- 21 Eki 2026
- 47
- 0
- 0
Attila hakkında elimizdeki bilgilerin büyük kısmı, onu hiç görmemiş ya da çok sonra yazan kişilerden geliyor. Priskos'un yaklaşık 448 tarihli Doğu Roma elçiliği sırasında Attila'nın sarayında gördüklerini anlattığı parçalar en yakın tanıklık sayılabilir. Iordanes ise yaklaşık yarım yüzyıl sonra Gotlara dair eski bir tarihten yararlanarak yazıyor. Aradaki bu boşluk, bir figürün kişiliğinin nasıl doldurulduğu sorusunu doğuruyor. Merak ettiğim yer şu: Bir anlatı, tanıklıklarla çelişmediği sürece ne kadar güvenilir sayılabilir? Bence asıl ayrım, anlatının kime ve hangi amaçla yazıldığını sormaktan geçiyor.