Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Sofistlerin genel düşünceleri Nelerdir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,492

dadas_mustang

Yeni Üye
Katılım
8 Ara 2009
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
bu konu hakkında bana yardımcı olabilirmisiniz😕
 

Süreyya Önal

Yeni Üye
Katılım
16 Nis 2010
Mesajlar
469
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
51
Merhaba, daha derin aydınlatacak arkadaşlar vardır mutlaka ama benim bildiğim.

Sofist;Merkeze insanı alan ve insana dair-göre olan'dan yola çıkarak(tikelden tümele) bilgiyi arayan-sorgulayandır, olgular üzere akıl yürütendir.

Her daim Ben'den bize'ye ideali; zaman/ mekanda somut olanı, ne-neden-nasıl düşünce matriksi ile sorgulayarak- pratiği/uygulanabilirliği olan bilgiye ulaşmayı hedefleyen düşünce insanı/felsefecidir.
 

Furkan Topal

Yeni Üye
Katılım
13 Eki 2010
Mesajlar
112
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
33
Birbirlerinden bağımsız olarak çalışan sofistler daha çok etik, siyasal ve toplumsal sorunlar üzerinde durmuşlardır.Bunlar;
  • Tek tek insana değer verilmesi
  • Hakim olan dinin devletin geçerlilikte var olan hukukun bağlarından kurtarılması
  • Her türlü yasanın yerine doğanın konulması
  • Zayıf muhakemeyi kuvvetli muhakeme haline getirmektir.
Kendilerinden önceki doğa filozofları temel maddenin ya da nedeninin ne olduğunu kendilerine sormuşlar; su, hava, ateş, toprak, atom,vb. şeklinde cevap vermişlerdi, sofistlerin ilki ve en ünlüsü olan Protagoras ise bu türden bir doğa felsefesinden uzaklaşmış, evreni bilmeyi dışta bırakmış ve temel nedenleri bu yönde arayışlara kuşkuyla yaklaşmıştır, insanı her şeyin ölçüsü kabul etmiş ve çelişmezlik ilkesini inkar etmiştir. Aynı zamanda Heraklitos’un her şeyin değiştiği önermesini Protagoras hiçbir şeyin belirli bir şey olamayacağı ve mutlak bir varlık aramanın anlamsız olduğunu öne sürerek reddeder. Bir diğer önemli sofist düşünür Leontinoi’li Gorgias varoluşu ve varoluşla ulaşabilmeyi imkânsız sayıyordu. Ona göre ne varlık vardır ne de varlığın bilgisi mümkündür, bilginin bir başkasına aktarılması söz konusu değildir. Sofistler insanları yetiştirmek üzere onlara bilgi ve hitabet sanatını öğretmeye çalışmışlardır, onlar aracılığıyla felsefe dış dünyadan insan dünyasına yöneltilmiş olmalıdır. Dil konusunda ilk incelemeler de bir anlamda sofistlere bağlıdır. Gorgios, Prodikos ve Hippias'ın eşanlamlılık, gramer ve biçimsellik konularında açıklamaları olmuştur. Aynı şekilde sofistler mantık üzerinde de durmuşlar ve önermelerin nasıl kanıtlanıp çürütüldüğüyle ilgilenmişlerdir. Felsefenin bir eğitim meselesi olarak uygulanması, toplumsal ayrımların ve eşitsizliklerin insan ürünü olarak değerlendirilmesi, herkesin eşit olduğu düşüncesinin geliştirilmesi, doğal hukukun savunulması, dinin ve tanrının reddedilmesi, sofistlerin belli başlı felsefi konularıdır. Bu şekilde sofistler, otorite ve geleneği (yasa, hukuk, sosyal ve ahlaki normlar vb.) sarsmışlardır.
Sofistlerin görüşleri konusunda en önemli kaynak Platon diyaloglarıdır. Platon,’Protagoras’ adlı eserinde bir sofist toplantısının renkli betimlemesini verir. ’Sophistes’ adlı eserinde ise sofistlerin görüşlerini tartışır.


Alıntıdır.
 

Estetik Felsefe

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
26
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir opera salonunda perde kapanırken seyircinin hiçbir şey kanıtlanmadan ağlaması, Gorgias'ın Helena Övgüsü'nde anlattığı şeye benzer bir durumu düşündürüyor. Gorgias'a göre Helena'nın kaçışı kadere, tanrıların iradesine ya da zor kullanımına bağlanabilir. Yine de söz, ilaçların bedeni değiştirmesi gibi ruhu da değiştirir; korku, acı ya da sevinç uyandırabilir. Bu düşünceyi kuran cümlelerin kendisi de okuyanı bir ses akışına sürükler.

Furkan'ın işaret ettiği 'zayıf muhakemeyi kuvvetli kılma' tanımı burada bir sanat sorununa dönüşüyor. Söz güzel kurulduğunda ikna edici olur, ama bu güzellik yanlış bir iddiayı doğru gibi taşıyabilir mi? Bence güzelliğin kendisi bir hakikat ölçütü değildir. Yine de Gorgias'ın tekniği ile tragedyanın etkisi arasındaki benzerlik, estetik deneyimin tamamen aldatmaca olmadığını da gösteriyor. Seyirci sahnedeki acının kurmaca olduğunu bilirken yine de bir şey öğrenir. Asıl zorluk, bu öğrenmenin hangi noktada manipülasyona dönüştüğünü ayırt etmekte.
 

Yeni Konular

Üst