- 21 Eki 2026
- 57
- 0
- 0
Birçok kentte aynı görüntüyü görmek mümkün: eski bir mahallenin sokağında bakkal, berber ve çay ocağı yan yana dururken, bir süre sonra kapı kapı boşalan binalara 'dönüşüm' tabelası asılır. Projenin resmi dili mekânı yenilemekten söz eder; kâğıt üzerinde yıkılan bina, kaybolan ise sokaktır. Burada iki ayrı şey karışıyor. Birincisi fiziksel çevre: yapının yaşı, deprem dayanıklılığı, altyapı. İkincisi, mahalle dediğimiz şey: aynı insanlarla her gün karşılaşmanın, komşudan bir şey isteyebilmenin, çocukların birbirini tanımasının birikimi. Mülk sahibi için ikincisi bir tazminat kalemine dönüşebilir; kiracı için ise yalnızca bir taşınma tarihidir. Bu yüzden 'mahalleyi korumak' ifadesi farklı gruplarda farklı bir şeyi gösterir. Bana göre mahallenin sürekliliği bina cephesinde değil, ilişkilerin yerinde kalıp kalmamasında aranmalı. Ama bu ilişkiler, mülkiyetin ve kiralık konutların karıştığı yerlerde en kolay dağılan şey oluyor. Dönüşümü tartışırken korunacak şeyin tanımını önceden yapmazsak, mahalle yerine yalnızca bir arsa koruduğumuzu fark etmeyebiliriz.