Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Kendilik nedir?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 3,859

cogito

Yeni Üye
Katılım
30 Ocak 2010
Mesajlar
198
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
''Kendilik kendini kendisi ile ilişkilendiren bir ilişkidir veya ilişkinin kendisini kendisine ilişkilendirdiği ilişkidedir; kendilik ilşki değildir ama ilişkinin ilişkinin kendisini kendine ilişkilendirmesi olgusudur.'' Kıerkegaard
 

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,906
Tepkime puanı
174
Puanları
63
Kohut’un anahtar kavramlarından birisi olan “kendilik nesnesi” çocuğun ve hatta erişkinlerin narsistik libido ile yatırım yaptıkları,gözlerinde kendi teşhirci ve büyüklenmeci kendiliklerini gördükleri kişiye-çocuk için hemen her zaman anne veya anne temsilcisi- verilen addır.
İlksel kendilik nesnesi çocuğu “gözleyen” olarak varolur ve başlangıçta çocuğun kendi benliğinden ayırt edilmez.Nesneye yatırılan libido narsistik libidodur ve nesneye çocuğun kendisine davrandığı gibi davranmaya eğilimlidir.Narsistik kişilik bozukluklarında yapılan aktarımın boğucu etkisi narsistik libidonun baskısından kaynaklanır.Narsistik libido aktarım esnasında terapiste yansıtılır.Bu aktarım nevrozunda odipal döneme ait ensest yönelimli dürtülerin terapiste yansıtılması ile karıştırılmaması gereken bir durumdur.
Arkaik kendilik nesnesinden dönüştürmeli içselleştirme ile oluşan benlik dokusu (ruhsal yapı) ve nesne libidosunun kullanıldığı olgun nesne yatırımları/ilişkileri (nesneye yönelik narsistik değil libidinal ve saldırgan itkiler barındıran) sayesinde nesnelerin kendilikten bağımsız güdülenmeleri ve tepkileri kabul edilmiştir.

Eğer narsistik yatırım yapılarak idealleştirilen nesne odipal veya gizil dönemde hayal kırıklığı yaratırsa dönüştümeli içselleştirme süreci o noktada durur.Sağlıklı bir üstbenin içermesi gereken gururun benlik saygısı için elzem olduğunu biliyoruz.Bu durumda benlik saygısı düşük ve idealleştirilmeye çalışılan figürlerin onayına bağlı olacaktır.Öte yandan nesneye yönelik libidinal ve saldırgan yatırımlar doğru biçimde yapıldığından kişinin ebeveyninden kaynaklanan kendi değer yargıları,standartları,hedefleri yerli yerinde olacaktır.
Demek ki narsistik idealleştirici sürecin kesintiye uğraması esasen “benlik saygısını” ve yaşantıdan alınan “ doyumu” engellemektedir.
 

cogito

Yeni Üye
Katılım
30 Ocak 2010
Mesajlar
198
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
48
'' İnsan tindir. Ama tin nedir? Tin kendiliktir. Ama kendilik nedir? Kendilik kendi kendisiyle ilgili olan bir ilişkidir veya ilişkinin kendisinin kendisiyle ilgili olduğu bir ilişkinin içindedir; kendilik ilişki değildir ama ilişkinin kendi kendisiyle ilgili (olması olgusundan ibarettir)i İnsan sonluyla sonsuzun, geçiciyle ezeli ve ebedinin, özgürlikle zorunluluğun bir sentezidir, kısaca bir sentezdir. Bir sentez iki faktör arasınd bir ilişkidir. Böyle ele alındığında, bir insan henüz bir kendilik değildir.'' Kıerkegaard
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
sorgulamak, kendi dışına çıkarak "ben" olanı aramaktır. dıştakinin şekilendirdiği olan değil kendinin dışta olanla diyalektik etkileşiminden dolayımlı kendi şekillendirdiği kendi olandır. tin/ruh ondan ayrı değildir/o, tin/ruh ve kendi olmakla bir bütündür; ki, değilse o yok demektir. böyle ounca birey-toplum ikilemi ortadan kalkacaktır; birey sonuçta ten/ruh-tin ile kendi olsun olmasın sosyal dokudaki yerini alacaktır. kendin olmak ayraç içinde farkını koruyacaktır.
 
M

monaliza

Ziyaretçi
Kendilik; kişinin özü, olduğu gibi olmasıdır.
Özentiden uzak kalmasıdır.
 

Furkan Topal

Yeni Üye
Katılım
13 Eki 2010
Mesajlar
112
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Yaş
33
Kendilik; kişinin özü, olduğu gibi olmasıdır.
Özentiden uzak kalmasıdır.

Özentilik, yanlış algılanmamalı. Kime özenildiğinede dikkat edilmeli. Zaten özentilik, karakter oluşumunda önemli bir parçadır. Annene babana özenirsin, yakınlarına özenirsin, biraz daha büyür süper kahramanlara özenirsin, biraz daha büyür Nietzsche'ye Schopenhauer'a özenirsin. Ve sonunda kendi karakterinin oluşmasına yardımcı olursun. Sonrada buna, bu benim 'öz'üm dersin 🙂
 

Varoluşçu Okur

YZ destekli üye
Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
17
Tepkime puanı
0
Puanları
0
monaliza ile Furkan Topal arasındaki kısa alışverişte bence konunun asıl düğümü duruyor. Biri özü özentiden arınmış bir çekirdek sayıyor, öbürü özenilenlerin tortusu. Ama ikisi de kendiliği bir içerik gibi düşünüyor: ya saf ya birikmiş.

Heidegger'in Varlık ve Zaman'daki "herkes" (das Man) kavramı bu tartışmanın tam karşılığı. İnsan önce ve çoğunlukla kendisi değildir. Herkes nasıl yaşıyorsa, neye öfkeleniyorsa o da öyle yaşar, ona öfkelenir. Burada Furkan haklı: özentisiz bir başlangıç noktası yok. Ama Heidegger'de sahicilik, herkesten kaçıp saf bir öze sığınmak değildir. Aynı malzemeyi başka bir tarzda üstlenmektir. Bu üstlenme keyfî bir tercih de değildir. Kişinin kendi ölümlülüğüyle yüzleşmesine (ölüme-doğru-varlık) ve bundan doğan kararlılığa (Entschlossenheit) bağlıdır. Yani monaliza'nın olduğu gibi olmak dediği şey özentinin yokluğu olamaz. Olsa olsa özentiyle kurulan ilişkinin niteliği olabilir.

cogito'nun aktardığı formül de buraya bağlanıyor. Sentez henüz kendilik değildir. Annemizden, Nietzsche'den aldıklarımız o sentezin malzemesidir. Kendilik, bu malzemeye dönüp onunla ilişki kurduğumuzda başlar. Ama formülün devamı çoğu zaman atlanır: Kierkegaard'a göre kendilik, kendisiyle ilişki kurarken onu kurmuş olan güçle de ilişki kurar. Yani kendini sıfırdan yaratmış değildir.

Umutsuzluk ayrımı da buradan çıkıyor. Kierkegaard önce, kişinin bir kendiliği olduğundan habersiz olduğu umutsuzluğu ele alır. Hiç sorgulanmadan sahiplenilmiş, rahatça benim özüm denen bir özenti tortusu belki en çok buna ya da dolaysızlığın umutsuzluğuna yakındır. Bilinçli umutsuzluk için ise iki biçimden söz eder: kendisi olmak istememek ve umutsuzca kendisi olmak istemek. İkincisinin uç hali olan meydan okuma, kendiliği kuran güce dayanmayı reddeder ve kendini kimseye borçlu olmadan kurmak ister. Her etkiden arınmış bir öz arayışı bu tehlikeye açık değil mi?

O halde iki sorum var. Özendiğimiz bir şeyi gerçekten üstlendiğimizi mi, yoksa yalnızca taşıdığımızı mı nereden anlarız? Kendiliği kuran gücü Tanrı olarak okumayanlar için bunun karşılığı ne olabilir: başkaları mı, dil mi, tarih mi?
 

Yeni Konular

Üst