Neler yeni

Barışı aramak

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Doğa kanununun birinci ve temeI iIkesi barışı aramak ve sürdürmektir – Thomas Hobbes

Barış neden zor olandır,insan doğası konuşarak uzlaşarak anlaşmadan yana çözümden yana değilde neden güç gösterisine başvurur..

Şiddeti salt amaç edinenler dışında her şiddetin bir amacı olmalı peki şiddet amacımızı manasız kılıyorsa halen şiddet göstermenin anlamı nedir?

Şiddet neden bir döngüdür ve şiddetle gelen neden şiddetle gider?

Barışın bir konforu yokmudur barış yıllarında insanlık daha fazla atılım ilerleme sağlamaz mı?

Barışın tarafları kimler olmalı şiddet kullananlar mı yoksa mazlumlar mı?Şiddet kullananın haklılığı kalır mı?
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
barış için tüm taraflar uzlaşmalı sanırım,
uzlaşma bir denge hali mi?
herkesin halinden menun olduğu bir hal var mı?
insanoğlu elde etmek için savaşacak ve birbirini yiyecek-yiyecek başka kimsesi de yok
insan ne istediğini biliyor mu dahası -
gerçekliğin içinde debelenip duruyoruz
(Burada) gerçekliğini doğası bu (yapısı bu) diyeceğiz sanırım yine de , Eşitsizlikler, adaletsilizkler ve güç farklılarıkları (ve başka nicel farklılıklar da) var ve ideal bir denge kurulmalı mı? bilmiyorum
Belki de bir denge kurmak değildir de amaç denge sonuçtur yine de
-akıllı işbölümü

çok karmaşık sorular
Dahası, insan psikolojisi-soruları ve sorunları insanın duygusal yükleri de içinde -dengesizliği-kontrolsüzlüğü ve bilmezliği de-cahilliği de
istemden gelen şiddet ya da güçten gelen -gücün doğurduğu şiddet ve baskı hep olucaktır -Şiddet güç olmadığında son bulur ya da gücün bir anlamı ve yaptırımı kalmadığında son bulmalı
insan elde etmek istediklerini etmeli ya da etmenin bir anlamı kalmamalı
 

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Şiddet güç olmadığında son bulur ya da gücün bir anlamı ve yaptırımı kalmadığında son bulmalı
insan elde etmek istediklerini etmeli ya da etmenin bir anlamı kalmamalı
İnsan bir şeyleri elde etmek için illa güç mü kullanmalı insan hakları,demokrasi kuralları içerisinde çözüm bulunamaz mı?

Veya her hakkını alamayan illa silaha mı başvurmalı?

Silah şiddet hak almada aramada bizleri bir sonuca götürür mü?

Bu kadar ölümün olduğu coğrafyada saf şiddetsizlikten söz etmek biraz sizlere boş gelebilir ama bu mümkün bugun olmassa yarın acı çekerek öğreniriz şidddetsiz olmayı en başından demokrasiyi işletsek çözüm daha kolay gelir...
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
İnsan bir şeyleri elde etmek için illa güç mü kullanmalı insan hakları,demokrasi kuralları içerisinde çözüm bulunamaz mı?

Veya her hakkını alamayan illa silaha mı başvurmalı?

Silah şiddet hak almada aramada bizleri bir sonuca götürür mü?

Bu kadar ölümün olduğu coğrafyada saf şiddetsizlikten söz etmek biraz sizlere boş gelebilir ama bu mümkün bugun olmassa yarın acı çekerek öğreniriz şidddetsiz olmayı en başından demokrasiyi işletsek çözüm daha kolay gelir...
gerçekliğin tüm karmaşası bu sorunların içinde dahası sorunların
ne denir bilmiyorum çünkü çok fazla soru ve cevap
insan psikolojisi doğa ya da gerçeklik üzerine yapılabilecek her bir inceleme/okuma/gözlem ve dahası düşünme ve izlenim bu soruların cevaplarını içinde barındırıyor
ancak gerçekliğin devinimi bu-elimizde bu var!
insanlık öğreniyor ya da göçüp çökecek bilmiyorum- bi güç yumağını ve öğrenmeyi -güç aşıklığını deniyoruz ve öğreniyoruz belki -
Yani şöyle düşünelim denge (ya da barışta) bi tarafın çökmesi sonucu mu kurulur? Doğadaki denge nasıl sağlanır? Bi teraziyi düşünelim -sallanırda sallanır çöker de çöker ve iner ; bi denge kurulur -uygun ağırlık eşit konulursa; yoksa aksi altta durur- Güçlü ve ağır olan aşağı çöker tartar ve güçsüzü indirir aşağı ya da yukarı kaldırır işte ve bu
ya da tartılamaz- kendini de tartamaz ama (denk olmazsa ağırlığını ölçemez yani işte!)

yörünge evlerinde yüzen insanlık çekim alanlarına kapılmış hep boş -özgür özgün düşünce ve devinim ki yaratmaktır bu -varetmek
düşünce özgür değil -güneş sistemleri ve evren sistemleri hep bi şeylerin etrafında dönüyor -varoluş diyoruz biz buan eğer öyleyse tabi -ölümle ya da sonbulumla biten şeyler bunlar hep bize göre - hepsine göre işte belki- daha acısız yaşam ya da az travmalı şeyler beklentisi içindeki bizler işte varoluyoruz böylece ya da yaşayamıyoruz neyse
özgür odaklar yok mu? odaksız güneşler ve dönmesiz yapımlar bilmiyorum- insan aklı hep kurmaca dolu ve karmaşası bunalımlı

İşte neyi anlatmak istedim -bilemedim-bende bilemedim ama
bu sorular çok karmaşık ve çok cevap gerektiriyor- Belki bölmek parçalamak- Belki tarih okumak ,toplum psikolojisi ya da insan alanları gözlemleri -genel gerçek gözlemleri -yaşam deneyimi ve insan deneyimi toplamlaır ile birleştirme diğer insanlarala tartışma sonucu bilgi edinmeleri yani

biz şimdi uygun bilinçle diyoruz ki niye olmuyor ama insan var? toplum var? psikoloji var? isteme var?dengeszlik var? gerçek var? gerçeğin karakteristiği var? her şey içiçe-sonsuz bunlar- Güç mutlaklık arar sanırım -mutlak otorite bilinci ve kontol mü bilmiyorum ama cevap buna yakın mı olmalı-hayır bunu düşünmeli sadece ama cevap bu değil her şey içiçe işte; insan doğası

---------- Mesajlar Birleştirildi at 15:04 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 14:38 ----------

şiddet üzerine forumda tartışmalar başladı ya da var -düşünmeler değerlendirmeler

http://www.felsefe.net/genel-tartisma-alani/1591-siddetin-kokeni.html
başlığı burdan aldım
http://www.felsefe.net/serbest-kursu/75614-kadina-siddetle-cocuga-siddet-arasinda-bir-fark-var-midir-2.html

ki ayrıca akllıma fromm'un "sevgi ve şiddetin kaynağı" ya da "kitlesel yıkıcılığın nedenleri" gibi kitapları her ne kadar ben okumasamda başlık olarak belirdi
doğada var yani değişim yıkılarak-değişerek hem bilmiyorum ve ölerek çökerek hep mücaele ederek ve değişerek işte zorlanarak -her şey zorlanır -bu zorlama kökende aslında bize ne ifade ediyor? bilmiyorum ama varlığın kendnini deneyi demek geliyor içimden -gözlemi

şöyle diyor sevgi ve şiddetin kaynağının tanıtımında

Yaşam yaratmak, güçsüz insanda bulunmayan birtakım nitelikleri gerektirir. Yaşamı yoketmekse yalnızca bir tek niteliği -şiddete başvurmayı- gerektirir. Güçsüz insan, tabancası, bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin içindeki yaşamı yokederek onu aşabilir. Böylece, kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet, güçsüzlükten doğan ve güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratamayan bir insan, yok etmek ister, yaratırken, yok ederken salt bir yaratık olma rolünün ötesine geçer. Caligula'ya şunları söyletirken Camus, bu fikri özlü olarak dile getirmiştir: "Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin insanı kendinden geçiren gücünü yaşıyorum; bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyuncağından başka bir şey değildir." Bu, sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kimselerin kullandığı şiddettir.


---------- Mesajlar Birleştirildi at 15:57 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 15:04 ----------

şiddetsiz olmak savunmasız olmak değildir imzanızı gördüm bağışlayın kusura bakmayın -daha şiddetli olmak ve daha şiddetli olmaktır belki de -Şiddet bi ölçü birimidir gücün ölçü birimi ama herşeyin bi ölçüde ölçü birimi olsa ne olur yani? ışığın ve ağırlığın şiddeti-sesin ve başka şeylerin de şiddeti-Yani güçsüz sesin şiddeti ne olur? şimdi direncin şiddeti mesela-Direncin şiddeti önemlidir- çok olmalıdır
bu kadar bozuk şey içinde bi şeyler yapma şiddeti -düşleme şiddeti ve düşünme şiddeti gibi şeyler bilmiyorum belki çok olmalı ama insan düşüne düşüne var- bağışlayın imzanızı yoruma kattım, Şiddetsizlik güçsüzlük demek değildir -Siz böyle diyorsunuz demiyorum asla ve genel bir yorum bu -HEpimiz idealize edilmiş dünyalar ardık
- eylemsizlik gibi bi arayış mesela çökme ya da istençsizlik -kendinden geçiş ve bırakma pesetme gibi haller
Sevgi diye bi şey tanımlıyorlar mesela yüzyılımızda; tuhaf bi eylemsizlik olarak algılanıyor -hoş görme bi şeyleri boş görme hali bu mesela işte
Yani şiddetin bize öğretebileceği bana-bize bi an onu yıkacak (ya da durduracak) karşı şiddet ama (irade ve bilinç ama) şiddetsiz şiddet belki de ya da (şiddetsiz ve şiddetli çok şiddetli bir şiddet -düşünce eylem mesela -mizah gibi/umut gibi ya da bilgi bilme herneyse işte sonsuz bu -yıkımı olmayan şiddeti olmayan şeyler ve yaratmalar istençler diyelim biz buna geliştirmek) gibi geldi bi anda

yani insanlığa savaşın gereksiz olduğunu gösterecek bir düşünce biçimi var mıdır? yapılmış tüm savaşların sonucu gözüküyor- tarih ve zaman akıp gidiyor aynı şeyler
ders alsaydık sanırım geçmişte alırdık almış olurdukta
belki ders almış ve kısmen alıyor olan toplumlarda olabilir ama güç bilmiyorum
onu ne dindirir durdurur öğretir
 
Son düzenleme:

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Sayın sanal malik yazınızı okudum sorgulamlarınıza tekrar tekrar gözgezdirdim bana cevap yazdığınız için teşekkürler hemde sonsuz teşekkurler şimdi neyi amaçlıyoruz paylaşarak birbirimize saygı göstererek yaşamayı mı öyleyse bizi tutan şey ne?
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
biz güzel bi kavram ama hepimiz biz değiliz ve bazılarımız benleriz
bilmiyorum; benlerden oluşma bizler var

birbirimzie saygı dediğimizde bu saygıyı bir otorite ya da kurum mu koymalı/kurmalı (örn. yasalarla ve uyumlu yasalar ve toplumlar kurmaktan sözediyoruz nasıl olucak bu ve) bu otorite bunu korumalı düzenlemeli ve işletmeli midir? nasıl olucak?
bir tür biz aidiyet bütünlüğü/saygısı ve bilişi vb. oluşmalı korunmalı ki bunlar olsun

her biz ya da her bir ben -(her biz ben)- bu saygıyı kurmalı mı? nasıl

yani birine tanınan hakkın-hakların herkese tanınmasından geçen gelen bi özgürlük
ki daha bu düşünce başında kendin için düşünmemek
yani bana isterken direk bize genişletmek -istemek
eşit bize yontmak keseri ki insan bunu doğası gereği bu bencillikle bunu yapamz-kendine ister hep -Yönetmek isteyenler oalcaktır k idahası da bu da insanın doğası

Avrupaya bakalım bireysel özgürlük-deneyim ve bireycilik yüceltiliyor gibi ,. İyi bir yorum olmayabilir ama bu yine de bir örnek
- Özgür deneyim ve daha fazla açıklık ve özgürlük arayışı sunuyor diyelim buna- Toplumsal hakları tabana yaymaya ve belki yaygara koparmasın diye alt sınıfa haklar sağlamaya ve sınırlı köleliği genişletmeye girişiyor -Kavga, savaş yaşam gürültüsü istenmiyor, İşte tatlı bir yaşam yaşama telaşı var

şimdi bu iyi bi hayat mı? kavga yok patırtı yok diye- Başka bir perspektiften bakınca değişiyor çünkü her şey ölümle son buluyor- Yani bir deneyim antolojisi sadeliği ve karmaşalılığı gibi düşünürsek savaşlar ve patırtılar iyidir- Mücadelelerdir ve gerçeklik çeşitlemeleridir-kurgularıdır da-

aslanlar geyiklere saygı göstermez mi ya da açlığına saygı gösterir
-göstermek zorunda
şimdi doğadaki savaş aslında adil bi savaş
 

Kara Kalem

Yeni üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
79
Puanları
0
Sivil insanları katledebilmek, politikanın ne kadr barbar bir bataklığa bulandığını gösteriyor..Barış hepimizin aruzusu ve dilimizde. yazılı ve görsel basında gördüğüm kadarıyla sonuçlar üzerine yorumlar yapılmaktadır. Ülkemizi bir yana bırakırsak yüzde 2 azınlık zenlinliğin yarısından fazlasına sahip. Dünya çapında ülkelere oranldığımızda, değişen pek bir şey yok. Sizce de şiddetin temeli orantısız paylaşım mı ?

Burjuva basında terörle alakalı herşey konuşuluyorda 'terörü' ordadan kaldırmaın yolu yoksulluğu yeryüzünden kazımak değil mi ? Egemenlerin diline bakarsak birkaç ay önce plaketlerle onurlandırılan insanlar, şimdilerde hain ilan edilip içeri atılabilmekte..

Barışı aramak sorusu, sosyal adaletsizliği/kapitalizmi sorgulamak sorusuyla ilintilidir.
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
aslında zıtlıkların çarpışması ve karşılaşması ve
çatışmaların varlığının kökeni (ve kökende daha bu zıtlık çarpışması ve bu çatışmanın varlığının olmasıyla) ve bu dinamikle ile ilgili bi şeyler -karayabilmek-söyleyebilmek istedim ama kelimelerimi ya da düşüncelerimi pek toparlayamadım
savaş ve barış birlikte varlar- biri yalnız bilmiyorum

yani hobbes'ın sözünü baştan ters çevirelim
daha barış aramak için önce savaş aramalı ya da yaratmalısınız ya da savaş var olmalı
yani daha barış arayışı ve özlemi savaşın varlığını doğruluyor-barışa duyulan özlemi
o durumda doğa barış aramak için savaş içinde deviniyor
ya da doğada bir savaş var-neyin savaşı
barışı bulmak için savaşı sürdürmeli, Çünkü tüm barışlar ya da barışa varışlar savaşın sonundadır

İnsanlar mutlak karşıtlıklar olmadığını gördüğünde-öğrendiğinde ya da artık bundan (bu çatışmadan ve çarpışmalardan) bezdiğinde ve yaşayamaz hale geldiğinde sanırım bir barış oluşacak

Ama dünya gerçeğine bakıyorum-savaşa ihtiyacı var- daha fazla yıkıma- barış bir hayal ;çöküş ve kaos görülüyor -çözülme-kusura bakmayın -korkmaya gerek yok -Doğa yıkmadan yapamaz belki -yenisini bilmiyorum -Barışın ve uzlaşmanın çözeceği bir savaş değil bu-mutlak yıkımın adaleti
bir çöküş dağılma ve parçalanma içinde
-patlayan bi şeyin parçaları birleştirilemez -insanların belki de savaşa ihtiyacı var artık bilmiyorum-Savaştan korkan hiç bir barışı edinemez-Hiç savaşmamış olanlar savaşmayı öğrenmeli belki-Rahat ve kolay yaşamlarına paha biçmeyenler

insanların barış diye aradığı şey yaşam rahatları mı? bilemedim
Yani bilginin/bilmenin-öğrenmenin ve ders almanın getirdiği ve ürettiği (kurumsal) bir barışı (yani insalığın birliği-dirliği uyumu gibi bi şey) sağlayamaycaksak biz barıştan kime ne? Sanırım onu kurumlar veremez ve ordular hükümetler sağlayamaz; Daha baştan ordular varoldukça barış olur mu? Sınırlar oldukça barış olur mu? Güç savaş ve silah kimin ve ne için?
 
Son düzenleme:

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Çare tek başına barış önce içimizle barışmalıyız bizler düşünen varlıklarız kendimizi istersek sıfır şiddete çekebiliriz evet doğada vahşet var ama bir o kadar da sevgi hoşgörü var savaşmak kaybetmektir yenilmektir ve savaşların hiç bir olumlu neticesi yok insan olmanın saygınlığı barış huzur ortamında anlaşılıyor bu yüzden aktif barış politikaları üretilmeli nasıl savaşırken doaustu gayret gösteriyorsak barış zamanında insan ustu bir varlık gibi çalışmalıyız....
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
sanırım 2010 yılı felan dünya barışına takmıştım-yıllarca taktım
kendi huzurumu burda görüyordum çünkü -bireysel huzurumu
-yaşayamıyordum çalışamıyordum ya da rahat değil-
Dünyayı sevmiyordum -bu haliyle sevmiyordum ya da anlamadım gitti oldum bi ara
tutunamıyordum-Acı çekiyordum ya da zorlanıyordum- Dışarıya bakıyordum her şey sefalet -Bombalar patlıyor güvende değilsin- Bi ortadoğu çukurunda geleceğin için endişe ediyorsun- Sanat, müzik okuyacaksın insanlar acı çekiyor buna takıyorsun- Güleceksin insanlar ağlıyor felan -Bi şey yapmalı yapılabilir mi? Yani işte iyi özdökümde sorun yumağı belki bireysel bilmiyorum ama bu eğreti bi paradigma ve ben saçma bi empati ya da düşünsel felek

karalama defteri
http://www.felsefe.net/141383-post1495.html
 
Son düzenleme:

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
Yüzbin mail ve sosyal ağlarla yayılımın gerçeklikte gerçekten de büyük bir etki yankı oluşturabileceğini düşünüyoruz.
Eylem potansiyel enerjidir. Ve bu yolla düşünüş ve zihin enerjisi harcamıyoruz. Fikir üretildi ve dalga büyütülebilir

Çağrılar;
Gazeteler, dergiler, köşe yazarları, bilim adamları, yazarlar, siyasetçiler, blog yazarları, internet gazeteleri, ve diğerleri,

Amaç ve Eylem;
Herkese "barış istiyoruz" notunu yazılarının girişlerinde sitlerinin duvarlarında, selam gibi düzenli olarak yayımlama çağrısı yapmak.

Sosyal paylaşım sitesi duvarları ve içerikleri, rumuz ve isim ekleri olarak kullanmak, araba çıkartmalarından, ev ve sokak duvarlarına kadar , bilboardlardan, sloganlara kadar, her yere eklenen uyandırıcı barış çağrıları ve notları,; bu bilinçaltı üstü etki uyanış sağlaycaktır.

Bugünden itibaren dünya barışı ve silahsızlığı sağlanana kadar, kitap önsözlerinden makale ve köşe yazıları başlangıçları, tüm sosyal paylaşım siteleri önsözleri, hatta selamın yerine barış sözcüğünü öneriyoruz. Eşzaman bloglar ve web siteleri ile yaka rozetlerinden fincanlara, t-shirtlerden aksesuarlara kadar ortak söz ve sembollerle desteklenmiş barış /dünya barışı hareketi inancı

Tüm dünyadan belki her gün milyonlarca ve milyarlarca ziyaretçisi olan bir web sitesi tasarlanabilir, etkili bir giriş bildirisi dışında forum ve öneri bölümü eklenerek ve öneriler modere edilerek, anketleştirilerek tam katılımlı demokrasi ile oylanarak belirlenen tarihlerde tüm dünya genelinde eylemleştirilecek ve eşzaman kitlesel eylem ve boykot çağrıları ve etkinlikler geliştirilebilir

Örnek;
Tüm dünya parlamentoları, orduları, uluslararası kurumlarına sınır gözetmeksizin mail, dilekçe ve evrak-yazı gönderilerek bombalamak

mümkün kitlesel eylem talepleri
ordulara ve parlamentolara yürümek ve yatmak- yeme içme ve yaşam bırakmak –iş bırakmak ve sokağa dökülmek
barış, sınırsızlanma, savaşsızlık ve silahsızlık, korunma teknolojili silahlılık çağrıları yapılacaktır.
Tüm dünya bilim ve teknoloji kurumlarına şeffaflık çağrıları yapılarak, çağrılara cevap vermeyenlere yapılacak olan boykot çağrıları,
Dünya ekonomik devleri için yapılan dünyasal boykot ve tüketmeme çağrıları, tüm dünya eşzamanlı tüketmeme,
3 gün dünyada akaryakıt tüketimini durdurmak (hedef)
ve 3 gün tüm dünyaya iş ve rutin yaşam akışı bıraktırmak –değiştirmek (güçlenince).
Üye toplamak ve artırmak –kitlsel eylem planalrı ve boykot çağrılarını güçlendirmek
örneğin toplam üye 800 milyon olsun, 600 milyon üye sağlandığında, örnektir, temsil-meseldir. Birlite oylamlalı katılımlı eylem planları ve internet gazeteleri

Hukuksal açılımlar, hukuk mücadelesi ile yapılabilecek toplu etkiler için örnek ve yardımlar için, örneğin Amerikayı, tüm dünya ile mail, mektup, faks, dilekçe ve telafon yağdırma gibi destekler alma,;
İletişim hatlarını kilitleme
Hukuksal haklar ve açıklar bularak sisteme eşzamanlı saldırış
Karışılayamayacakları kadar hukusal –talep –okunamayacak kadar dilekçe
Sistemin geri sağlaymayacağı kadar girdi istemek ve sistemi bloke etmek
Tamamen yasal çerçevelerdeki eşzamanlı barış pasif eylemleri –düşünce gücü

Hukutaki amaç şudur, tüm dünya uluslararası mahkemeleri ve diğer benzeri kurumlara eşzamanlı yüksek hukuksal (ya dai çeriksel -tutarlı) metinlerle yapılan toplu talepler, ki bunların en başında vergi gelir daha öncede yazmıştık, böyle bir hakkımız varsa vergilendirilen tutarların nereye nasıl harcandığını evrak olarak isteyelim ve sorgulayalım, savaştan muaf vergilendirme diğerleri için çabalayalım, kendi hükümetlerimize ve diğer ülkelere uluslararası mahekemelere tehdit unsuru oluşmaksızın karşıtlık ve savaş geliştirme üzerine bireysel davalar açalım, bunlar örnektir ve genişletilebilir,,,

Uluslararası sözde gizli anlaşmaları uluslararası hukuk mücadeleleri ve demokrasi gerekçeleriyle açıklanmasını istemek
Savaş çıkaran devletleri mahkemeye vermek- bireysel başvurualrda bulunmak,
Askeri kurumlara davalar açmak –

Kitlesel eylemler;
Facebook uygulamları geliştirilebilir, google, facebook gibi dünya devlerinden başlayarak, tüm yazılım ve donanım servisleri ve web siteleri ve burada aklımıza gelemeyen herkese yukarıdaki not için barış istiyoruz notu için yardım istenebilir.
Ya da benzerleri
Haber servislerinden tutunda günlük konuşmaya kadar bu ifadeyi dünya barışı sağlanıncaya kadar giriş, açılış ve selam ifadesi haline getirebiliriz,
Barışla selamlaşan bir grup kurmak
Her çeşit tüketim ürünlerine ve diğer ürünlere bu ifadelerin ve ibarelerin etiket olarak konulmasını talep etmek ve bu ürünelrdne tüketmek bu kanalları izlemek –alanalrı okumak gibi şeyler çağrısı yaparak uygulamayan üreticilere, mail ve diğer baskı yöntemleri ve boykotlar uygulayabiliriz,

NEDEN SAVAŞSZILIK;
Bu dünyanın, birlik, barış ve uyum geliştirmesi yönünde en büyük sorunudur, biz öyle düşünüyoruz, Dünya vatandaşıyız ve büyük ölçekte göz yummak bizim içinde sorumluluk anlayışıyla ile düşünüyoruz, birlikte barış geliştirmeliyiz,

İç Güvenlik; bunun sorun olacağını düşünmüyoruz çünkü saldırmazlık ve savaşsızlık sağlanırsa adı sınır olan sınırlar, askerlik bırakılması ve ve diğerleri bu sorunu çözecektir. Bunun dışında ise ülkelere kitlesel çağrılar yapılarak iltica ve vatandaşlık hakları istenebilir. Adı sayılan ilkeleri tanıyan ülkelere toplu göçler ve vatandışlıklar sağlanarak barış ve uyum ve teknoloji ile içi nbirlikte çalışma yüksek toplumları geliştirilebilir ve kalan seyirci kitle izlemeye devam eder. Bunun dışında ise dünya milyarlara varan taleplerle böyle bir düşünce ve eylem geliştirdiğinde bize toprak ve ülke vermek zorunda kalacaklar. Yağmur ormanlarına gidebiliriz. Bunu şaka olarak düşünüyoruz.
Aslında düşünmüyoruz

Tarım ve kırsal ekonomiyi, hayvancılığı teşvik edebiliriz. Çünkü x lira geçinen ve yılda iki kez et yiyen bir aile her gün et yiyecektir. Kırsal eğitim vb. modeller geliştirilerek toplumsal eğitim vb. kısıtlar giderildiğinde eski toplumsal yapıya bağımlılık kalmayacaktır.

İyide nasıl diyorsak, bunlar, birlik, barış ve gönüllülük projeleridir, olmaz diyenler olmaz diye bir şey yok, irade ortaya çıkacak ve yapacak,

-Birlikte çalışan üreten bir toplum her şeyi yapabilir-dahası inançlı bir toplum-buna inanmış kaosa değil
kasım 2012

---------- Mesajlar Birleştirildi at 07:29 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 07:05 ----------

sanırım kelimelerimi toparlayamasamda şöyle bi şey söylemek isterdim,
bu dünyada bi şeyi değiştirmek istiyorsak -eyleme yönelik bir çaba düşünce süreci içine girmeliyiz ya da daha baştan kendimiz inanmalıyız ve çözümler sunmalı-düşünmeli ve üretmeli ya da çözüme yönelik bir yaklaşım inanç-açıklık olabilrilik sunmalı ve görmeliyiz?
herkesin barış duyarlılığını ortaya koyacak bir şey; Silahsız bir dünyanın mümkün olduğunu gösterin onlara durmayacaklar ama bu nasıl?
yani soracağımız şu mu? -bu dünyaya barış nasıl gelir sağlanabilir ben ne yapabilirim ne yaparsam olur - Yani bu dünyada gerçekten barış üretilir mi? kaç kişi yapar nasıl
Yani kimsenin kıçını kaldırmadığını göreceksniz sanırım herkes sabiliteden memnun

örneğin merdivenden düşüp ayağınzı kırdığınızda merdiven kaydırmazı icat edebilirsiniz bu herkesin merdivenlerini kaydırmaz -ama bu kötü bi örnek
dediğimi
hep yazdığım bi şey var dünyada sekiz milyar insan varsa sivil 3-4 milyar insan ayağa kalkıp dur dediğinde durur -parlamentoların önüne yürür bir günde hayatı bırakır -tüketmez -hayatı durdurur ve bırakır hayatı öylece bırakır -bu olur -olmaz demeyin olur /kabullenilmediği onaylanmadığı anda birden olur bu-barış inanılsa birden olur- aniden durur

daha sınır ülke düşüncesini yıkmadan bunlar? avrupaya sıçrayacak bunu görüyoruz ve hissediyoruz-yağmalanan hayat orası çünkü -kıskanılan imrenilen ya da kaçılan güvenilen sığınılan ve sığınma talebi istenilen avrupa sıkışacak -çok sıkışacak(barış ve savaş her türeviyle)

bir dönem yazdık taşıyalım bu arapları ve birleşmiş toprakları onlara verelim ya da filistini kucaklayalım ve taşıyalım
ya da yahudilere -eğer onlar istiyor ve savaş çıkarıyorsa ne kadar kurtarılmış bölge varsa ve verelim ve tüm ortadoğuyu da boşaltalım bu savaş biter? insanın görmediği ne?
ülkem olsa bir filistin kurardım bir de israil ikiye bölerdim olmadı ayrırıdım (aralarını mesafelerini açardım -iki uzak ülke) olmadı barıştırır uzlaştırırdım -tüm ülkerin sınrılarını açalım savaş mı kalır? kim savaşıyor -sınırlar için mi ne? vatandaşlık bağı nedir? ırk din millet işte

5 yıl onlar yaşaın on yıl bunlar toprak kavgası değil bu? kutsal ne? her gün din ırk -arabistanı afrikaya taşıyalım
uzakdoğu yok mu oralara ülkeler kentler kuralım
yağmur ormanlarına bir filistin yapalım dünyaya 5 tane filistin on tane israil yapalım
bütün ülkelerin adını bir yıl israil bir yıl türkiye yapalım her evden bir kucak açalım insan gezsin dolaşsın
bu ağrılar sürecek maalesef- bilinç aranıyor derdini şimdi
bir yerde bir yer olması nedir allahaşkına bir yerin kutsal olmadığını bize ne gösterecek -dünyayı boşaltalım bu da bir eylem
toprak parçası bu -neresi neresi? kim
kim kalmak istiyorsa kalsın onlar yaşasın artık kendi kendilerine sahipleriyle ne kadar güç para istiyorlarsa verelim kölelik yapmayalım onların olsun -çözüm sonsuz -insan düşünmez

sığınma ve iltica etmek -insan sınırından taşınmak istiyor ve hayatında kaçıyor -savaştan kaçıyor
bi toplama kampına sığın -dünyada boş yer yok mu?
yeni bir hayat nerde nasıl kurulabilir? kim ne için savaşıyor
ben bir ülke kurdum ve kimseyi almam
o ülkede savaş var bu ülkede yok
orda güçlüler var burda yok -bunlarda nedir? bilmem
hep silahlar varmış amcalar oynarmış çocukları vurmaca

---------- Mesajlar Birleştirildi at 08:25 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 07:29 ----------

implantasyon -cerrahi müdahale

tüm suriyeyi boşaltmak örneğin
yer değiştirmek
savaş unsuru olmadığını söyleyen her silahsız unsuru göç ettirmek ve yer kabul etmek -komşu bir ülkeye ya da başka bir yere aranarak almak ve göçleştirmek -adım adım temizlik

sanırım bu olmayacağına göre bu dünyada birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz
çatışmak isteyenlere bi ada verilmeli belki-belki istedikleri her yer
-biz nerde yaşayalım onu söyleyin silah ve savaş istemiyoruz -bize ülke verin devlet kuralım ve oraya savaşmayın -çünkü bizim savaşımız yok- Belki bizde iltica etmeliyiz uzak asyaya felan -şimdiden

sivil güç durdurmalı -durdurmalıdır-beklemmeli ve dünya silah üretimini ticaretini askeri kurumlarını denetlemeli-örgütlenmeli ve sivil baskılarla müdahale etmelidir artık yavaş yavaş
-

---------- Mesajlar Birleştirildi at 08:26 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 08:25 ----------

silahı yoketmek savaşı yokeder- bu basit bir çözümdür

---------- Mesajlar Birleştirildi at 08:44 ---------- ilk Atılan Mesaj Zamani at 08:26 ----------

burada da bir konu sağlanmış -teşekkürler
http://www.felsefe.net/serbest-kursu/1595-dunyalar-barisi.html
 
Son düzenleme:

Kara Kalem

Yeni üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
79
Puanları
0
Emperyalizm savaşlardan beslenir, savaşların görünen yüzü askeri bir hegomanya biçimine bürünse de buz dağının görünmeyen yüzünde; ideolojik-politik nedenler, sermayenin daha fazla üreterek yeni pazarlar ele geçirme zorunluluğu savaşların temel nedenlerindendir.

Örnek; ABD’nin Irak işgalini oraya demokrasi götürmek olmadığını aşağıdaki temel sebeplerden anlarız

Birincisi; Yabancı bir ülkeye askeri-silah zoruyla bir yönetim biçimi dayatmak, emperyalizmin bir biçimidir.Demokrasi kültürünü ne kadar içselleştirdiğimize dair ipuçları verir.

İkincisi: Ortadoğu cografyasında demokrasiyle yönetilen ülke yoktur. Emperyalizmin planı BOP mantalitesine denk düşmeyen, emperyalizme boyun eğmeyen ülkeleri, ülke kaynaklarını uluslarası sermayeye açmayan baas rejimi önderlerini yıkmak. Kâh bunu kendi askeri gücüyle yaptı kâh ülkedeki muhalif grupları silahlandırarak başarılı oldu. Şu zamanlarda da Suriye muhalif gruplar silahlandırılarak, iktidara karşı bir savaş halindeler. Bu kaotik durumdan, silah üreticileri firmaları işgalin ardından komprador-işbirlikçi sınıf taşeronluğunda çok uluslu şirketleri asalak bir biçimde bölge halklarını sömürür, yerarltı/yerüstü zenginliklerine el koyar.

Üçüncüsü emperyalizm özünde sermaye ihracıdır,mali oligarşi yoluyla ekonomik hegomanya altına alamadığı ülkelerde/coğrafyalarda askeri yönteme başvurur.

Emperyalist odakların; kitle imha silahlarını, atom bombalarını sivil halka karşı kullandığını da biliyoruz. Savaş teknolojisinin oldukça gelişmesi; düşman ülkelerde bulunan, nükleer, kimyasal silahlar, atom bombaları göz önüne bulundurulduğunda olası bir 3. emperyalist savaşta milyarlarca insanın katledilmesi demektir.

Savaşın bizzat kaynağı egemen sınıflar ve politikalarıdır. Dünya çapında kalıcı barışın inşa edilebilmesi; işçi sınıfının, emekçi halkların ortak düşmanı olan kapitalizmin tarihin çöplüğüne göndermesi ve sosyalizmi dünyaya egemen kılmasıyla mümkün olabilir.
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
784
Puanları
18
Sosyal adalete inanıyorum,ama sosyalizm kapitalizmin esiri olur mu bi süre sonra
 

Kara Kalem

Yeni üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
79
Puanları
0
Öncelikle şunu belirtmek gerekir, sistemin yapısı ve işleyiş tarzı sürekli ve daha fazla üretime dayanır. Minimum maliyetin önemli bileşeni de ucuz ve daha ucuz iş gücüdür. Kapitalistler kendi aralarında rekabet yaşadığından iş gücüne ayırdığı meblağı yapabildiği kadar düşük tutmak zorundadır. Kapitalist üretim biçiminde sosyal adaletsizlik kaçınılmaz bir gerçektir, zorunluluktur. Yaşattığı sosyal adaletsizliği, işsizlik, ekolojik yıkımı, paylaşım savaşlarını, kadını ev içi bir metaya indirgemesi ve sayılabileceğimiz başka sorunlar/felaketler dolayısıyla insanlığın çoğunluğu için kapitalizm sürdürülebilir bir sistem değildir.

Devleti var eden olgu toplumsal sınıflardır, işçi sınıfının iktidarı almasından sonra dahi sınıflar bir günde/ayda/yılda çözülmeyeceğinden kapitalizmden komünizme geçiş sürecinde devlet zorunlu bir aşamadır. İşçi devletinin örneklerini Paris komününde ve Sovyetlerde görüyoruz. Sovyet toplumunda en ileri devlet görevlisinin maaşı ( lenin, stalin..) nitelikli bir işçinin maaşından fazla değildi. insanlığın barınma, sağlık, yiyecek.. gibi temel gereksinimleri devlet tarafından karşılanıyordu, işsizlik diye bir kavram yoktu.Temsili demokrasinin yerini doğrudan demokrasi alarak, sendikalarda örgütlü işçiler yeterli çoğunluğu sağladıklarında gerekli gördüğü devlet görevlisini geri çağırma hakkında sahipti. Siyaset günümüz toplumlarında olduğu gibi hayattan dışlanarak birkaç patron temsilcisi arasında periyodik bir seçime indirgenmemişti. Bununla beraber artı değer işçi devletinde de toplumsal gerçekçiliğini korur. Fakat bu birikimin önemli kısmı devlet aracılığıyla halkın temel ihtiyaçları karşılanır.

Geçiş sürecinin komünizme (sınıfsız, sınırsız bir dünyaya) dönüşebilmesi aynı tarihsel çağda patlak verecek devrimlerle olasıdır. Bu da evrensel çapta işçi sınıfının kendini sınıf olarak örgütlemesiyle ve iktidarı almasıyla ilgilidir.
 

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Sn.Kara kalem anlattıklarınız güzelde uygulamaya gelince öyle olmuyor sosyalizm kendiliğinden çöküyor bence işçi sınıfının yaptığı en büyük hatada şiddete başvurmasıdır....
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
784
Puanları
18
@amaudjulepp tamam ,Karakalem e katılmıyorsanız,böyle afaki bir ümidin kurulum sistemini nasıl inşa edersiniz.Sizi bu konuda tek yetkin kişi ilan etse dünya halkları nasıl bir yol izlerdiniz
 

Kara Kalem

Yeni üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
79
Puanları
0
amaudjulepp/Kara Kalem

Yazılanlar maalesef ki şahsımın fikirleri değil, kapitalist sistemin bize yaşatıklarının yansımalarıdır. Eğer ki kapitalizmin insanlığın ezici bir kesimi üzerine bahsettiklerimi yanlı görüyorsanız, mevcut sistemin emekçiler açısından olumlu yönlerini belirtebilirsiniz.

Eğer ki kapitalizmin yarattığı tahribatta hemfikir, insanlığın kurtuluşunun sosyalizm olmadığını savlıyorsanız alternatifinizi duymak isteriz.

Soguk savaş döneminin, sosyalizm deneylerinin çözülme nedenleri, nazizmin Sovyetler üzerinde saldırısını , çarlığın gerici unsurlarının körüklediği iç savaşı , 1929 genel ekonomik buhranını, binlerce yıllık asırlara dayanan egemen ulusların egemenliğindeki devletlerin saldırılarına ve evrensel çapta işçi sınıfının/emekçi halkların bilinç ve örgütlülük düzeyinin iktidarı alamamasına gibi çeşitli nedenlerle ilişkilendirilebilir. Sovyetlerin anayasası emekçiler için sundukları açıktır, şu anki en ileri burjuva anayasalarından fersah fersah ilericidir.

Nikaragua da şili de…. Ve sayılabilecek ülkelerde mücadele şiddet dışı tarz üzerinden işçi sınıfı 'iktidara' geldi, fakat tarih bize defalarca kanıtladı ki emperyalizm parlamenter yoldan da olsa işçi sınıfının iktidara gelişini (özelikle allende deneyimi incelenebilir) emperyalizmin desteklediği komprador-işbirlikçi egemen sınıflar paravanlığında darbelerle ezdi. Sınıfların iktidarı alış biçimlerine baktığımızda bunun zor yoluyla olduğunu defalarca görürüz. Parlamentonun, burjuva anayasasının sınırları, İşçi sınıfı için kazanımları göreceği olduğu ve siyasi partiler değişse de egemen olanın burjuva sözcüleri olduğunu unutmamak gerek.
 

amaudjulepp

Yeni üye
Katılım
11 Şub 2016
Mesajlar
35
Puanları
0
Çözüm toplumsal olarak bir şey yapılamaz ama bireysel olarak saflaşmak lazım yani şiddetden şerden ahlaksızlıktan haksızlıktan uzak durmak dünyanın kahrını çekmek lazım işçide olsan komprodorda olsan 75sene sonra alacağın bir avuç toprak dünyanın dertleri büyük bu dertler için insan öldürülmez sevgivarken dövüş yapılmaz demem o ....bilimsel bir sunumum yok....
 

"ictenlik"

FSEditör
Katılım
7 Ara 2013
Mesajlar
3,673
Puanları
38
Çare tek başına barış önce içimizle barışmalıyız bizler düşünen varlıklarız kendimizi istersek sıfır şiddete çekebiliriz evet doğada vahşet var ama bir o kadar da sevgi hoşgörü var savaşmak kaybetmektir yenilmektir ve savaşların hiç bir olumlu neticesi yok insan olmanın saygınlığı barış huzur ortamında anlaşılıyor bu yüzden aktif barış politikaları üretilmeli nasıl savaşırken doaustu gayret gösteriyorsak barış zamanında insan ustu bir varlık gibi çalışmalıyız....
şiddetsizlik eylemsizlik değildir. Evinizi dağıtan birine karşı eylemsiz barış içinde olabilirsiniz evet bu iradeniz varsa hatta sizi öldürmesine ve işkencesine göz yumabilirsiniz. Örneğin sizi suda yakalamış bi gergedana karşı savaşmayabilirsiniz ya da ormanda bi boz ayı. Ama ?
kimileri asker kimleri sanatçı-kimi vatansever kimi bilimci bilmem ne

. Daha baştan evinizi korunaklı yapmalı çünkü dış dünya belli. Orman tehlikelere gebe ve ormanda geziyorsak silah ve savunma bilinci taşımalıyız bizler.

Kurt saldırısı olacak bi yere açık ev yapıp kurtların saldırmasını ya da saldırmamasını bekler miyiz?-umar mıyız?

Doğulu bi dövüş ustası düşünelim. Usta kimseyi dövmez ve güç gösterisi de yapmaz artık ama usta dövüşebilir.

Eğer Gandhiysek ki öyleysek ne ala ama o zamanda
tüm insanları gandhi yapma zamanı?

aktif barış politikası?
düşmanı bi kere yenerseniz ve ondan güçlüyseniz size saldırmaz -Aktif barış politikası gücü göstermektir.
eğer düşman yoksa düşman kim?
Biz bir idealden ya da ideallerden sözediyoruz ancak gerçeğe uygulanabilir idelaler mi bilmiyorum çünkü benim neslim eriyor ve ben ölüyorum değil mi? Sanırımi tür evrimleşme beklemek kalıyor bize
gerçeğin ve insanın evrilmesi-devrilmesi içinde insanın kaderini belirlemesi ya da belirleyecek bir noktaya ve potansiyele erişebilmesi umuduyla yaşamak ve inanmak buan ama bilmiyorum. gücü olan savaşmalı ve karşı durmalıdır sanırım
 

Kara Kalem

Yeni üye
Katılım
1 Haz 2011
Mesajlar
79
Puanları
0
Yaşadığımız dünyaya egemen olan sistem bir bütün, her yıl 14 milyon çocuk yetersiz beslenme ve önlenebilir hastalıklar kaynaklı nedenlerden ölüyor. Milyarlarca insanın içme suyuna, yiyeceğe sahip değil. Ne kadar hümanist, barışsever,..vs olursak olalım bizim dışımızdaki insanlar bir avuç sömürücünün azgın politikaları yüzünden milyarlar ölmektedir. Haksızlıkğı, ahlaksızlığı, insanca yaşamanın önkoşulu bu adaletsizliği ortadan kaldırmaktır. Bu durumda tek tek bireylerin öznel niyetlerini aşıyor. İnsanlar eğer gerçekten savaşları, paylaşım savaşlarını, adaletsizliği haksızlığı, çocuk ölümlerini.. ortadan kaldırmak isteniyorsa adil paylaşmak zorundadır. bu da gelecek nesillere bırakılabilecek en büyük mirasdır.

Dostlukla.