Yaşadığım tarifsiz hissiyat

Bedevi

Yeni üye
Kaotik Pasif Sürüklenme​
Yalnızca olmak...
Aklıma gelen şeyler o kadar mantık tatminsizliğine uğruyor ki hissettiğim ya da hissettiğimi sandığım şeyleri sizlere doğrudan aktarabilmemi sağlayacak herhangi bir cümle kuramıyorum. Yine de bu durumu en kısa haliyle "kaotik pasif sürüklenme" olarak ifade edebilirim. Öncelikle bu ifadeyi açıklayayım. Kaotik, kargaşa içerisinde olma hali, pasif ise aktif olmama durumudur. Demek istediğim kaos içerisinde minimum etkinlik durumunda sürüklenme halidir.
Bir tanım, bir kabul hatta "bir"in kendisi. Kafamda sürekli dönüp duran fakat elde tutulur bir sonuca ulaşamayan çarklar var. Bir şeyden bahsetmek ya da bir şeyi yapmak benim için artık anlamsız ve neredeyse ölmeme yol açmıyorsa erteleniyor ya da yapılmıyor.Hayali gardrobumda yalnızca cevabını bulamadığım kırçıllı sorular ve insanların düşüncesizce kabullerinin ve dogmatik fikirlerden doğan mide bulandırıcı yargılar mevcut.
Hayattki yetersiz veri, kanıtlanamamazlık ve sürekli yaşanan devinim-oluşum-yıkım hareketi... Neden birisi olmak zorundayım? Ben neden varoluş hakkında sorgulama yapabilitesi olan bir varlığım ya da öyle sanıyorum? Söylenen her şeyi eşelediğimizde elbet kabuller ve ensonunda inançlar devreye giriyor.Ben bu sabit olmama ve hedefsizlik halinde bir oraya bir buraya savrulan maddesel olasılıklar bütünüyüm. Eğer olasılıklardan ibaretsem nasıl doğrudan kendimi tanımlayabilirim ki? Bu da ayrı bir paradoks.
Her şey rastlantısal birikim ve oluşumdan ibaret. Bir şey yoksa o şeyin yokluğundan bahsetmem de garip değil mi? Yokluk kavramına yüklenen anlama bağlı olarak değişebilir bu söylenenler.Aslında tüm kelimeler birer fonksiyon ve aynı dili kullanmak, ortak fonksiyon kabullerini gerektiriyor. Örnek vermek gerekirse "Nefret Kötüdür." yargısı çoğunlukta aynı etkiyi uyandıracaktır. Anca kötü olmak ya da nefret tam olarak nedir? Şu açıdan bakarsak, başka bir insana göre nefret, "masa" kelimesini ifade ediyor, masa da nefret kelimesini.Yani " masa kötüdür " yargısı ortaya çıkıyor. Bu yargı bir insan için kabul edildi bile :) Tabi ki tüm tanımlar kabulleri gerektiriyor, matematiksel olanlar bile. Örneğin "5" sayısını düşünelim. Kahvaltı tabağınızda 5 tane zeytin var. Bu zeytinlerin kaç birim ettiğini "5" diyerek açıklıyoruz. Yani 5 zeytin olma durumu, daha doğrusu 5 adet herhangi varlık olma durumu. Öte yandan bu yargı bile çelişkili. Varolup olmama olasılığı taşıyan birimleri sayma kabulüne nasıl varabiliriz kİ? Diğer yandan "8" sayısının "5" sayısı olması gerektiğini nasıl yanlışlayabiliriz? 1-2-3-4-8-6-7-5-9-10. Garip görünüyor öyle değil mi? Ama birine böyle öğretildiğini düşünün? O halde yeni sayı sistemimize (YSS) göre 8-->5 oluyor. Eski sayı sisteminde (ESS) 5 hala 5. Peki farklı sayı sistemlerini kullanan iki kişi ESS'ye göre 5 zeytin gördüğünde farklı şeyler mi söylerler? Yoksa maksat mı aynıdır? 5 zeytin olma durumu ve 8 zeytin olma durumu? Miktar aynı olmasına rağmen farklı yargılarda bulunuldu. Eğer şöyle bir kanıt çabasına girersek : YSS'ye göre 2x2+1=8 ESS'ye göre 2x2+1=5 olur. (Sayı sistemlerinin 1 ile 10 arasında olduğunu varsayalım.) Bu ortak bir yargıya götürecek midir peki? Tabi ki hayır, çünkü 2x2 nin YSS içerisindeki karşılığı 2yi 2 fazlası ile topla demek olabilir 2+4=6. Tabi ki şu anda bunu iddia eden kimsenin hatırı sayılır bir topluluğu olmadığından neredeyse evrensel bir sayma sistemini kullanıyoruz ancak tüm denklemlerimiz ve formüllerimiz bu önceden 5 zeytine: " sen 5 tanesin" kabulü ile oldu.
Tek tatminkar ve inandırıcı bulduğum sezgi ise "mükemmellik" ve mükemmeliğe yaklaşma dürtüsü.Yoğunluk, kusursuzluk ve pozitif bir farklılık hali. Her uğraştığım şeyi kapsayıcı bir tavırla ele aldığımdan artık uğraşı bulmayı bıraktım çünkü yapılan vasat şeyler beni resmen iğrendiriyordu.Bu nedenle hiçbir şey yapmamayı, vasat şeyler yapmaya tercih ettim.Garip bir durum ama yaşantıyı pek de iyi etkilemediğini itiraf etmem gerekir. Şunu biliyorum ki "mükemmel" kelimesini biliyor isem, o kelimenin karşılığı bir yerlerde vardır. İdeal olarak kafamda olsa bile varlığı şu anki paradigmama göre var.
 
Son düzenleme:

ls2

Aktif üye
bir dindarın deyişi ile bir halk edişin (yaratımın) küçük parçalarıyız. bir maddecinin deyişi ile devasa devinimin içinde küçük birer ayrıntıyız.

bizde diğer canlılar gibi varolmaya çalışıyoruz, kendimizi bişey sanmamız da varolma çabamızın bir tezahürü..kilşe deyişi ile büyük resme bakarsak hiçiz:O aha şu an bunu derken bile kabul edesim gelmiyor, kendimizi bir şekilde varlamalıyız, napalım bizde böyleyiz işte..
 

Lefty

Aktif üye
Sayılar bilimi çok eskilere dayanır yani o rakamlar tesadüf olarak oluşturulmamıştır. Sayılar da birer semboldür ve kökenini bilmek için "Sembolizm" hakkında detaylı araştırma yapmanız gerekmektedir. Örnek verdiğiniz rakamlardan 5 rakamı; kadim öğretilerde genel hatları ile Dünya'yı veya evreni sembolize eder ve yine 8 rakamı da ; 7 kat göğün bir kat üstü Arş-ı Ala'yı yani Alemlerin Rabbi Bir'in varoluş komuta merkezini ifade etmek için kullanılır fakat semboller tek anlama da gelmez, en az 7 farklı anlamı vardır. Önündeki ve arkasındaki sembole göre de anlamı değişir. Sembolizm bilmek yetmez, okurken hata yapmamak için iyi bilen biri inisiyeden eğitim almak gerek ki, maalesef günümüzde bu artık mümkün değil, birkaç araştırmacı dışında sembolizm bilen insan sayısı çok azdır.

http://www.felsefe.net/genel-tartisma-alani/77361-kaos-teorisi.html başlığında da ifade ettiğimiz gibi, bu hayatta ne yazık ki bir saniye sonrasının bile garantisi yok. Bu sebeple sade bir yaşam tarzı ve az beklenti içinde yaşamak, o an için sahip olduklarımızın değerini bilmek, geçmişe ya da geleceğe takılı kalmamak, en akıllıca yaşam şekli olacaktır.
 

meyelan

Üye
Varoluşsal açmazların başındasınız anlaşılan.''HİÇLİK'',anlamlar ve bu anlamlara yüklenenlerin nereden geldikleri,nedenlerin nedenleri ...diye uzayacak bir kendince tanımlama süreci bu.
''a'' için eski yada yeni yazı dilinde bir sürü karşılık kullanmış insanoğlu.Sizde başka bir tanım koyun kendinizi farklı ve özgür kılın,mükemmel oldu bu tanım deyin.Fakat yine de ''a''simgesini kullanmaya mecbur olduğunuz gerçeğinden uzaklaşamayacağınızı bir kenara yazın.
İnsan ;sorgulama ,gerçeği aramaya dair bir atılım göstermekten başka bir kazanıma sahip değildir.Eylemsel kazanım;net ,doğru ,salt sonuç ve huzur bulmak değil ,durağan olmamanın getirdiği enerji devinim şekli sadece.
Olası son olarak şunu söylemeliyim,bu mükemmel denen şey,sizin tanımınızla mı bizim tanımızla mı mükemmel demek.
 
Güzel bir günün sonunda annemle içtiğim çay ve yaptığımız dolar muhabbeti...

Tarifli bir hissiyat, sıcak bir hissiyat.
 
Sabah erken kaltığımda yaşadığım histir. Pis bir huzursuzluk, istediğini yapamamanın verdiği nefret, kapanan göz kapaklarına karşı gelen lanet sorumluluk bilinci, hala karanlık olan havayı gören biyolojik saatin vücudu uykuya zorlaması. İşte o tarifsiz his bunların toplamı.
 
Üst