Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Ruhun Ölümsüzlüğü

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 2,836

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,906
Tepkime puanı
174
Puanları
63
Bir tartışmada, karşınızdaki kişi, şeylerin özünü gittikçe daha iyi bir biçimde açıklayan deyişler buluyorsa ve eğer, Sokrates'in sorular sorduğu köle, bir karenin köşegeni üstünde çizilen bir ikinci karenin birincisinin iki katı olduğunu bulabiliyorsa, "bilim, daha önce edinilmiş bir bilginin yeniden akla gelmesi ve anımsanması" demektir (Menon, Phaidon) ve ruh bunu, tenleşmeden önce edinmiştir. Dolayısıyle, ruh bedenden önce vardır. Öyleyse bir bedenin içine girmeden önce ruh, gökyüzü tanrılarına, dairesel dönüşlerinde eşlik ediyordu ve bundan dolayı gökyüzü üstündeki bir yerde, İdeaları, yani o renksiz ve biçimden yoksun gerçeklikleri görebilmişti. Phaidros'taki mitte ruh, kanatlı koşum hayvanları biçiminde canlandırılmıştır. Biri çok iyi, öbürü çok kötü huylu olan ve bir sürücü tarafından yönetilen iki at söz konusudur burada. Bileşik bir yapı taşıyan bu ruh görüşü, Devlet'te yer almaktadır ve Timaios'ta daha da belirginleştirilmiştir.

Gorgias'ta, Phaidon'da (Sokrates'in son anlarını anlatır), Devlet'te ve Phaidros'ta yer alan öbür mitlerde, ölümden sonra ruhun başına neler geleceği (yeryüzüüstü yaptırımlar, başka bedenlere girmeler) anlatılır ve bu mitler, eflatuncu ruhun ölümsüzlüğü inancını, canlı ve inandırıcı bir biçimde sunarlar.
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
36
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Köle çocuğun köşegen sorusunu çözdüğünü kabul edelim. Yine de şunu sormak gerekir: çocuk yalnızca birkaç yönlendirici soruyla bu sonuca varıyorsa, bulunan şey dışarıdan hatırlanmış bir bilgi mi, yoksa sorunun içine zaten yerleşmiş bir yetenek mi? Chomsky, Cartesian Linguistics adlı yapıtında bu soruyu Platon'un problemi olarak ele alır: çocuklar dili, aldıkları sınırlı ve dağınık girdiye rağmen, kurallarını dinleyerek öğrenemeyecek kadar karmaşık biçimde kavrar. Buradan çıkan sonuç ruhun eskiliği değil, zihnin doğuştan bir yapıya sahip olmasıdır. Yani Platon'un ihtiyaç duyduğu önceki bir yaşam olmadan da bilginin içeriden gelmesi açıklanabilir gibi görünüyor. Ama bu, ölümsüzlük savını ayakta bırakır mı? Doğuştancılık ruhun bedenden önce var olduğunu göstermez; yalnızca anımsamanın bu tür olguların tek açıklaması olmadığını gösterir. Peki anımsamayı diğer açıklamalardan ayıran şey ne olurdu: bilginin kaynağı mı, yoksa onu bizde ortaya çıkaran sürecin kendisi mi?
 
Üst