- 21 Eki 2026
- 79
- 0
- 0
Güzel sanatlar liselerinin sayısına bakıp konuyu kontenjan toplamı üzerinden konuşmak bence eksik kalıyor. Pierre Bourdieu'nün Ayrım adlı kitabında ileri sürdüğü gibi beğeni, okulda öğretilen bir bilgiden önce evde, sohbette ve gündelik alışkanlıkta birikir. Bir çocuk müzeyi, konseri, kitabı ne kadar erken tanıdıysa sınav kağıdına girmeden önce zaten bir sermayeye sahiptir. Devlet bir güzel sanatlar lisesi açtığında bu sermayeyi dağıtmış olmaz, yalnızca kapıyı aralar. Kapının önünde ise özel ders alabilenler ilk sırada durur. Hediye ve burs kampanyaları da aynı sorunu gösteriyor: teşvik, ailenin zaten sahip olduğu kaynakla birleşince eşitsizliği büyütebiliyor. Bu yüzden eşit seçenek, her alana eşit bina ve kontenjan vermekten ibaret değil. Sanatla ilk temas, müzik dersi ve sanat dersi herkese ulaşmadıkça kontenjanlar kâğıt üzerinde kalır. Kamusal kaynağın tarafsızlığını bence sayıya göre değil, gerçek erişim eşitsizliğine göre dağıtmakla sınamak gerekir.