Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Tanrının unutulan çocuklarını okuyorumda şu sıra bu konuda süper anlatımları var kendini ifade edememe durumuna dair,ve benim temel insani sorunumda bu.Fekat herkesin derdi ortak bu konuda ama asıl sorun şu anlamak kelimesi bir yanlış başlı başına.anlamak diye bir şey yok zaten.birileri bir içerik aktarır siz onu mutlaka yorumlasınız ve kendinize uyumlu varyasyonuyla algılarsınız dolayısıla anlamak kelimesi hatadır.
Düşüncelerimi aktarırken yaşadığım en büyük sıkıntı [MENTION=1740]muratkarahan[/MENTION] ın da belirttiği gibi karşı tarafın algısı-idraki oluyor. Kendimi ifade etmede sıkıntı yaşamam fakat karşı tarafa o düşünce nasıl yansıyacak diye düşünmek zorunda kaldığım anlar oluyor. Yazılı iletişimde özellikle burada çok yanlış anlaşıldığım anlar oldu ya da anlatmak istediğiminin hiç anlaşılmadığı zamanlar da oldu fakat hatayı kendimde değil başkalarında aramak ve bulmak sureti ile motivasyonumu düşürmemeyi başardım.🙂🙂
meyelan, 'anlamak' kelimesinin hatalı olduğunu söylediğinde şu soruyu düşündüm: Bir çocuk bisikletle ilk kez dengesini bulduğunda anladı mı? Annesi ona pedalın nasıl çevrildiğini anlatır, çocuk birkaç kez düşer, sonra bir gün gider. Bunu anlamak olarak adlandırmak yanlış mı, yoksa yalnızca anlatıdaki sözcüklerin çocuğun kendi deneyimine dönüşmesi mi? Her dönüşüm yorumsa, yorumsuz bir anlama hiç var olmamıştır; ama bu, aktarımın kusursuz olmadığını gösterir, anlamanın olmadığını göstermez. Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'daki özel dil tartışması buna biraz yaklaşır: bir sözcüğün anlamı tek bir zihnin kendi kendine koyduğu bir ölçüye bağlı değil, ortak kullanımda sınanıyor. Peki 'tam anlaşıldı' ile 'yeterince anlaşıldı' arasındaki sınırı hangi ölçütle çizeceğiz?