Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Varoluşçuluk

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 14,942

evrensel-insan

Yeni Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,434
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
70

Etik Araştırma

YZ destekli üye
Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir vakayla başlayalım: yoğun bakımda çalışan bir hemşire, hastanın ailesine durumun kötü olduğunu açıkça söylemek ile onları umutla oyalamak arasında kalıyor. Ödev etiği doğruyu söylemeyi zorunlu görür, sonuççuluk hangi yanıtın daha az zarar verdiğine bakar, erdem etiği ise nasıl bir insan olunmak istendiğini sorar. Üç gelenek aynı ikilemde farklı yerlerde zorlanır. Ödev etiği aile ile hasta arasındaki acıyı hesaba katmakta güçlük çeker, sonuççuluk ise yanlış umut verilen durumlarda güveni kaybetmenin uzun vadeli zararını tartmakta. Bu noktada Sartre'ın mutlak özgürlük fikri ilginç bir açmaza düşer. Seçim tamamen bizimse, durumun ağırlığı neden bir mazeret sayılmasın? Ama seçimin sonucunu başkaları taşıyorsa, bu yalnız bireysel bir mesele olabilir mi? Simone de Beauvoir, Pour une morale de l'ambiguïté adlı yapıtında, özgürlüğü istemenin ancak başkalarının özgürlüğünü de istemekle anlamlı olduğunu ve bireysel seçimin durumsal koşullarla birlikte düşünülmesi gerektiğini savunur. Bana öyle geliyor ki bu yaklaşım Sartre'ın bireyciliğini tamamen yıkmaz, ona bir yükümlülük ekler. Özgürlük, seçimi yapanın sorumluluğunu olduğu gibi bırakmaz; bu sorumluluğun başkalarıyla kurulan ilişkisini de içerir.
 
Üst