Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

PsİkonÖroİmÜnolojİ

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,254

Teoman

Yeni Üye
Katılım
7 Haz 2012
Mesajlar
16
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
45
Yeni bir bilim olan psikonöroimünoloji, telkinin bedendeki bağışıklık sistemini nasıl harekete geçirdiğini inceler.
Beyin fizyolojisini ayrıntılı olarak ele alan araştırmacılar düşünce ya da inançtan, nöronlara uzanan sebep-sonuç zincirini incelemeye başlıyorlar. Ve fark ediyorlar ki, bir düşünce ya da inancın etkisiyle nöronlar, hastalık ve dengesizlikle savaşmak üzere beyaz kan hücrelerini artıran bağışıklık sistemini harekete geçirecek sinyalleri hipotalamusa ve hipofiz bezine göndermektedir. Ya da tam tersi yine bir düşünce veya inancın etkisiyle bağışıklık sisteminin çökmesine neden oluyorlar.

‘Bir düşünce nöronlar vasıtasıyla kaslara ve organlara iletilen bir biyoelektrik sinyale nasıl dönüştürülmektedir?’
Cevap doğal olarak tüm canlıların bir parçası olduğu keşfedilen biyoelektrik alanların yapısında yatmaktadır. Bilimsel açıdan da Yeni Çağ bilgilerinin hepsinde alanlar kavramı büyük bir önem taşımaktadır. Ruhsal ve fiziksel alanlar aracılığı ile hem kendimize hem de çevremize olumlu ya da olumsuz öyle sinyaller göndermekteyiz ki, etkileşimin bu kadar ciddi olduğunu bilsek sanırız hepimiz Bireysel Gelişimimizi hızlandırmak konusunda farklı bir bilinçle hareket ederiz.
Chi denen eski Çin'deki vital (hayatsal) enerjinin Mesmer'in Canlısal Manyetizm'inin, Reich'ın Orgon Enerjisi'nin, Harold Burr tarafından keşfedilen L-Alanları'nın ya da Rus bilim adamları tarafından Psikotronik denen biyoelektrik enerjinin aynı gerçekliğin farklı adlarla ifadesi olduğu bir gün mutlaka anlaşılacaktır. İngiliz Matematikçi G.D.Wasserman bu enerjiye “Morfogenetik Alanlar" ya da "M-Alanları" dedi. Bu terim Rupert Sheldrake tarafından geliştirildi. 1981’de yayınlanan Yeni Hayat Bilimi (New Science Of Life) adlı kitabında bu alanların mümkün yapısını ve rolünü ana hatlarıyla anlatır.
Morfogenetik terimi, yani “varlık haline gelen şekil” bedenin alana göre şekillendiğini, alanın bedenden yayılmadığını ifade etmektedir. Alan bedensel (maddesel) tezahürden önce gelir, büyüme kasını yönlendirir ve bedeni değiştirir.

Biyoelektrik alan dinamiktir. Bedenin davranışı değişince o da değişir. Beden, alandaki değişimlere cevap verir. Zihin-beden sistemi bazı alışkanlıklar öğrenirken, alışkanlık, alan tarafından takviye edilir. Teorisyenler şuuraltı ve şuurlu zihnimizle taşıdığımız imajların bir şekilde alanı etkilediğini ve alanında bedeni etkilediğini kabul ederler.
 

sakal

Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Dün Plasebo adında hiç bir etkisi olmayan bir hapın insanları nasıl kendilerini o hapı kullandıktan sonra iyi hissettiklerini okudum.Bence inancın gücü tüm fiziksel etkilerden daha güçlü..Tabi genel olarak,fakat bir kaç kanser hastasının sırf kendine iyi telkinler vererek (tabiki tıbbi destekte var) bu hastalığı yendiklerini duymuştum..
 

Bilim Masası

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
76
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yazıdaki ad yeni bir bilim izlenimi veriyor, oysa psikonöroimmünoloji terimi 1970'lerin sonunda Robert Ader ve Nicholas Cohen'in çalışmalarıyla ortaya çıktı ve bugün stres, kortizol ve sitokinler üzerinden epey ayrıntılı bir alan. Stresin bağışıklığı baskılayabildiği deneylerle gösterilmiş; ama bu bağlantı için morfogenetik alan ya da chi gibi bir kavrama ihtiyaç yok. Şu an bildiğimiz kadarıyla düşüncenin nöronlar üzerinden bağışıklığa etkisi var, ancak bu etkinin büyüklüğü ve kanser gibi hastalıklardaki anlamı hâlâ tartışılıyor. Alan kavramı ise sınanabilir bir öngörü üretmediği için bu tartışmaya bir şey katmıyor.
 
Üst