Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Savaşlar üstüne

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 646

tazmanyayahnisi

Yeni Üye
Katılım
20 Eyl 2017
Mesajlar
148
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Arkadasım sen hiç adam öldürdün mü şöyle sorayım hiç tanıdığın birini öldürdüler mi ne kadar acı öyle değil mi senin gibi olan sana benzeyen ne bileyim otobuste yaşlılara yer veren pazar günü babasının arabasını yıkayan hayvanlarını otlatan ve cepheye hasbelkeder
sürülmüş birinin senin tarafından öldürülmesi ne demek sizce bu ne kadar doğru ...
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Can almak çok büyük yüktür, insan şayet nasıl bir bedel altına girdiğini bilseydi; asla yapamazdı. Vejetaryenleri de o yüzden çok takdir ediyorum, her can kıymetlidir. Bir başkasını ya da hayvanı nasıl bir ruh hali ile öldürmeye kalkarlar, hiç bilmiyorum. Avcılık da bana göre spor değildir. Şu da unutulmamalı ki: hayvan öldürenlerin, insan öldürmesi çok daha kolay oluyor. Hayvanların haklarının olmadığı ortamlarda, insan haklarından da konuşmak mümkün değildir.

Adorno'nun bir sözü vardır; "Auschwitz, bir insan bir mezbahaya bakıp "ama onlar hayvan" dediği zaman başlar. Doğayı ve hayvanları seven bireylerde, şiddet eğilimi çok daha az gelişiyor, bu durumda ilk adım hayvan sevgisi olmalı ki insanlar da korunabilsin.
 

Kimselcuk

Yeni Üye
Katılım
6 Ocak 2018
Mesajlar
30
Tepkime puanı
0
Puanları
0
İsteyerek yada istemeyerek cepheye gitmiş biri yeri geldiğinde mecbur karşısındakini öldürmelidirki kendi hayatta kalsın.
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
134
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Kimselcuk, mecbur kalmanın ahlaki bir mazeret olup olmadığını düşünmek bence yerinde bir başlangıç. Ama önce 'mecbur' kelimesine bakalım. Namlu sırtımıza dayalıysa tetiğe basmak zorunda kalmış oluruz, bunu kabul edelim. Peki karşımızdaki de tam aynı baskının içindeyse, yani o da bir tarlasından, bir işinden alınıp getirilmişse? Onun için de aynı cümle geçerli değil mi? Bu durumda iki taraf da mecbur, ve hayatta kalma gerekçesi bir yandan diğer yana kayıyor. Walzer, savaşın haklılığından bağımsız olarak savaşçıların ahlaki olarak eşit sayılması gerektiğini savunur. Bu fikre göre zorla gelen de gönüllü gibi değerlendirilmeli. Emin miyiz ki bu eşitlik bizim sezgimize uyuyor? Yoksa ölmemek için öldürmek herkesin kendi tetiğini aklayabileceği bir kapı mı açıyor? Bence sorunun kalbi, zorunluluğun derecesini nasıl ölçeceğimizde. Baskının ne kadarının bir kişiyi ahlaken serbest bıraktığını hangi ölçüyle söyleyeceğiz, ve o ölçü öldürülen kişinin de aynı ölçüye tabi olup olmadığını hesaba katıyor mu?
 
Üst