Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Göç Destanı

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,855

rainbow64

Yeni Üye
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
331
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
38
Göç Destanı, bir Uygur destanıdır. Uygur Türklerinin ulusal birliğini koruyan tılsım bozulunca, yurtlarını bırakarak güney batıya doğru nasıl göç ettiklerini anlatır.
Uygurların vatanında “Hulin” isimli bir dağ vardı. Hulin dağından Tuğla ve Selenge isimli iki ırmak akardı. Bir gece oradaki bir ağacın üzerine gök yüzünden ilâhi bir ışık indi. iki ırmak arasında yaşayan halk bunu dikkkatle izlediler. Daha sonra ağacın gövdesinde şişkinlik oluştu, ilâhi ışık dokuz ay on gün şişkinlik üzerinde durdu. Ağacın gövdesi yarıldı ve içinden beş çocuk göründü. Bu ülkenin halkı bu çocukları büyüttü. En küçükleri olan Buğu Han büyüyünce hükümdar oldu. Ülke zengin halk mutlu oldu. Aradan uzun zaman geçti. Yulug Tigin isimli bir prens hakan oldu. Yulug Tigin, Çinlilerle çok savaştı. Bu savaşlara son vermek için oğlu Gali Tigini bir Çin prensesi ile evlendirmeğe karar verdi. Çinliler , prensese karşılık hükümdardan Tanrı dağının eteğindeki Kutlu Dağ adını taşıyan kayayı istediler. Gali Tigin kayayı verdi. Çinliler kayayı götürmek için kayanın etrafında ateş yaktılar, kaya kızınca üzerine sirke döktüler. Ufak parçalara ayrılan kayayı arabalara koyarak Çin’e taşıdılar. Memleketteki bütün kuşlar, hayvanlar kendi dilleriyle bu kayanın gidişine ağladılar. Bundan yedi gün sonra da Gali Tigin öldü. Kıtlık ve kuraklık oldu. Yurtlarını bırakarak göç etmek zorunda kaldılar.
Kaynak: Wikipedi
 

Tarih Meraklısı

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
69
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Tang kayıtlarında Uygur hanlarıyla kurulan evlilik ittifaklarından söz edilir, bu da destandaki gelin karşılığı kaya pazarlığını akla getiriyor. Belgelere göre iki taraf arasında hem askerî hem ticari yakınlaşmalar olmuş, prenses verilmesi bu siyasetin parçasıymış. Kutlu Dağ'ın istenmesi ve parçalanarak taşınması ise bu takasın sonradan mitolojik bir dille yeniden kurulmuş hâli gibi duruyor. Asıl ayrım bence şurada: kaybedilen bir düzenin sembolü olarak kaya mı sonradan eklendi, yoksa olay mı kaya etrafında efsaneleşti? Göçün Kırgız baskısıyla ilişkisini de ayrıca tartmak lazım.
 

Yeni Konular

Üst