Herkesin farklı evrenlerde var olması: Pencereler Kuramı

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
734
Tepkime puanı
96
Puanları
28
Var olduğunun farkında olan ve düşünebilen her insan dünyaya (şeylere) kendi penceresinden bakar. Benliğinin bir tane olması sebebiyle algısını yöneltmek için kullanabileceği pencere sayısı da birdir.

Kişinin "var olan" hakkındaki tüm bilgisi bu "şey"lere bakan penceresi ve bu pencereden etkilenerek oluşan kişiliğiyle sınırlıdır. Bu bakımdan kişinin evreni duyu organlarıyla duyduğu ve -bilinçli veya bilinçsiz- etkilendiği şeylerden ibarettir.

Farklı pencerelerden bakan kişiler -görüş alanları kesişmediği sürece- farklı evrenlerde yaşarlar, birbirlerinin ve birbirlerinin düşüncelerinin farkında olmazlar. Birbirleri için yok hükmündedirler, çünkü diğer kişi kendisinin "fark ediş evreni"min içinde değildir.

İşte bu yüzden her insan -çoğu birbirine benzese de- faklı evrenlerin içinde yaşar. Kişilikleri, hayat görüşleri, inançları, hedefleri vs. bu yüzden farklıdır.
 
Son düzenleme:

ls2

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,117
Tepkime puanı
150
Puanları
63
Annemin bazı konularda kendi doğurduğu,hayatını,bildiği oğluna değil , televizyonda gördüğü adama (tayip erdoğan) inanması... geldi aklıma..tuhaftı,şaşılacak şeydi,nasıl açıklanabilirdi..
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,243
Tepkime puanı
312
Puanları
83
Empati yapmak bile çoğu zaman yetersiz kalır çünkü herkesin algısı çok farklıdır. Acıyı da sevinci de aynı oranda hissedemediğimiz gibi başka birinin baktığı açıyı da yine tıpatıp yakalayamayız. Bu sebeple zaman zaman birbirimizi anlamakta çok zorlanır hatta antipati bile duyabiliriz.
Tek yumurta ikizleri bile dünyayı aynı şekilde algılamayı başaramaz, en fazla ortak bir paydada buluşabilirler.
 
Son düzenleme:

ls2

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
3,117
Tepkime puanı
150
Puanları
63
Bıçağın öbür yüzünde de kendinin farkında olma olayı var,içimizdeki evrenler var, mesela bir aşık oluyorsunuz içinizdeki farkında olmadığınız evrene geçiyorsunuz.. daha önce yok hükmünde olan evren bir bakıyorsun varmış! bunu nabacağız BaturKişi..

kendini bil demiş filozof..bilmiş mi? sanmam..
 

M3CSL

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
263
Tepkime puanı
27
Puanları
28
Mesela Farklılıkların içinde birliği görmek. Herkes aynı bilinç seviyesinde olsaydı sistem çökerdi
 

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
734
Tepkime puanı
96
Puanları
28
Buna subjektivite diyoruz (deniyor).
Bu sadece subjektiflikten daha kapsayıcı bir kavram.
Bir kişinin düşünceleri içinde bulunduğu evrene bağlıdır, bu öznelliktir.
Bir kişinin o kişi olmasını sağlayan tüm etkenlerin içinde bulunduğu evren ise kişinin var olduğu evrendir.

Şöyle açıklayayım:

Bir A kişisi olsun, bu A kişisi nasıl olsun? Varlığın (varsa) başlangıcından itibaren A kişisinin var olmasına neden olan -bilinen, bilinmeyen- her şeyin toplamı ve zamana göre ortalaması A kişisinin evrenini oluşturur. Bu evren diğer evrenlerle büyük olarak benzerlik göstermekle beraber tamamıyla A kişisine özeldir.

A kişisi var olduktan sonra A kişisinin penceresi açılır. A kişisinin pencereden gördüğü şey kendine özgü evreninin o zamandaki gözlenebilen kısmıdır. A kişisinin var olanla ilgili tüm ilişkisi bu pencereden görülebilen ufuk ile sınırlıdır. Ufuk genişletibilir ancak asla "her şey"i kapsayabilecek ölçüde değil.

Farklı bir var olma yöntemi (zihnin kaydedilmesi, çok zihinli canlı) ortaya çıkmadığı sürece her kişi farklı evrenlerde var olacaktır.

Peki bu kuram neden var?

-Kişinin o zamanda nasıl var olduğunu ve gelecekte nasıl var olduğuna verilecek cevaba faeklı bir bakış açısı getirmek için.
-Kişiyi istenilene uygun kullanmak amacıyla alışılagelmiş geleneksel yöntemler kullanmak yerine "pencere"sinden gördüğü evrenin görüntülerinin değiştirilmesiyle kişinin değişmesi yolunda yeni yollar oluşturabilmek için.
-Kişinin kişilik gelişimini açıklamak için belli başlı kısımlara odaklanmak yerine onun tüm evrenini inceleyebilip, kişinin tüm var olma kaydını çıkarabilmek için.
 

true blue

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
806
Tepkime puanı
169
Puanları
43
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Tarih Öğretmenliği
@Slash hocam, empati başarısız değil, empati aslında birazda şu demektir, en azından ben öyle anlıyorum, bana göre bu da empatidir:

Herkesin doğuştan getirdiği değişmez karakter özellikleri var, ne kadar eğitim versen de insan huyu değişmez, dünya görüşünü de bu değişmez duyguları oluşturur, o zaman toplumda huzursuzluk, kargaşa çıkarmadığı sürece insanlara hoşgörü göstermeliyiz, buna ister empati deyin ister başka bir şey, eğer bu mantığı yakalarsak birbirimizi üzmeyiz,
ilim için sıralara gelenlere de ilk önce bunu öğretmeliyiz.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
5,243
Tepkime puanı
312
Puanları
83
@Slash hocam, empati başarısız değil, empati aslında birazda şu demektir, en azından ben öyle anlıyorum, bana göre bu da empatidir:

Herkesin doğuştan getirdiği değişmez karakter özellikleri var, ne kadar eğitim versen de insan huyu değişmez, dünya görüşünü de bu değişmez duyguları oluşturur, o zaman toplumda huzursuzluk, kargaşa çıkarmadığı sürece insanlara hoşgörü göstermeliyiz, buna ister empati deyin ister başka bir şey, eğer bu mantığı yakalarsak birbirimizi üzmeyiz,
ilim için sıralara gelenlere de ilk önce bunu öğretmeliyiz.
Empati, başarısızdır demek istemedim fakat bazı durumlarda empati bile yetersiz kalabilir anlamında, algıdaki farklılığa vurgu yaptım.
 
Son düzenleme:

true blue

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
806
Tepkime puanı
169
Puanları
43
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Tarih Öğretmenliği
@Slash hocam, anladım empati yapsa bile algıdaki farklılık empatinin başarısızlık ile sonuçlanmasına neden olacak diyorsun, benim dediğim düşünce sistemi öğretilirse/aşılanırsa algılarındaki farklılığa bireyler takılmayacak zaten. Eğer takılırlarsa zaten onlar benim yukarıdaki mesajımda tanımladığım empatiyi hiç öğrenmemiş demektir, özellikle nefsi yönleri baskın gelen insanlara benim dediğim düşünce sistemi küçük yaşlardan itibaren aşılanırsa inanın toplumda barış sağlanmış olacak.
 

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
734
Tepkime puanı
96
Puanları
28
@Slash hocam, anladım empati yapsa bile algıdaki farklılık empatinin başarısızlık ile sonuçlanmasına neden olacak diyorsun, benim dediğim düşünce sistemi öğretilirse/aşılanırsa algılarındaki farklılığa bireyler takılmayacak zaten. Eğer takılırlarsa zaten onlar benim yukarıdaki mesajımda tanımladığım empatiyi hiç öğrenmemiş demektir, özellikle nefsi yönleri baskın gelen insanlara benim dediğim düşünce sistemi küçük yaşlardan itibaren aşılanırsa inanın toplumda barış sağlanmış olacak.
O dediğin şey bin yıllarca din adı altında, değerler adı altında çocukların zihinlerine kazınıyor. Empati veya herhangi bir düşünsel eylem çocuğa zorla benimsetilirse asıl amacının dışına sapar düşünceyi köreltir.

Aksine, çocukların diğer düşünceleri anlayabilip onlara saygı duyması için o çocuklara saygı çerçevesinde geniş bir görüş alanı sunulmalıdır. Bu sayede çocuk farkındalık kazanabilir ve kendisi dışında olanı anlayabilip ona saygı duyabilir.
 

true blue

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
13 Ocak 2015
Mesajlar
806
Tepkime puanı
169
Puanları
43
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Tarih Öğretmenliği
Haçlı seferi temel öğretisi olan bir Hristiyanlıkda ya da ya cizye ya da harp savaş hukuku olan İslam'da mı benim dediğim düşünce sistemi binlerce yıldır öğretiliyor, yapmayın hocam, evet müslümanım ama kurguladığım düşünce sisteminin de İslam'da olmadığını da kabul ederim.
En geniş görüş alanı empatide sunulur insanlara, empati yapan saygı duymuş olur, çocuk çok perspektifli bir eğitim verilse de anlayışı empatiyi farkındalığı anlamayabilir, dolayısıyla değişmez bir kalıp halinde küçük yaşlardan itibaren değişmez karakterlere saygı empati öğretilmeli.
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

Kategori Yöneticisi
Kategori Yöneticisi
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
4,067
Tepkime puanı
128
Puanları
63
Bu sadece subjektiflikten daha kapsayıcı bir kavram.
Bir kişinin düşünceleri içinde bulunduğu evrene bağlıdır, bu öznelliktir.
Bir kişinin o kişi olmasını sağlayan tüm etkenlerin içinde bulunduğu evren ise kişinin var olduğu evrendir.

Şöyle açıklayayım:

Bir A kişisi olsun, bu A kişisi nasıl olsun? Varlığın (varsa) başlangıcından itibaren A kişisinin var olmasına neden olan -bilinen, bilinmeyen- her şeyin toplamı ve zamana göre ortalaması A kişisinin evrenini oluşturur. Bu evren diğer evrenlerle büyük olarak benzerlik göstermekle beraber tamamıyla A kişisine özeldir.

A kişisi var olduktan sonra A kişisinin penceresi açılır. A kişisinin pencereden gördüğü şey kendine özgü evreninin o zamandaki gözlenebilen kısmıdır. A kişisinin var olanla ilgili tüm ilişkisi bu pencereden görülebilen ufuk ile sınırlıdır. Ufuk genişletibilir ancak asla "her şey"i kapsayabilecek ölçüde değil.

Farklı bir var olma yöntemi (zihnin kaydedilmesi, çok zihinli canlı) ortaya çıkmadığı sürece her kişi farklı evrenlerde var olacaktır.

Peki bu kuram neden var?

-Kişinin o zamanda nasıl var olduğunu ve gelecekte nasıl var olduğuna verilecek cevaba faeklı bir bakış açısı getirmek için.
-Kişiyi istenilene uygun kullanmak amacıyla alışılagelmiş geleneksel yöntemler kullanmak yerine "pencere"sinden gördüğü evrenin görüntülerinin değiştirilmesiyle kişinin değişmesi yolunda yeni yollar oluşturabilmek için.
-Kişinin kişilik gelişimini açıklamak için belli başlı kısımlara odaklanmak yerine onun tüm evrenini inceleyebilip, kişinin tüm var olma kaydını çıkarabilmek için.
Tamam. Genelde senin yukarıda ifade ettiğin şeylerin hepsini ben kişisel olarak subjektivite kavramı içine paketliyorum diyelim.. Yani Subjektivite derken tüm bu anlamların/anlatımların hepsini ona yüklüyoruz zaten..

Örn. görelilik/rölativite diye bir kavram ortaya atılmıştı. Şöyle düşünelim
Özelilik < -- > genelilik

göreli/özel/subjektif .. bu üçün yakın-benzer anlamlarda kullanırız...