Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Karl Max - Yabancilasma Teorisi(Alienation)

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 3,677

heisenberg

Yeni Üye
Katılım
8 Ara 2010
Mesajlar
18
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
39
Alienation Nedir

insanın çevresinden, işinden, emeğinin ürününden ya da benliğinden uzaklaşma ya da ayrılma duygusunu dile getiren kavram.çağdaş yaşamın çözümlenmesinde çok kullanılan bu kavram değişik anlamlara gelir.

1)güçsüzlük: insanın geleceğini kendisinin değil, dış etkenlerin, yazgının, şansın ya da kurumların belirlediğini düşünmesi

2)anlamsızlık: herhangi bir alanda etkinliğin kavranabilirlik ya da tutarlı bir anlam taşımadığı ya da genel olarak yaşamın amaçsız olduğu düşüncesi.

3)kuralsızlık: toplumca benimsenmiş davranış kuralarına bağlılık duygusunun yokluğu ve dolayısıyla davranış sapmalarının, güvensizliğin, sınırsız bireysel rekabetin yaygınlaşması.

4)kültürel yaygınlaşma: toplumdaki yerleşik değerlerden kopma duygusu.

5)toplumdan yalıtlanma: toplumsal ilişkilerden dışlanma ya da yalnız kalma duygusu.

6)kendine yabancılaşma: insanın şu ya da bu şekilde kendi gerçekliğini kavrayamaması

Terimi en iyi bilinen anlamıyla karl marx kullanmıştır. marx’a göre bu kavram, insansal ürünlerin insanı boyunduruğu altına alan karşıt güçler haline gelmeleri ve bunun sonucu olarak da insanı insan olmayana dönüştürmeleri sürecini dile getirir. tarihsel süreçte insan , tarihsel ve toplumsal yasaların bilgisini edinip onlara egemen olamamasından ötürü, toplumsal gelişmeyi insansal özünü geliştirici bir biçimde geliştirememiştir. toplumsal yasaların bilincine varmadan toplumsal gelişmeyi bilinçle ve insanca yönetmek olanaksızdı. bu bilgisizliğin sonucu olarak, tarihsel süreçte hep kendisine yabancı, eş deyişle insansal olmayan ürünler ortaya koymuştur. bundan ötürü insan, yarattığı özdeksel ve tinsel dünyasını durmadan zenginleştirdiği halde bizzat kendisini özdeksel ve tinsel olarak durmadan yoksullaştırmıştır. bunun sonucu olarak insan, bizzat kendi kendisine yabancılaşmış ve insan olmayana dönüşmüştür.
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
122
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Açılıştaki altı madde aynı kelimeyi kullanıyor ama aynı şeyi söylemiyor. Önce ayrımı açmak gerek. Birinci, ikinci, beşinci ve altıncı maddeler bir öznenin hissettiği durumu tarif ediyor: güçsüzlük, anlamsızlık, yalıtılma, kendine yabancılaşma. Bunlar Melvin Seeman'ın 1959'da sosyolojide yaptığı ayrıma yakın. Dördüncü madde, yani kültürel yaygınlaşma, o listede yer almıyor ve görünüşe göre sonradan eklenmiş. Marx'ın kullandığı anlam ise bir ilişkinin yapısına işaret eder: emekçinin ürettiği nesne ona karşıt bir güç olarak döner ve emek süreci kendisine ait olmaktan çıkar. Birinci grupta yabancılaşan kişinin ne hissettiğine bakılır, ikinci grupta ise hissetse de hissetmese de içinde bulunduğu ilişkiye.

Bu ayrım açılıştaki bir iddiayı da sınar. Mesaj, yabancılaşmanın toplumsal yasaların bilinmemesinden doğduğunu söylüyor. Marx'ın 1844 El Yazmalarında ise emeğin ürününden, emek sürecinden, tür-varlığından ve insanın insandan yabancılaşması ayrı ayrı ele alınır. Bu dördünün hiçbiri salt bilgisizlikle açıklanamıyor gibi. Bir işçi süreci tam olarak kavrasa bile ürününü yine kendisine ait olmayan bir sahiplik düzeni içinde üretmeye devam eder. Yani bilginin yetmediği yerde, ne kadar bilmenin yeterli olacağı sorusu açık kalıyor.

Dolayısıyla iki ayrı mesele var: kavramın hangi düzeyde kullanıldığı ve yabancılaşmanın bilgiyle mi yoksa ilişkinin değişmesiyle mi aşılacağı. Bunları ayırmadan 'nasıl aşılır' sorusuna yanıt vermek zor.
 
Üst