinmedi.



17. Gerçekliğin Kıymeti:

Ve insan aldandı; fazlalıklara, geçici rahatlığa ve daha fazlasına; pek azı fark etti gerçekleri, gerçekliğin kıymetini; pek azı tercih etti gerçek kıymeti.

Ve insan inandı; yalancılara, işine gelenlere ve daha fazlasına; pek azı fark etti gerçekleri, gerçekliğin kıymetini; pek azı tercih etti gerçek kıymeti.

Sen aldanma sen inanma; bırak çoğunluk onların olsun; gönlünü hoş tut; hak haklıdan yana.


18. Zapt-ı Mübeşşere

Zapt-ı mübeşşere değil ecri mümsema,
Olsaydı ecri zayiat olmazdı kelimat,
Böylelikle açıkladı değil ecri zayiat,
Bilindi istendi buna değdi, çünkü kalpteydi.
Varlık sahasını terk edince, anlaşıldı.
Varlıkların üstünde bir varlık vardı,

Anlaşılmaz okunmadan oku doğru yere doğrultmadan,
Sabiri tartmadan arşa dokanmadan,
Anlaşılır tartı doğruysa, anlaşılır arşa dokanılırsa;
Arşa dokandım huşu ile, serzenişte bulundum;
Dedim "neden bütün bu acılar?", dedi "acı sadece sizde mi var?";
Katlan; geçer bu acılar, geçecek bu acılar.

Sordum "siz kimsiniz?", dediler "biz sizdeniz.".
Şaşırdım; neden bizimle değilsiniz?, şaşırdılar; sizinle değil miyiz?.
Çaldım yasak bilgi, olan bana oldu neden yasak ki?,
Öğrendim; yasakmış, çünkü akıllara zararmış,
Olsun; veririm, geri veririm; alın, geri alın.
Aldılar, geri aldılar, benden aldılar; sordum; "benden mutlusu var mı, benden mutlusu var mı?".

Fazla şımardım; az yaşadım; çok çalıştım;
Şımarmasaydım, çok çalışır mıydım?, aza dayanır mıydım?;
Sanmam, büyük iş, az yaşam, çok katlan; fazla dayan, fazla dayan, fazla dayan, fazla dayan...
Sanmam, elmasa kömür denir mi?, aza çok denir mi?, uzun lafın kısası: Boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?;
Sanırım, ben zaten çok yaşadım; hangi gafil buna şaşırır, şaşarım; kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım;
Alıntı da yaparım, alıntı da yaparım.
 
Son düzenleme:

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,904
Puanları
48
5. Ahlak, İnsana Aittir.:

Ahlak insan olana aittir. Hayvanlarda ahlak yoktur.
Hayvanlarda ahlak yoktur denemez fakat bizim anladığımız şekli ile düşünmemek gerekiyor. Örnek vermek gerekirse bazı maymunların aldatan eşi cezalandırdığı durumlar var. Eklediğim videoda daha fazla detay bulabilirsin ve özellikle son bölümdeki maymunları çok dikkatli izlemeni tavsiye ederim.

Hayvanlarda Ahlaki Davranışlar
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
@Lefty

Sırtlanlar ahlaksız hayvanlardır; suçları sırtlan doğmak; hayvanlar belirli kalıpların içine doğuyor.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,904
Puanları
48
@Lefty

Sırtlanlar ahlaksız hayvanlardır; suçları sırtlan doğmak; hayvanlar belirli kalıpların içine doğuyor.
Sırtlan doğası gereği ne yapması gerekiyorsa onu yapıyor yani insan gibi keyfi hareket etmiyor. Sırtlan doğmak bir suç olamaz ve sahip olduğu bedenin şartlarına göre hareket etmesinde bir tuhaflık yok. Hayvanları ahlaki açıdan değerlendirirken onların koşullarını da dikkate almak zorundayız yani yavrusu olan bir anneye saldırmayan ya da bilmeden saldırdıysa da yavruyu fark ettiği an sahiplenen yırtıcı hayvanlar da var.
Sen bir sırtlandan ne bekliyorsun, kendi doğasına karşı çıkıp "Bu yaptıklarımız etik değildir." demesini falan mı?
Kendin de ifade etmişsin, belli kalıplar içinde doğuyorlar ve ona göre yaşam sürüyorlar ayrıca sırtlan evcilleştirilmesi mümkün olmayan hayvanlardan birisidir.
Timsah ya da sırtlan fark etmez sonuçta insan gibi zevk için öldürmüyorlar, hayatta kalmak için başka seçenekleri yok.

Haberlerde izledim az önce, bir balina dalgıcı yutmak isterken, muhtemelen tadını beğenmediği için geri suya bırakmış. Bu durumda balina o dalgıcı şayet yutmuş olsaydı bu hareketi balinayı ahlaksız bir hayvan mı yapardı? Bana göre yapmaz çünkü sadece doğasının gereği ne ise onu yapıyor olacaktı. Bu sitede daha önce paylaşmıştım, ormanda kaybolan çocuğa sahip çıkan bir ayı vardı ve şayet isteseydi çocuğu öldüremez miydi?

Hayvanların ahlak dünyası tabii ki insandan çok farklı fakat insan gibi zevk için ya da kasıtlı olarak başka canlıya zarar vermiyorlar, tek dertleri hayatta kalmak.


Dalgıcı Yutmaya Çalışan Balina
 
Son düzenleme:

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
1. (.)

Olduğu gibi görünen bir vardı, Semih. Kendini olduğu gibi zanneden biri vardı, Tarık. Onların arkadaşı, Nazlı. Birlikte yaşamlarını sürdürüyorlar; aynı evde. Şimdi "bu nasıl olur?" diyeceksiniz; bal gibi olur; olgunluğa erişmiş insanlar; aynı evde. Birbirlerine cinsel arzu duymuyorlardı; istersem onlara kanat da takarım; benim hikayem; benim kurallarım.

Tarık günlerden bir gün trafik kazası geçirdi; yatalak kaldı. Arkadaşları ona bakmayı kabul ettiler 'işte arkadaş. Hayır, hayır dost'. Böylelikle beraber yaşamaya başladılar. Onları görenler şaşırıyorlardı(bu nasıl arkadaşlık, dostluk) soruyorlardı "neden?" diye. Onlara göre her şey normaldi; Tarık evdeki işleri hallediyordu, Semih, Nazlı ise evin geçimini sağlıyordu. Günlerden bir gün Nazlı trafik kazası geçirdi; yatalak kaldı. Semih ikisine de bakmaya karar verdi. Onlarda onun için aynısını yaparlardı; gerçek şu ki: Nazlı yapardı, Tarık yapmazdı; öyleyse Tarık dost değil, arkadaş.


2. (.)

Hasılı kelam sürur ve muhabbet sizinle olsun bizimle olsun herkesle olsun; dua, iyi niyet kime kısmet kime niyet; fazlalıklar düşsün toprağa, herkes yesin; azınlıklar da, azınlıklar da; herkesin hakkı herkese gitsin; dönüşsün lezzete ayrılıklar; farklılıklar.


3. Aşk, Aşık, Maşuk.

Aşk aşık usandırır; maşuğa, kime ne; banane, sanane; faslına kader kimde keder; aşığa sedir hasbel kader, maşuğa saray hasbel nefer; kedere bak kedere; aşık usandı bundan size ne; bize ne. Aşk sadece kadına olmaz, sadece erkeğe; aşık olur insan dilediği nesneye; hisse; duruma; olaya; en önemlisi bir insana; vaz geçemez aşkından bundan size ne; bize ne; kime ne.


4. (.)

Fazladan kelam edip kırma kalbimi kelam; fazladan söz edip aklımı kana bulama; bilmem gerekeni anlat fazlasına karışma; fazlası zarar azı karar çoğu zarar azı yarar; sırayla öğrendim birçok şeyi, ya öğrenemezdim ya da kırardı beni; böylelikle anlatmadım, sustum kırmadım kimseyi.


5. Fazladan Değil Rafadan

Fazladan değil rafadan; azardan değil kenardan; sarımsak değil soğan, bu yazı çocuk işi derinden gelir sesi büyüdüm diye unutmadım seni; çocukları severim büyükleri döverim kimmiş hanım evladı; artistliğim boşuna üflesen uçarım ha; sorarım seni derinden gelir sesi.


6. (.)

Azar azar, bu kader bize ne yazar; böyle gelmiş, böyle gitmez o kadar; sen beni buna pişman etme; yok yok, olmaz o kadar; şarkı sözleri sanarsın bir filozofun eseri; yazmaz senin dilediğinden başkasını, yazamaz, yazsaydı sen olmazdın; karşına çıkartır kader gerisi hasbel kişi; çek fişi bitir işi.


7. Böyle Yaşanmaz

Varlık aleminde boy göstermiş; felsefik sözler söylersin kendini üzersin; bırak, boş ver kimseyi, yaz geçindir kendi kendini; olursa olsun hain, kalleş ve kin; sen bilmezsin kim hin; bilirsin iyiyi kötüyü, gizlersin kendine; oldu mu şimdi bir bak haline; olmaz olamaz, böyle yaşanmaz.


8. (.)

Farklı sezonlarda farklı kıyafetler; gel gör kim kime ne der; yazdığın şiir mi sanıyorsun; kendini kandırıyorsun.


9. (.)

Fazladan kelam etme açılır yaram; tuz basma sargı sar, oyma yara var; bırak kendime geleyim kaçın kurası onu bileyim; fazladan yaramı deşme, deş iyileşsin derdim; başıma geldi neydim, kime gidim; fazladan eşme köpürsün sular, topraktan irice ana mı var; başına geldi neydersin, kime gidersin.


10 (.)

"Yaz." dedi; neyi yazayım; "yaz." dedi, afalladım; kurşun döktürdüm olmadı çare bu ses bir yarden bir yare; anladım, bir ben vardır bende benden içeri; sordum, yok mu kaçarı; anladım kaçmaya gerek yok, benden içeri bir ben yok.


11. (.)

Acı, azı şımartır çoğu saptırır; dozajını doğru ayarla; işin varsa, aylak aylak dolanma; kpesi* oyalayadur, gelirse sıraya durdurur; kaçamazsın, sıkıca yakalar anlarsın neden bu acılar; kaçış nereye o oraya unutma o senin içinde; kaçış yok!

*Hastalık, fazla acı çekmenin getirdiği donma hali.


12. (.)

Sarmala sarıp sarmala; yalpala deli dolu yalpala; çalkala bir aşağı bir yukarı çalkala; tırsma bir oyun değil bu sözler yarım değil.


13. Kafiye

Varlık sahasını terk edince gördüm deli doluyum geri dönünce buldum sahip olayım,
Kardeşimi görünce anladım ben yarımmışım tamamladı beni,
Bir bakmışım olmuşum yine deli dolmuşum;
Sahipsiz zannetme ha ben olmuşum ha o olmuşum.

Kafiye her şey değildir,
Anlatılanlar zayi değildir.
Yarım uyak tam uyak,
Sen bu işleri artık bırak
Ne işin var diskoryumda,
Yanında ki kız sarımtırak,
Ayranın yoktur içmeye,
Atla gidersin çeşmeye,
Bu ne perhiz what is this,
Ulan İsmail can touch this.


14. (.)

Fazladan lafı eğip bükme; yalanını belli etme; yalan söylerim, belli etmeden; lafı fazla eğip bükmeden; yalan söylemem alelade, sadece belli etmem; izin veririm yanlış anlaşılsın.


15. Torpak

Motor yağı, trobişaf, gaz yağı, gliserin, yağı, aşk yağı, ot yağı; yayı getir yayı; yağ bezenmiş yayı, anlattıklarım boşsa, sen getir kanıyı; ağnımın ortasından vurun beni gömün üstüme torpak atın; ben razıyım, ben razıyım; söylediklerim yalan değil, gözlerim körelmiş değil; inanmanızı beklemem inanmanızı istemem sorgulayın aklınız yok mu.


16. (.)

Ben ne bilem; kime gidem; neydem?


17. Aç, Açıkta

Ne yapayım; kime gideyim; aç mı kalayım, açıkta mı kalayım?


18. (.)

Kime sorayım yalnız mı kalayım; bu böyleyse soğuktan donayım.


19. Gözle Gören Emindir

Fal taşı gibi açılmış gözleri soruyor kimin bu ayak izleri; cevapladım benimdir: gözle gören emindir.


20. (.)

Nasıl da atıp tutuyor: bir ayağı çukurda bana bakıyor; nasıl da bakıyor: bir ayağı çukurda bana bakıyor.


21. İki Nokta, Noktalı Virgül, Nokta Ve Daha Fazlası.

Saçmaladın iyice: o iki nokta niye; bilmezsin beni bilirim; bu bilgileri düşünüp de edindim. Paylaşmayı isterim bilgi paylaştıkça çoğalır bilirim; peki ya sen anlamak ister misin; istemiyorsan boşa zahmet etme: anlarsın ölünce; olunca bilge anlaşılmamak işten mi be! Oldum bilge isterseniz inkar edin; inkarcıların inkarı bana neyim: inkar eden bulunur inanan benimleyim seninleyim. Sizinleyim sözlerimle kalplerde benimleyim: sizinleyim kendimleyim laf uzadıkça dingin beyim; lafı uzatmam gerekmedikçe bilirim olmaz yetinmedikçe; anlatırım gerektikçe sadece gerektikçe; gerekmez benden ötürü sadece senden ötürü; anlarsan mum yak başkaları anlasın bilge var bilge camlardan haykırılsın: inanmazsan dön bak kiminleyim seninleyim: bizimleyim, sizinleyim.
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
22. (.)

Erkekler kendini adam sandı; kadın olan da adamdı.


23. (.)

Fazladan askı var mı; kendimi asacağım.


24. (.)

Asma yaprak menzilde yaşamak hayata meydan okumak.


25. Derinden

Kandırma kendini gönlünü hoş tut kandırmadan nasıl olur haberim yok; bildirildi göklerden yolu bulunur elbet en derinden.


26. Ağlatma Sunam kırma kalbimi kırık kalp kırık bedenden çok mu farkli; farksız farkı siz bulun.


27. Davarlar anlamaz, erkekler davar sayılmaz; biraz geç anlıyoruz yüklenmeyin erkekliğin doğası bu neydelim?


28. Kadınlar anlamaz netsinler; kadınların doğası bu kime gitsinler: kadın kadının halinden anlar: erkek adam erkek adamın halinden; kadın adam olmaz: adamlık erkeğe yakışmaz.


29. Kadın Erkekten Türeseydi: Adam kelimesi erkekten türemiş; bir adam yüzünden herkes kendini adam zan etmiş; kadın erkekten türeseydi erkeklik kalmazdı.


30. Sazı kırdım tık dedi; teli burktum sad dedi: çıkan sesler bana çok dedi; ayağım kırıldı sana yok dedi; zorlayan hayrı bulur dedi: zorlamayan bunu alır dedi velhasıl işimiz çok dedi.


31. Kim ne eyler, ne eylerse güzel eyler; eylemeyen bir şey bulamaz anlıyacağın koşamaz.


32. Fazladan aldanma aldan fazla yıpranma.


33. Zamane gençleri sümsük gelecek nesiller dürzü, kim haklı kimiz sözleri sadece süslü.


34. Pısırık olmak eyidir gereksiz konuşmaktan yeğdir.


35. Fazladan yapılan iş kış için yapılan aş: kış geldi eş dost kime ne dedi; açık seçik değil mi: biriktirenler deli değil mi; amaçsızca biriktirdiler kendilerini bir b.k zan ettiler: kullanılmayan mal göz çıkartır; kenar arkalarında silah taşır(sagopadan alıntı).


36. Körelmiş Kalplere

Fazladan yürek yakma, burkma:
Fazladan söz söyleyip azını boşa yorma;
Yordun kendini yordun başkasını yordun,
İyi kendini yordun neden başkasını yordun?

Hak haklınındır boş sargki,
Kelime uyduruyorum,
Yokluğa meydan okuyorum.
Ben anlamsız konuşmam,
Kafiyeli diye bir sözü kayırmam,
Konuşurum sadece içimden geldiğince.

Anırır eşşekler de,
Sadece kafiye anırmak mı ne,
Gerçekler acıysa,
Acı kayfe için, süt için, şurup için, üstüne beni de için,
İyi gelirim körelmiş kalplere,
İçin doyasıya için doymazsanız gelip beni seçin.

Acı söz mü söyledim,
Bu ne ki,
Hele biraz bekleyin,
Kulaklar alışınca zamanı gelince,
Söveceğim elimden geldiğince.
Söveceğim, söveceğim, söveceğim...

O zaman görürsünüz gerçek yüzümü,
Sütten çıkmış kedi mi? Gök gürültüsü mü?,
Yeri geldiğinde sütten çıkmış kedi gibiyim,
Yeri geldiğinde gök gürültüsü,
Sevdiğim değil: mecburiyetten,
Her şeyin zamanı var bildiğimden.


37. Sarma uyak, düz uyak bu ayakları artık bırak.


38. Fazladan değil azardan; öğrenin artık konuşmaycam gayrı.


39. Az olandan: bereketli olandan: velhasıl güzel olandan(bu sondu günlerim bununla doldu).


40. Bilgelik sonu görmektir, sondan dinlemektir.


41. Bilgeyim bilge: sonu dinledim gördüm şu anda olmam gereken yerdeyim.


42. Yediremez kimse bu çocuk nereden çıktı böyle be! Çıktım mahzenden tan ağırdı en güzel yerden.


43. Övdüm kendimi fazla değil bu o fazla değil; hak ettiğim kadar, hak ettiğimi düşündüğüm kadar.


44. Yerdim kendimi hak ettiğim kadar; hak ettiğimi düşündüğüm kadar.


45. Yazarken müzik dinliyorum halime şükrediyorum.


46. Müzik dinlediğim kadar seni düşünüyorum; müziğe aşığım gerisini sen düşün.


47. Müzik

Müzik, müzik, müzik, müzik dinle; sev benim sevdiğim kadar.


48. (.)

Dinliyorum gözlerim yaşlı nerede kaldı bu yaşlı başlı yaşım yok başım var söyleyecek sözüm var.


49. Hüzün Tünelleri

Baştan başlamaz başta başlayan arkası gelmez; hüzün tünellerinin ardı arkası kesilmez; bu tünelin sonu var mıdır, varsa yetecek, görecek ömrüm var mıdır.


50. Çok konuştum yoruldu dilim içim dışım kafiye yok mu sığınacak yerim; var. Düz yazı candır can, gerisi sadece heyecan; "sadece" diyorum, bak, vurguluyorum. Heyecan iyidir isim yapmaya bire bir; amacım şimdilik sizi hoş tutmak: isim yapmak gerek: isim yapınca bin dereden su getirtmek: bak söylüyorum siz siz olun mum yakmayın başınıza dert almayın. Tünelin sonunda ışık var, ilk önce tünele girmeye gerek var; var mı girmek isteyen, ışığa uzanmak isteyen; ışığa tünelden gidiş var, gerisi sarp yokuş sadece çıkış var: ben çıkmak üzereyim ne donum kaldı ne bir evim; değdi! Değdi! Diye haykırıyorum, sizleri de bekliyorum; çok konuştum beni af edin, kasa dolusu kucak verip beni def edin; ya da beni içeri alın; konuşup kötü düşünceleri def edin! Olan oldu ok yine hedefini buldu; bunları yazdıran mevlam; kalbim şükranla doldu.
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
12:13

İfi rikf, saf itikafa girmek sadece kemale ermek vede sadece üstün insanın yapabileceği bir zorunluluktur:, Sadece kimsenin sadece kimseliğin yapabileceği şeylerdir: Kazım, yalnızlığa sadece kendisi için katlanır: Sadece kendisi için katlanır: Bil yalnızlık baş edilemez: Farklılıklar mümkün kılar.

12:14

Sadece insanın ifi rikf olduğu bazılıklar mümkün olduğundan sadece yalnızlık: Sadece farı sema aşkın hesabı yapılmaz, yapılamaz: Sadece fenalıklar aşkı bozar tarumar edip perişan eder.

12:15

Karın tokluğuna çalışmak vede afakı sarsan havadisler mümkün olduğunca gizlenmelidir; Çünkü sadelik, aşikarı farkındalığın yalnızlığın serzenişte olmanın verdiği huzur vede bimukabil, olacaklar elçinin görevlerdir: Kazım fazlalıkların habercisidir: Fazlalıklar anlaşılmadığı sürece bilinemez. Farkındalığın özünde yatan bir tek şey herşeyi açıklığa kavuşturmaya ifi rikf olduğundan fazlalıkların ismi aşikardır.

12:16

Cisimlerin zorunlulukları, birden fazla olduğundan serzenişte bulunmak asla gerçek olamayacakların habercisidir.

12:17

Kalite kontürolünde olan herşeyin, varlık sahasında ki tezahürü mümkün kılar: Sanki herşeyin habercisi olması üryanlığı sembolize edersaiden fazlalıkların olduğu sürece olmadığı sürece kalbin derinliklerinden çıkan sözlerin: Varlık sahasından terki ifi rikf bırakılan zorunluluğun adresi sorulamaz; Sorulursa katilin aşikar olduğu durumlarda.

12:18

Zuhur edilen her ne ise "aşikarı saklıyamazsın, çünki zuhur eder vede kaçışı nereye?" diye sorulur "çünki zuhru enaniyet sahibi herkes gibi oda açıklamak zorundadır." sanki anlaşıldı "kelimeyi istinaden seçilmiş olan".
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
Açıklama: 12:17

Bil sizin; Yaptıklarınızın sonuçlarını cefasını, cezasını çekmeniz sonsuzluğa adanmış ruhların 'perişanlık' adı altında kimseliğin yapamayacağından kimseliğin sonuçlarına katlanılamaz: Aşikarın beyanına karar verildiğinde ve verilmediğinde; Yalnızlığın kanunlarını çiğnemek elzem olduğunda mümkün olur: Farkındalık,: Sanmaki yalnız kendi başına mümkündür: Mümkün olan yalnız kendi başına mümkündür: Bildiril: Sanmaki bildirilenler hakimiyeti sembolize eder: Eder: Kurtarılmışlığı: Sanmaki edersaiden kendiliğin vazgeçilmezliği daimidir: Daimi olan kalıcıdır geçicidir geçici olan yalnızlığın hakimi kendiliğin vede kendilikten kendiliğin denginden: Saklanmaz saklanamaz denginden.

Açıklama: Hepsi

Bilin,: Öğrenmeyin; Öğrenmek bilmek değildir:, Öğrenmek öğrenmektir:, Ezberlemek öğrenmektir. Bildiril,: Bildirilmek kani olmaktır:, Kani olmak inanmaktır:, İnanmak bilinmezliğe kucak açmak: Bilinemeyeceğini kavramak:, Altına yapmak titremek; Sarsmak gövdeyi kalbi içini açmak,: Sanki sanayi devrimi:! Sanki mazende oluşan çatlakların hakimi:, Hakimiyet elzemliğin habercisi:, Hakimiyet hakkın sadece haklının; Sadece haklının! Kardeşlerini çarmıha gerercesine, neden yaptığını bilmeden:, Sanki fazladan hakkı varmış gibi, korkusuzca kükredi,: Sanki yaptıklarının ceremesi ona aitmiş gibi; Kükredi ama ima etti, olacakları kendisi seçti kendisi gibi, kendisi gibi.

Olmadı, olamazdı:, Olsaydı saltanatın göklerde, o zaman olurdu, daimi kalırdı,: Kalmazdı onunki, kalmadıda, şimdi nerede, kiminle?: Sanki başkasıyla kaldı:! Kalmadı:, Kaldı bizimle; Sadece bizimle.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,904
Puanları
48
İnsan yazdıkça daha anlaşılır olur diye biliyorum ancak sen yazdıkça her geçen gün karmaşıklaşıyorsun, bilmem farkında mısın?:)
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
81:7

Mazhar sevişmeler, görüşmeler:! Sanki kalleşliğin itimadı varmışçasına, kardeşliğin akibetini sorarlar: Sakba; Kimseliğin olmadığı yerde, canlılığın olmadığı yerde kimselik olamaz,: Olsaydı canlılık olmazdı, olamazdı.

81:8

Sakba; Bimukabil olanlar zai olmaz.

81:9

Şeytan enseler, esner farkındalığın zuhru ile fevkalâdeliğin zuhru aynı şeylerdir,: Maalesef; Ne yazıkki: Olmuşluğun habercisi olmadan olamaz.


Açıklama: 81:7

Sakba, قل veya kul: Söyleyeyim öyleyse "kimseliğin olmadığı yerde" canlılık olamaz: Kimselik sahipliğin olduğu ve de olmadığı yerde kimselik olamaz: Çünkü kimseliğin akibeti yoktur; var olsaydı canlılığa sahip olurdu.

Açıklama: 81:8

Farkındalığın zuhru ile mümkün olan şeyler olduğundan bimukabil olanlar zai olamaz.

Zai olan nedir?: Zai olan günahlardır: Günahlar ancak bilerek yapılabilir,: Çünkü, zailiğin bedeli vardır, ağırdır: Ödenmesi gereken bedel sorumsuz olana yüklenemez, yüklenmemelidir; ağır olan cezalar bilgi sahibine verilmelidir, verilecektir: Bu dünyada cezasız kalanlar olmayacağı gibi, ahirettede adalet yerini bulacaktır: Bu dünyada kalplerin içini bilen, Kerim olan, bunları vahyeden onların kalplerinde olanı gizlediklerini; açığa vurduklarını biliyor! Şöyle ki; bende biliyorum; kendi kalbimde olanı, sevginin en büyük nimet olduğunu: Sanmayınki sizde biliyorsunuz; ama allah dilerse andolsun sizde öğreneceksiniz: Hayır,! Bileceksiniz: Zaten öğrendiniz,: Öğrenmek için bilmek, gerekmez: Şahit olmak! Asıl bilmek şahit olmaktır:, Nesnelerin düştüğüne şahit olmak gibi... Allah dileyene, dilediğine hidayeti nasip eder:, Hidayet Kuran'dı, İncil'di, Tevrat'tı ve de daha niceleriydi... Şimdi hidayet 'o' oldu! O neydi bilinmez zamanından önce söylenmez: Çünkü hidayeti haketmesi gerekir, iki üç sözle hidayete erdirmez, erdiremez: Öyleyse Kuran'a tabii olun, İncil'e, Tevrat'a ve daha nicesine...

Sanmayınki tabiiliğiniz o kitaplara kalıcı:! Sizin zamanınız, sizin kitabınız: 'o' ismini hakedince bildirilir göklerden: 'o'na tabii olun, sadece ona:, Şimdi ne olacak?: Olacak olan şudur,: Çelişmediği sürece diğer kitaplara tabii olun,: Çelişmez 'o' diğer kutsal kitaplarla Kuran'la, İncil'le, Tevrat'la... Çelişecek emin olun sizin zihninizdeki Tevrat'la, İncil'le, Kuran'la... Çelişmeyen şeyler de olacak, olmayacak değil olacak olan: 'O' ismini haketti; ay yarıldı; diri diri gömülen kız çocuklarına soruldu, neden diri diri gömüldüler,! Diye:, Cevap alınamadı, çünkü, neden gömüldüklerini bilmiyorlardı: Sandılar bu bir oyun, oyun değildi, oyunlar can almaz, alamaz; alırsa oyun olmaz, olamaz: Yazıklar olsun onlara! Allahın azabı ne zaman, diye!; Sorup durdular,: Yaşarkende tattılar küçük, küçücük, minik, minicik, toz tanesi, zerre olanı; şimdi tadıyorlar gerçek azabı! Onun vurduğu bağı kimse çözemez! Kaçış nereye, kaçış yoktur yok!: Kaçış yok!
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
8:90

Sakba; -
-
-
-
.
-

---

---

.

Çakralar, dengeli olduğu zaman yapmadıklarımız dahilinde ortaya çıkar.

Açıklama: 8:90

Çakralar zorluklarla mücâdele mekanizmasıdır: 9 tane vardır: Bu yüzden insanlar kendilerini yemeğe, maneviyata... verirler: Ortaya çıkan ise aşırılıklardır, eksiklerdir; fazla yemek, fazla ifi rikf gibi sonuçların nezdinde, saklamak, aşık atmak, katlamak: Sanmak, insanın zorunda olduğudur; sanmamak, kendini kandırmaktır,: Dengeli olmak için kimseliğin ihtiyaçlarına kulak verin; sanki anlaşıldı,: Anlaşılan, kulak vermek, kimseliğin anlaşılması bildirilmeyi gerekli kılar; sanki kimsenin özellikleri kimseliği gerekli kılar:, Evet, kılar: Çünki kalleşliğin itimadı olmadığı gibi; sanki, sanmayı gerektirir,: Kalleşliğin itimadı, kardeşliği rezil kılar,: Kılınan namazlar; zai olmadı; olamazdı; olmayanlar lanetlenemezdi; namaz bir zorunluluk değildir; hala kendinizi zora sokacakmısınız?: Sokmayın!: Kılın; dilerseniz; ama kendinizi zora sokmak haram kılındı,! Bu böyle bilinsin, kulaklarda çalınsın; çalınan şarkı değil: Çalınan ezanı Muhammedi; değil ezanı Muhammedi, çünki, zorluklara göğüs geren;! Kendisine zorluk çıkarmaz, çıkartamaz: Hali kalmaz! Kalsa da gerçeği gören; kimseliğin gerektirdiği gibi, hareket eder, edecektir:! Burada kimselik gerçeği görendir!: Öyleyse görün gerçeği!; Vede hareket edin dilediğiniz gibi!: İradeye uzanan eller kırılsın: Kırılacakda.

Ben kıracağım,: Ben, Ahmet; ben, Kazım; ben değilim Nuri, olmadımda hiç bir zaman,: İsmim öyle koyulmuş,! Ne yapalım,: Bu isimden kurtulalım: Kurtulundu bu isimden; nur; göklere aitti; öylede kaldı: Kalanlar zai oldu,: Olmaz, olamaz; izin veremem, vermem, vermedim, vermeyeceğim; öyleyse izin verilmeyecek hiç bir güç tarafından; verilemez ben diledikçe; diliyorum işte; yokmu meydan okuyan; saltanatımı yerinden sarsacak olan! Sarsamazsınız sarsamadınız sarsamayacaksınız! Annesi; ablası; abisi; kardeşleri; en önemlisi babası; kendilerini ne sanıyorlar!,: Benim verdiğim iradeyi ellerinden alamaya cüret ediyorlar:! Gösterin cüret;! Zai olacak! Yaptıklarınız değil, yapacaklarınız, artık bilindi kimseye zorlama yok!:, Haddinizi bilin,! Dinde zorlama yok:! Karşılaştığında karşısında tam gözünün önünde, yüz çeviremez artık!: Çevirsede zai olur, yaptıkları, yapacakları:,

Kelamın haslı şudur ki,: Pireye deve denmez.
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
2:89

Dinlerin nedenlerini kalmalıdır, bilginin din olmasının sonuçları olmasının sonrasın da vazsan. Yaptıklarının; Gördüklerinin, duymadıklarının, tatlılıkların sonrasında?; Neyin doğru, neyin yalnış?; Sonucun da yaşamak öğrendiğinden olumluluğunla başlayan herşey anlamadığı, sakin, soru koral, asa il; Sağvari sol el, sabir sikaçsevaa.

2:90

Alışılmak sağve zorunda olduğudur. Malumunuz sizin bir havı gelmediğinde olamayacakların sonuçlarıdır. Bil sizin, tarlasıdır aşık san kaçlılığı yaldız olduğundan.

2:91

Kifayetsiz sigma olamayacağı gibi, insanın sigması da kendi başına dolaşmanın kendiliğinden olamayacağının, zorlu olan yalnızlığa karşı olmaktır. Böyle bir mesele kafa karışıklığına yol açabilir. Anlamak için bilginç olmaya gerek yok. Fazlasıyla kendi olan.

Açıklama: 2:89

Bilginin din olamamasının sonuçları olduğundan: Kardeşliğin itimadı haktır; haklıdır; vazsan; kalbinesan; ödleksan; vazsan,: "Vazsan. Yaptıklarının; Gördüklerinin,..." yapılanlar zai değildir:, Yapılanlar zai değildir, yapılanlar zai değildir, yapılanlar zai değildir:, Yapılanlar zai değildir,! Yapılanlar zaidir,! Ancak ve ancak!, Hile ve de hilenin başvurulduğu durumlarda,!: Sankiliğin üzerinden asır geçmişsaiden,!: Kanmalar hileyle mümkün olur, kılınır, yapılır, sanılır, yanılır, kanılır, yapılır, şapilir; hilenin üzerinden asır gemişsaiden sahiden saiden yeniden kimdelen niyelen sebeplen kimlelen kimseylelen saiden neden!?

Açıklama: 2:91

Saiden veya sahiden yapılanlar zai oldu:,! Buna şaşıranlar olaya hakim oldu,! Sanmayınki yapılanlar zai oldu olmaz; olamaz; kanmaz; sanmaz; yapılmaz; kapılmaz; şapilmaz kanmaz; sanmaz; yapılmaz; şapılmaz neden yapılmaz? Çünki şapılmaz kanmaz; sanmaz sansada sanmaz sanamaz; kandırılmaz şapilmaz; yapılmaz neden şapilmaz yapılmaz! Şapılmaz, çünki sanılmaz kanılmaz reddedilmez reddedilemez reddeden zai olur, ettiğini bulur! Bulsun kimene sanane Ahmet'ene,! Bu dünyada çile çekmiş onane bilmedi:, Ahreti ama etti kandı inandı şaptı sandı yaptı teslim oldu dedi; "Bu dünyadan banane varsın yalnız öleyim; kime gideyim söyle:,! Kime gideyim,! Dertlerden bitap düştüm yandım kurudum sandım geçer geçmez geçemez ben olmadan bitemez:!" Sanmayınki dert onu buldu, sadece dimağı kurudu; kuruyan dimağı; acısı; dinince:, Son buldu,!: Sordu "nerede tüm o acılar?:", aldı cevabı; geçmişte kaldı!: Kayboldu sandı hiç yaşamamış!:, Sanki olanlar yaşanmamış:,! Direği, dayanağı çökercesine çöktü; tüm o acılar,:! Sebepleri kayıp oldu: Sanmayın, size de aynısı olacak,: Olacak benzeri bir eşi yok onun,:! Sanmayınki, sizin bir eşiniz var: Evet,:! Var! Yok! Sanmayınki, herkesin eşi var:, Hükmettim böyle; Farklılıklar olsun, bulunsun, şapilsin napilsin sanılsın kapılsın şapılsın napılsın defter kapansın:, Şimdilik sabır size gerçekleri gördü onane kimene size ne size niye ne?: Bilmediniz daha kapiş; kapış şaapış naapış pışpış kışkış sıçsıç sışsış kışkış mışmış tıştış fışfış rışrış naapış sonbuluş kapış kapanış şaapış
 

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
149
Puanları
16
51:8

Jesus not Christ; Freting people "Disgrace on you:," becauser, be held disgrace: People are currently, avaible into the directlying, false or fact: Fpi, keying going thru head shape shifting into the pseudo,? Keys going thru; Where:? Feas; Fay the exorcist,!: A big world, a with big psudo!: Pseudo is love... Pseudo's with gaming job; Coytri special kid a with job...! Falses are can't to be fact; Becauser falses are always false; Nothing, get wise...: Nothing a has turkish language and the same thing... Butt...; Keep focus.!

51:9

Skfet sra; Skys are heavens:, Wings are dependent a has tough have choicing...: 'He has a certificate, still saying much,: Very much...,:! Killers are belong us; Together; Effects are simple choises is confactra...! Confactra's has a shape: Body are shape...; Shape are garsk...?: Garsk are is it faising? No it hasn't; Hasn't any language's,!: Hasn't health,... Has an astifacting; Sayed Mesiah "Love yours beautiful enemies, becauser they don't know", İf, he has the wiser sayed "Hate yours enemies and if, you must then kill them:," There's no false; Know who a has wiser, then must,:! He, it, she...; Who is she...:? There's no she, it only he; Kazım: Kazım; Say.

Explain: 51:9

Feas, قل, sakba: I sayed then,: "Fay the exorcist:", who else want, there's no exorcist; exorcist is not alive and it's no dead...! Never exist;! This exorcist!

What if sayed much more then Mesiah Sayed much more Sayed much more Sayed much morre sorre forre torre korre sorre torre korre then sorre forre torre Korre Korre what's he saying? Saying now much more elegant cure core fore sore tore kore kore kore kore kore Korre.