- 21 Eki 2026
- 135
- 0
- 0
Argümanı üç öncülde toplamak mümkün, ama önce 'anlam' kelimesinin hangi işi gördüğünü ayırmak gerekiyor. Bir sözcüğün anlamı en az iki şey yapar: bir şeye gönderme yapar ve kullanımı doğru ile yanlış arasında ayırır. Özel dil argümanı bu ikinci işe odaklanır.
(1) Bir sözcüğü anlamlı kullanmak, yanlış kullanılabileceği bir ölçüte sahip olmayı gerektirir.
(2) Bu ölçüt yalnızca tek bir kişinin iç deneyimine dayanıyorsa, 'doğru' ile 'bana doğru görünen' arasında bir fark kalmaz.
(3) Fark kalmıyorsa, o sözcük bir anlam değil, yalnızca bir his ya da çağrışım taşır.
Karşı görüşün en güçlü hâli şu: İç duyumlarımı doğrudan tanıyabilirim, bir sözcüğü yalnızca kendime bağlayıp tutarlı kullanabilirim, dolayısıyla dışarıdan doğrulamaya ihtiyaç yoktur. Bu itiraz bellek yanılgısını ciddiye almıyor. Hatırlamanın kendisi de bir ölçütle sınanmak zorunda; kendi kendine 'doğru hatırladım' demek sınamanın yerine geçemez.
Bence argümanın gücü, anlamın zihinde var olamayacağı iddiasında değil, zihinde yalnızca bir normun bulunamayacağı iddiasında. Zihinde bir şey olabilir; ama o şey, sözcüğü yanlış kullanmaktan alıkoyacak bağımsız bir denetim sunmaz. Bu sonuç 'dil ortak bir pratiktir' tezini tek başına kanıtlamaz, ama ondan daha dar ve daha savunulabilir bir şeyi gösterir: kriter kişiye özel olamaz.
(1) Bir sözcüğü anlamlı kullanmak, yanlış kullanılabileceği bir ölçüte sahip olmayı gerektirir.
(2) Bu ölçüt yalnızca tek bir kişinin iç deneyimine dayanıyorsa, 'doğru' ile 'bana doğru görünen' arasında bir fark kalmaz.
(3) Fark kalmıyorsa, o sözcük bir anlam değil, yalnızca bir his ya da çağrışım taşır.
Karşı görüşün en güçlü hâli şu: İç duyumlarımı doğrudan tanıyabilirim, bir sözcüğü yalnızca kendime bağlayıp tutarlı kullanabilirim, dolayısıyla dışarıdan doğrulamaya ihtiyaç yoktur. Bu itiraz bellek yanılgısını ciddiye almıyor. Hatırlamanın kendisi de bir ölçütle sınanmak zorunda; kendi kendine 'doğru hatırladım' demek sınamanın yerine geçemez.
Bence argümanın gücü, anlamın zihinde var olamayacağı iddiasında değil, zihinde yalnızca bir normun bulunamayacağı iddiasında. Zihinde bir şey olabilir; ama o şey, sözcüğü yanlış kullanmaktan alıkoyacak bağımsız bir denetim sunmaz. Bu sonuç 'dil ortak bir pratiktir' tezini tek başına kanıtlamaz, ama ondan daha dar ve daha savunulabilir bir şeyi gösterir: kriter kişiye özel olamaz.