Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

hepimiz soyu acaba ortak mı?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 4,733

flzf

Yeni Üye
Katılım
12 Mar 2009
Mesajlar
848
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yaş
39
Konunun açılışındaki düşünceler saçma konunun devamında bazı arkadaşlarında belirttiği üzere hasta sakat canlıların dünyaya gelmesi bu hastalığı yada sakatlığı taşıyan ortak genlerin buluşma ihtimalinin artmasından kaynaklanır.
Olaya din açısından bakacak olursak zamanın en akıllı filozofların dindarların deyimiyle peygamberlerin düşünceleri ile yaklaşmış oluruz .Fakat unutmayalımlı ki bu günün Lise öğrencisi binlerce yıl öncesinin bilim insanlarından daha bilgilidir olaylara bu yüzden din ile değil bilim ileyaklaşmak gerekir.
Ensest ilişkiler toplumda vicdanen red görmüş bir olay fakat bugün için binlerce yıl önce bu nasıldı kimbilir ve binlerce yıl sonra nasıl olacak.Mantıken düşündüğümüz zaman aralarında birinci derece kanbağı olan bireyler sevgi bağı ile birbirine bağlı olup doğal olarak bir koruma içgüdüsü ile birbirleri ile sevişmek istemezler bu tür düşüncelerin aklından geçmesinden bile ölesiye korkarlar. Bu annelik içgüdüsü babalık içgüdüsü vb şeyler hayvanlarda bile var olan mucizevi bir faliyettir.Yaratan bir varlık varsa ve bu içgüdüleri içimize yerleştirmişse insan soyunun çoğalması ve artması içinde gerekli ataları yaratmış olmalıdır.
Evrim açısından bakacak olursak maymun anne ve babadan tesadüf sonucu ilk insan dünyaya geldi Bu insan henüz tam gelişmemiş maymun la insan arası birşey olduğu için bir maymunla ilişkisi oldu ve o soydan maymun maymun insan arası bireylerin sayısı arttı son durumda birbirine daha çok benzeyen ve genleri hayatta kalmaları için daha olası bireyler zaman gittikce birbirlerini seçip ayrıldı ve bu şekilde ensest ilişkiler gerekmeden insan ırkının ilk atalarından oluşan gurup ortaya çıkıverdi.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Herkese merhaba,
Ben bu soruya ezoterik açıdan cevap vermek istiyorum. Bilim ve din 2 ayrı küme görüşüne de kesinlikle katılmıyorum. Dünyadaki insan türlerinin uzak akrabalıkları incelendiği zaman arada kopukluklar olduğu tespit edilmiştir yani bazı insan türlerinin atalarına ulaşılamamıştır. İnsan Adem ve Havva'dan türemiştir ancak hangi Adem ve Havva'dan türemiştir, asıl dikkat edilmesi gereken nokta budur. Adem ve Havva bir semboldür ve dünyaya bir çok Ademler ve Havvalar gelmiştir. Dini açıdan bakarsak zaten kutsal kitaplarda bahsi geçen bir çok helak olmuş kavim vardır.

Şimdi Ezoterizm açısından bu soruya bir cevap verecek olursak; insan genetik olarak çok uzak akrabalıklara sahiptir ancak asla enses boyutta değerlendirelecek yakın akrabalıklara sahip değildir. İnsan bedeni özel bir imalattır ve içine Allah tarafından ruh üflenmiştir yani her beden ayrı ayrı hazırlanmıştır. İlk insan Adem ve Havva da sadece bir semboldür ve bir çok Adem Havva yaratılmış ve insanlık bu şekilde çoğlamıştır. Bedenler özel imaalat ruhlar ise özde aslında birdir. Adem ve Havva dişil ve eril enerjileri temsil eder. Tıpkı bir pilin çalışması için + ve - kutba ihtiyaç duyulduğu gibi dünyanın ve tüm kainatın var olabilmesi için (+) artı ve - eksi enerjilere ihtiyaç vardır. Bu enerjilerin her boyutta yansıması farklıdır.

Kısaca insan bedeni özel bir tasarımdır ve tıpkı her parmak izinin eşsiz olması gibi insanlık da çok sayıda Adem ve Havva dan türemiştir. Dediğim gibi Adem ve Havva sadece bir semboldür. Tek bir Adem tek bir Havva yaratılmamıştır.
 

Analitik Notlar

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
243
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Ortak soy ile akraba evliliğinin zararı arasındaki bağ çoğu zaman tek bir önerme gibi konuşuluyor, oysa en az üç ayrı iddia içeriyor. Birincisi, bir popülasyonun geçmişte ortak bir atası olması. İkincisi, belirli bir çiftin yakın akraba olması. Üçüncüsü, küçük bir popülasyonun genetik olarak sürdürülebilmesi. Bunlar birbirinden bağımsız iddialar ve her biri ayrı bir yanıt istiyor. Birinci iddia bugünkü insanların birbirine çok uzak olduğunu söyler. Rastgele iki insan arasındaki genetik akrabalık, uzun kuşaklar boyunca soy hatlarının iç içe geçmesi yüzünden son derece düşüktür. Yani zararı doğuran şey ortak soyun varlığı değil, eşlerin yakın kuşaklarda paylaştığı atalardır. Adem ile Havva'nın tek çift mi yoksa çok sayıda ata mı olduğu, bugünkü bir evlilik için ayırt edici değildir. Asıl zor kısım üçüncü iddiada. Tek bir çiftin çocukları birbirleriyle evlenmek zorunda kalır ve bu kardeş evliliğidir. Kardeş evliliğinin zararı kuşaklar boyunca birikir, ama daha ağır bir sorun küçük nüfusun genetik sürüklenmesidir: çok küçük bir popülasyonda alleller rastlantısal olarak kaybolur ya da sabitlenir ve çeşitlilik hızla düşer. Seçilim zararlı çekinik alleli ayıklayabilir, ancak ayıklanan her allel genetik yükü azaltırken çeşitliliği de azaltır. Dolayısıyla 'asgari popülasyon büyüklüğü' sorusu, 'akraba evliliği mümkün mü' sorusundan ayrı bir sorudur ve ikincisine verilen yanıt birincisini kendiliğinden kapatmaz. Mitokondriyal Havva ile Y-kromozomal Adem kavramları da bu ayrımı destekler: farklı soy hatları farklı dönemlerde yaşamış atalara bağlanır, hepsi aynı çifte değil. Akrabalığın biyolojik mi kültürel mi bir kategori olduğu sorusu da buraya bağlanır; Lévi-Strauss'un ensest yasağını doğadan kültüre geçişin işareti olarak okuması bu iki düzeyi birbirinden ayırmayı zorunlu kılar.
 

Yeni Konular

Üst