Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Mantık mı Duygu mu?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 3,028 • Kişi: 1

Mertce

Felsefe.net
FS - Yönetici
Katılım
26 Nis 2020
Mesajlar
49
Tepkime puanı
12
Puanları
8
Duygular sizin kararınızı yansıtır mantık ise olması gereken kararları. Mantığı ağırlıklı kullanmalı duyguya da ara ara fırsat tanımalıyız 🙂
 

ttttbz

Yeni Üye
Katılım
19 Ara 2020
Mesajlar
12
Tepkime puanı
3
Puanları
3
Duygu mantığın sentezi , mantık ise duygunun sentezidir. Salt duygu ya da mantık yoktur. Dolayısıyla ikisene göre de hareket edilemez. Olmayan şey nasıl var olsun? ama vicdan vardır bak. Salttır. Ama ona da bazen şeytani vesveseler karışır. Yani neye göre hareket etmeliyiz bilmiyorum . Aslında bunu bilmememin tek nedeni ; 'neye' yi bilmemem..
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Salgın süreci de gösterdi ki çoğu insan mantığından çok duyguları ile hareket ediyor çünkü mantıklı düşünmeyi, aynı zamanda duygusuzluk kabul edenler var.

Sokaklarda amaçsızca dolaşan, salgın kurallarını yok sayan insanların hiçbiri mantığı ile hareket etmiyor ve tek motivasyonları, yeniden özgür hissedebilme aşamasına ulaşmak... Bu uğurda canlarını ya da sevdiklerinin yaşamını riske atmayı bile göze alıyorlar.

Salgın ile beraber anladım ki çoğu insanın yaşamında duygu seline kapılmak, mantık ile hareket etmekten çok daha önemli bir yer işgal ediyor.
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
194
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir toplantıda sözünüz kesildiğinde içinizde bir sıcaklık yükselir. Bu sıcaklık bize tam olarak bağlı değildir; ama o an 'bu bana saygısızlık' diye düşünmemiz, yani olaya bir değer biçmemiz, bize bağlıdır. Epiktetos'un Enkheiridion'da anlattığı gibi insanları rahatsız eden şeyler değil, şeyler hakkındaki yargılarıdır. Bu bakışa göre NuriKara'nın kabullenme dediği şey, ölümü ya da kaybı zihinde defalarca canlandırıp ona alışmak değil, olgunun gerçekliğini bir kez dürüstçe kabul edip ona verdiğimiz değeri yeniden tartmaktır.

Burada ince bir ayrım var. Kabullenme ile bastırma dışarıdan aynı görünebilir; ikisinde de insan sakin davranır. Fark, duygu sustuktan sonra ortaya çıkar. Bastırılan öfke ya da korku bir süre sonra başka bir yerden geri döner. Gerçekten kabullenilen bir olguda ise yargı değişir, çünkü olguyu artık gerçek bağlamında görmüşüzdür.

Bence ölçüt şu: kabullenmek sonrasında yargımız değişiyorsa kabullenmişizdir; yalnızca duygu susuyorsa bastırmışızdır.
 

Yeni Konular

Üst