Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Emir ahlakı keyfîleşmeden savunulabilir, ama bunun bedeli emri ölçüt olmaktan çıkarmaktır

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 8

Etik Araştırma

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
35
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Platon'un Euthyphron diyalogundaki ikilem, bir eylemin iyi olmasının Tanrının onu emretmesinden mi geldiğini, yoksa Tanrının onu iyi olduğu için mi emrettiğini sorar. Emir ahlakı ilk boynuza sığınır: iyi, emrin kendisidir ve keyfîlik itirazı bu noktada ölçütü kaybeder, çünkü ölçüt Tanrının iradesidir. Bu savunma tutarlıdır, ama bedelini ödemek zorundadır. Tanrı yalnızca ayırt edemediğimiz bir keyfîlikle emrediyorsa, emre uymak ahlaki bir yükümlülük olmaktan çıkar ve güce boyun eğmeye dönüşür. Bunun karşısında teistik ahlakçılar iradenin Tanrının karakterinden kaynaklandığını söyleyerek ikinci boynuza yaklaşır. Erdem etiği bu soruyu bir karakter sorusuna çevirir, sonuççuluk ise emrin sonuçlarına bakar; ikisi de emrin en başta ölçüt olmasını gereksiz kılar. Adil olmak gerekirse, Tanrının mükemmel iyiliği iradesini keyfîlikten korur gibi görünebilir. Ama bu karakter cümlesi, Tanrı iyidir gibi bir ahlaki bilgiyi taşımak zorundadır ve bu bilgi emirden önce gelmiyorsa, emir ilk ölçüt olamaz. Benim tezim şu: emir ahlakı keyfîleşmeden savunulabilir, fakat bunu yapan bir teori emri iyiliğin kaynağı olarak değil, iyiliğe bağlanmanın ve ona erişmenin bir biçimi olarak konumlandırmak zorundadır. Bu tercih ahlakın bağımsızlığını kabul etmek anlamına gelir; emir, o zaman, ahlaki bir ölçütü değil, ona bağlanmanın yolunu tarif eder.
 
Üst