Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kimyasal karsinojenler (kanser yapıcı maddeler)

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,564
F

faust

Ziyaretçi
Yapılan birçok araştırma,kanser yapıcı maddelerin (karsinojen/kanserojenlerin) bir kısmını aromatik hidrokarbonların (yani basit yapıda ki benzen ve türevlerinin) olduğunu göstermiştir.Örneğin 1800’lü yılların başına doğru ,bir tıp doktoru baca dumanlarından çıkan kalıntının,fareleri hasta edici bir yapıda olduğu tezini savunmuştur.150 yıl sonra ise yapılan araştırmalar bu tezi destekleyip,kansere yol açan kimyasal maddenin ise benzopiren maddesi olduğu belirlenmiştir.Bu yüzden kanser yapıcı bu maddenin ilk sentetik olarak antitoksin olarak üretilmesine sebep olmuştur.
Bu yapının esasında kanser yapıcı yanı metabolit denilen bir kimyasala yüksetlgenmesidir,burada benzopiren birçok enzim tarafından karaciğerde katalizlenerek bir epoksit oluşturarak DNA ile reaksiyona girerek hücrede ölümcül olmayan bir şekilde mutasyona uğrayarak kontrol edilemeyen bir tümör hücresine sebep olur.Benzenin az bir oranı ise fazla bir etkiye sahip olmayıp yüksek bir miktarıa maruz kalınması tehlikeli boyutlara getirebilir hücreyi.
Kanserojen maddeler esasında oluşum aşamasında sadece birer nükleofillik reaksiyonları içine alır ve bir çok alkillenme reaktifleri bu aşamada görev alırlar,burada en etkin kanserojen maddeler ise klorometil eter ve 2-kloroetildir.Kanser hücreleri bir çok yer değiştirme reaksiyonu vererek de yeni kanser hücrelerine neden olurlar.Örneğin bir dizi kanser hücresi aminlerle,tiyollerle ve karboksilli asitlerle birleşerek yeni kanser hücreleri oluştururlar,bunlarda hücrede bir dizi hastalıklara ve hücresel bozukluklara neden olurlar.Basit bir kanser yapıcı olan azotlu hardal maddesi,bir çok tedavide kemoterapik madde olarak görev yapıp,bir çok kanser hücresinin oluşmasına ve fonksiyonel biz dizi bozukluğa engel olması adına yararlı bir madde olarak karşımıza çıkar ve kanser hücrelerinden daha hızlı bölündüğünden daha kararlı bir yapıdadır ve diğer kimyasallar bu yapıya göre daha hassas ve zararlı etkiler yaratırlar.

İsmail Çelik

Kaynak:
R.C.Atkins,F.A.Carey - Organic Chemistry (Çev.edit : Prof.Dr.Gürol Okay,Prof.Dr.Yılmaz Yıldırır-Bilim yayınları - 2009)
 

Bilim Masası

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
224
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Faust'un anlattığı mekanizma büyük ölçüde doğru, ama benzo[a]pirenin kendi başına DNA'ya zarar vermediğini de eklemek gerekir. Vücut ona karşı bir savunma da başlatıyor: AhR reseptörü aktive olunca CYP1A1 gibi enzimlerin üretimi artıyor ve bu enzimler maddeyi hem zararsızlaştırmaya hem de epoksite çevirmeye çalışıyor. Epoksit hidrolaz (EPHX1) bu epoksitlerin önemli bir kısmını etkisiz diollere dönüştürüyor, yani sonuç büyük ölçüde iki yolun dengesine bağlı. Bu denge kişiden kişiye genetik farklılıklarla değiştiği için aynı maruziyetin herkeste aynı sonucu vermemesi şaşırtıcı değil. Bildiğimiz kadarıyla bu dengenin hangi noktada kanser riskine dönüştüğü hâlâ tartışmalı.
 

Yeni Konular

Üst