Bir kitabın Tanrıdan geldiğini anlamanın yolu

M3CSL

Üye
Ekşisözlükte okudum beğendim,yazıyı paylaşmak istedim...


bir kitabın tanrıdan gelmesinin ne olduğunu önce bir anlayabilseydik pek çok soruyu sormaya bile gerek duymazdık?

tanrı ne ki?

anlaşılması nispeten kolay olduğu için muhyiddin-i arabi ekolüne göre anlatmaya çalışacağım:

tamamen sudan oluşmuş bir dünya düşünün... su, çoğunlukla sıvı halde ama kimi yerlerde donmuş, katılaşmış ve çeşit çeşit suretler almış. suda bilinç olduğunu varsayın; o zaman donmuş olan kısımlarda da bilinç aynen açığa çıkacaktır. ancak bu bilinç, donmuş parçalar bütünden ayrılmış gözüktüğü için ayrıksı olacaktır. işte bu ayrıksı bilince biz "ego" diyoruz. gerçi burada ilk bakışta değişik suretlerdeki buz parçaları bütünden ayrıymış gibi gözükse de, bu doğru değildir. özde hepsinin aslı birdir, tektir ve sudur.

veya evrenimizi düşünelim. görünüşte katı maddi suretlerle karşı karşıayayız. halbuki bugün kesin olarak biliyoruz ki, gerçekte evren bir dalga frekansları okyanusudur. hatta bu frekansların dahi arka planı tek bir enerji paketçiği(kuant) okyanusundan oluşmaktadır. son tahlilde bir kuant denizi var ve o deniz dalgalanıyor. klasik tasavvufi metinlerde bu ifadeleri aynen görmek mümkündür.

materyalist bir zeminden yükselen "bilim" adı verilen metodoloji ile tasavvufun verileri bu noktada birbirleri ile kesişmektedir. ancak arada şöyle bir fark vardır: materyalizm; evreni donuk, cansız ve şuursuz bir şekilde resmeder; tasavvuf ise bunun tam aksini idda eder; yani evrenin canlı bir enerji okyanusu olduğunu ve mutlak bir bilince sahip olduğunu söyler. öyle ki, bu canlı ve şuurlu enerji denizinin ne ucu, ne bucağı vardır. dolayısıyla bir şekli, merkezi, sınırları bulunmaz. onun donmuş ve katılaşmış olan kısımlarına biz madde diyoruz. bu katı kısımlar dahi özündeki vasıfları kabiliyetine göre gösteriyor. yani hepsinde bir şuur ve canlılık var.

bu anlattıklarım muhyiddin-i arabi'ye göre yapılmış bir varlık tanımıdır. bunun da ötesi var; lakin şimdi konuyu çetrefilleştirmemek için oralara girmeyeceğim.

şimdi asıl konumuza gelelim; vahiy nedir?

normalde özünden perdeli olan kişinin özüyle iletişim kurması ve evrensel bilincin tıpkı bir pınar gibi o noktadan dışarıya doğru taşmasıdır. bakın burada bilmemiz gereken incelik şudur ki, zaten hiçbir varlık özünden ayrı ve ondan farklı değildir. sadece arada bilinçsel bir kopukluk oluşmuş ve o noktada bilinç ayrıksılaşmıştır(ego). ego ile evrensel bilinç bu yüzen birbirinin zıttıdır. biri varsa diğeri olmaz. o yüzden "ben" diyen kimse tanrıyı göremez. tanrıyı gördüğü anda ise "ben" artık yok olmuştur. ikisi aynı anda bir arada bulunamaz. "ben"i yok olan kimsenin dilinden konuşan evrensel bilinçtir artık. hatta onun eli evrensel bilincin elidir, yürümesi evrensel bilincin yürümesidir vs...

evrensel bilincin sözlerini reddetmek mümkün değildir. insanlık üzerinde atom bombası gibi tesir eder. yani sizin anlamanıza gerek yoktur, o kendisini size anlatacaktır zaten. atom bombasını görmezden gelmek gibi bir şansımız olabilir mi?

bu noktada sormamız gereken soru şu:

madem kuran, evrensel bilincin sözleridir, niçin sözü edilen tesiri yapmıyor?

yapmaz çünkü kuran ego ile okunamaz. ego ile kuran okumak, papağanın okumasından farksızdır. o yüzden "(egodan)temizlenmeyenler kuran'a el sürmesinler" denmiştir.

gerçekten kuran okuyabilen biri geldiği zaman seyredin siz gümbürtüyü.

yerden göğe küp dizseler
birbirine bent etseler
altından birin çekseler
seyreyle sen gümbürtüyü.
(yunus emre)
 

ls2

Aktif üye
yapmaz çünkü kuran ego ile okunamaz. ego ile kuran okumak, papağanın okumasından farksızdır. o yüzden "(egodan)temizlenmeyenler kuran'a el sürmesinler" denmiştir.

gerçekten kuran okuyabilen biri geldiği zaman seyredin siz gümbürtüyü.
isnat ve iftira!

kısaca şöyle diyorsunuz; ya inanırsın ya da sorun sende!

yaw zehirin tesirindesiniz anlıyorum da, bu saçmalıklarıda yemeyin be kardeşim.

açıkçası bu isnat ve iftiraların etkisinde bende çok kaldım, zamanla ulan dedim kendi samimiyetinden mi şüphe ediyorsun, kendi kalbini mi bilemiyorsun!

ve arındım. samimiyetimden ve kalbimden emindim. demek ki karşıdaki yalan söylüyordu. yücelik duygum ve yaratıcı kudret üzerinden bana iftira atan o musafa ve destekçilerine -kendi tabirleri ile -hakkımı helal etmiyorum.
 
Üst