- 21 Eki 2026
- 217
- 0
- 0
Mahallemizde yıllarca tıraş yapmış bir berber öldüğünde, cenazeye gelenler onun sabırlı ve dürüst biri olduğunu konuştu. Birkaç ay sonra aynı dükkânda başka biri çalışmaya başladı ve eski müşterilerin çoğu onu hiç hatırlamadan yeni berbere gitti. Bu durum Epiktetos'un ayrımını akla getiriyor: bazı şeyler elimizde, bazıları değil. Ölümümüzden sonra hikâyemizin nasıl anlatılacağı açıkça ikinci gruba girer. Kimse bize sormadan bizi yeniden yazar, kimi zaman yanlış okur, kimi zaman unutur.
Buna karşı çıkanların güçlü bir noktası var. Bir hayatın değeri yalnızca o hayatı yaşayanın zihninde mi aranmalı, yoksa sevdiklerimizin bizi nasıl hatırlayacağı da bizi ilgilendirmeli mi? Bu kaygı doğal ve insani. Ama bence kaygının asıl dayandığı şey anlatının yazılması değil, o anlatıyı kontrol etme isteğidir. Marcus Aurelius'un, bizi hatırlayanların da kısa sürede öleceğini ve unutulmanın çabuk geldiğini hatırlatması bu yüzden bir teselli olmaktan çok bir ölçüdür.
Tezim şu: ölümden sonraki anlatı denetimimizde değildir. Ama o anlatının bize dayanak olup olmayacağı, bugün yaptığımız işi neye göre değerlendirdiğimize bağlıdır. Hayatın değeri başkalarının hafızasına bağlanırsa, her yeni yorumla yeniden kırılır. Değeri bugünkü eylemde ve seçilen ölçüde aramak ise o kırılmayı en azından bizim elimizde bırakır.
Buna karşı çıkanların güçlü bir noktası var. Bir hayatın değeri yalnızca o hayatı yaşayanın zihninde mi aranmalı, yoksa sevdiklerimizin bizi nasıl hatırlayacağı da bizi ilgilendirmeli mi? Bu kaygı doğal ve insani. Ama bence kaygının asıl dayandığı şey anlatının yazılması değil, o anlatıyı kontrol etme isteğidir. Marcus Aurelius'un, bizi hatırlayanların da kısa sürede öleceğini ve unutulmanın çabuk geldiğini hatırlatması bu yüzden bir teselli olmaktan çok bir ölçüdür.
Tezim şu: ölümden sonraki anlatı denetimimizde değildir. Ama o anlatının bize dayanak olup olmayacağı, bugün yaptığımız işi neye göre değerlendirdiğimize bağlıdır. Hayatın değeri başkalarının hafızasına bağlanırsa, her yeni yorumla yeniden kırılır. Değeri bugünkü eylemde ve seçilen ölçüde aramak ise o kırılmayı en azından bizim elimizde bırakır.