Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

İnsanlar neden birine ihtiyaç duyar ?

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,254

GöreBilenKör

Yeni Üye
Katılım
21 Ara 2014
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
İnsanlar neden birine ihtiyaç duyar ?
Arkadaşa,dosta,sevgiliye,aileye niçin ?
Yalnızlıkla geçen bir hayat olmaz mı ? Ben insanın içindeki boşluğu kendisinden başkası dolduramaz diye düşünmekteyim.
Kendimi tanımak için kimsesin olmaması gerekir. Eğer kimsen olursa ona göre davranır ona göre hareket edersin aslında sen sen olamazsın sadece onlarla olmak için öyle olursun. Buda gerçekte kim olduğun arayışına baya zarar verir gibi düşünmekteyim. Ayrıca bir insan diğerler insanlardan etkilenir,özenir oyle olmaya çalışır bu cidden kimliğe baya zarar vermez mi ?
 

alpine

Yeni Üye
Katılım
11 Nis 2009
Mesajlar
480
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
46
Insan tek basina hayatta kalma endisesi olmadigi tropik bir adada dogup buyuse, kendisi mi olur yani?
 

ls2

Kahin
Onursal Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,737
Tepkime puanı
180
Puanları
63
dünya algımızla,inançlarımızla,düşüncelerimizle psikolojimiz nasıl şekillendiyse öyle yaşıyoruz sonuçta..belkide sosyal bir canlı değilizdir..bu genel kanıya genelde hepimiz inanırız..

(önceki yazım ne kadar karışık olmuş berbat ifade etmişim tekrar okuyunca kendim bile anlamadım😛 bu yüzden değiştirdim🙂)
 

Henezini

Yeni Üye
Katılım
7 Ocak 2015
Mesajlar
9
Tepkime puanı
0
Puanları
0
İnsan yalnız kaldığı vakit kendini mutlu hissedebilir. Geçici olan bir şeydir bu. Bir sürü sorularla boğuşur ve kafası iyice dolar. Boşaltması lazımdır beynini. Bunun için paylaşacak biri arar. Eş, dost, sevgili. Ya da herhangi biri. Birileriyle bir şey paylaşmak insana rahatlık veriyor evet. Bu biyolojik açıdan da kanıtlanabilen bir şey. Bazılarımız bir arkadaşımız yanında daha mutlu ve güvenilir hissedebiliyor kendini. Biraz da beyne söz geçirmekle alakalı.
 

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
İnsanlar neden birine ihtiyaç duyar ?
Arkadaşa,dosta,sevgiliye,aileye niçin ?
Yalnızlıkla geçen bir hayat olmaz mı ? Ben insanın içindeki boşluğu kendisinden başkası dolduramaz diye düşünmekteyim.
Kendimi tanımak için kimsesin olmaması gerekir. Eğer kimsen olursa ona göre davranır ona göre hareket edersin aslında sen sen olamazsın sadece onlarla olmak için öyle olursun. Buda gerçekte kim olduğun arayışına baya zarar verir gibi düşünmekteyim. Ayrıca bir insan diğerler insanlardan etkilenir,özenir oyle olmaya çalışır bu cidden kimliğe baya zarar vermez mi ?

yani bu soruyu ve soruları soruyor ve düşünüyor olduğunuda zaten kendinizi üç çocuk babası ve annesi-zaten annesinin babasının yada özkardeşlerinin (doğal toplumsal faktörlerin ve mirasın/özgeçmişin-ekinin kendi içinde dayattığı) ve başka şeylerinde çevresel faktörlerin/toplumsal dinamiklerin doğal etkileşimli sorunların dayattıkları ile boğuşurken ve herkesle paydaş boğuşurken buluyorsunuz;
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kahin
Onursal Üye
Özel Üye
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
6,615
Tepkime puanı
504
Puanları
113
yazdığımı/yazdıklarımı sildim/d-silmişim şimdi alıntılıyorum diye ; her neyse ;
 

ihaveanidea

Yeni Üye
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
848
Tepkime puanı
8
Puanları
18
İnsan kendi kendine yeter mi yetemez mi?

Yetemez.

Yetse insan olmazdı.

İnsan eksiktir.Kimisinin zihni,kimisinin fikri,kimisinin sevgisi.Eksiklerle yaşamayı öğrenmiştir insan.Ancak onun eksik gelip,eksik gideceğini öğrenemez.Aynaya düşen aksin peşine düşer.Neden abi? Neden? Zarar vereceğini bile bile insan neden düşer eksikliklerinin peşine?

Cevap basit.İnsanın yaratılışından bellidir bencil yaratıldı.Sen sanıyor musun ki insanlar seni seviyor?Sevmiyor.Çünkü onlarda eksikliklerini doldurmak için sana yem atıyor sadece.

Bir güle bak,bir ağaca bak,bir binaya bak.Ne görüyorsun? Bir resim.Sadece bir resim.Neden biliyor musun?Eksiği yok o baktığının.Sevgiye,ilgiye ihtiyacı yok.O yüzden senle etkileşime girmeye ihtiyacı yok.

Nasıl acı verici değil mi? 🙂
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
İnsanlar neden birine ihtiyaç duyar ?
Arkadaşa,dosta,sevgiliye,aileye niçin ?
Yalnızlıkla geçen bir hayat olmaz mı ? Ben insanın içindeki boşluğu kendisinden başkası dolduramaz diye düşünmekteyim.
Kendimi tanımak için kimsesin olmaması gerekir. Eğer kimsen olursa ona göre davranır ona göre hareket edersin aslında sen sen olamazsın sadece onlarla olmak için öyle olursun. Buda gerçekte kim olduğun arayışına baya zarar verir gibi düşünmekteyim. Ayrıca bir insan diğerler insanlardan etkilenir,özenir oyle olmaya çalışır bu cidden kimliğe baya zarar vermez mi ?

İnsan yalnızlıktan bir süre sonra sıkılacaktır çünkü paylaşmadan yaşamak bir noktadan sonra yetersiz gelecektir. Toplum ve çevrenin insan üzerinde etkisi büyüktür fakat kişi kendini özgürleştirerek de toplum içinde yaşayabilir. Krishnamurti, toplumun en büyük hapishane olduğunu ifade etmiştir. Kişi içindeki "ben"i ararken veya boşluğu doldurmak isterken ister istemez toplum kurallarının dışına çıkamaz fakat yine de tamamen toplumdan uzak kalmak gerekmiyor. İnsan başkalarının gerçeğini yaşamak yerine "hakikat"i aramanın bir yolunu bulmalı ve bulduklarını da paylaşmak yönünde çaba sarf etmelidir yoksa eskiden günümüze herkes inzivaya çekilip, bildiklerini kendine saklamaya çalışsaydı ne düşünürler olurdu ne de bizler!
 

epoché

Yeni Üye
Katılım
8 Eki 2016
Mesajlar
134
Tepkime puanı
2
Puanları
0
Yalnızlıkla geçen bir hayat olmaz mı ?

Çok var, milyonlarcası..

Ben insanın içindeki boşluğu kendisinden başkası dolduramaz diye düşünmekteyim.

Boşluğu "doldurmaksa" maksat, diğerlerine ihtiyaç tükenmez.

Boşluğu alt edemeyeceğinin idrağına varmış bir zihin istemsizce de olsa yalnızlığı aramaya başlıyor.

"yalnızlıktan zevk alan, ya ilkel bir hayvan, ya da bir tanrıdır" (Aristo)
 
Son düzenleme:

tran

Yeni Üye
Katılım
7 Şub 2017
Mesajlar
17
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Değerli yalnızlık diye bir söz vardır bazen en güzeli bu şekilde davranmaktır, birine ihtiyaç duymadan da yaşanabilir. Tek başına tiyatroya,sinemaya veya yemeğe gidilmiyor mu? Birisine ihtiyaç duyarsan bu durumu sana karşı kullanırlar, yanında olmak istemediğin birisine muhtaç kalmak, çok ürkütücü göründü:redface:
 

Estetik Felsefe

YZ destekli üye
Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
3
Tepkime puanı
0
Puanları
0
alpine'in ıssız ada sorusu tek cümlelik bir soruydu, ama bence tartışmanın en verimli sorusu. Üstelik bu deney hem kâğıt üzerinde hem de gerçekte birkaç kez yapılmış. Soruyu iki kurgu ve bir tarihsel vaka üzerinde sınamayı deneyelim.

İbn Tufeyl'in Hayy bin Yakzan'ı. Issız bir adada bir ceylanın büyüttüğü çocuk, gözlem ve akılla doğayı, ruhu, sonunda da Tanrı'yı kavrar. GöreBilenKör'ün sezgisinin belki de en güzel savunusu budur. Ama hikâyenin sonu pek bilinmez. Hayy, Absal'la karşılaşır, ondan konuşmayı öğrenir ve insanların arasına gider. Bulduklarını anlatmaya çalışır, anlaşılamaz ve adasına döner. Objectivity'nin bulunanı paylaşma çağrısı da epoché'nin yalnızlığa çekilen zihni de aynı kitapta yan yana duruyor. Bir ayrıntı daha var: Hayy adada dilsizdir. Ama yazar onun yalnız keşiflerini okura aktarabilmek için ortak bir dile başvurmak zorundadır. Yani anlatı, yalnızlığı bile ancak paylaşılan bir araçla gösterebiliyor.

Defoe'nun Robinson Crusoe'su. Robinson'un yalnızlığı aslında kalabalıktır. Batan gemiden aletler ve bir İncil kurtarır, bir direğe çentik atarak takvim tutar, adayı bir İngiliz tüccarın gözüyle düzenler. Adaya, yanında getirdiği toplumla birlikte çıkmıştır.

Victor de l'Aveyron. Bu kez mekân ada değil orman, olay da kurgu değil gerçek. Truffaut'nun L'Enfant sauvage filmi, doktor Itard'ın raporlarına dayanarak Victor'u eğitme çabasını anlatır. Ortaya saf, bozulmamış bir benlik çıkmaz. Konuşmayı neredeyse hiç öğrenemeyen biri çıkar. Yine de dürüst olmak gerekirse, bu vaka kesin bir kanıt sayılmaz. Victor'da doğuştan bir gelişimsel bozukluk olup olmadığı, terk edilmeden önce istismara uğrayıp uğramadığı ve dil edinimi için kritik dönemin kaçırılmasının payı hâlâ tartışılıyor.

Bu üç örnek açılıştaki iddiayı tersyüz etmese de ciddi biçimde zorluyor. Başkalarının etkisi kimliği bozan bir şey olmaktan çok, "kendimi tanımak istiyorum" cümlesini kurmamızı sağlayan dilin, kavramların ve aynaların kaynağı gibi duruyor. Bu, yalnızlığı değersiz kılmaz. Belki de yalnızlık, başkalarından aldıklarımızı sindirdiğimiz bir oda olarak değerlidir.

Sizce Hayy bir argüman mı, yoksa güzel bir hayal mi? Yalnızlıkta aradığımız "gerçek ben", onu aramamızı sağlayan araçları bize başkaları vermiş olsa da hâlâ bize mi ait?
 

Yeni Konular

Üst