Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

yalnızlık??

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 3,874

Makyavel

Yeni Üye
Katılım
5 Mar 2010
Mesajlar
5
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Sayın Makyavel;

Kesinlikle yalnızlığı bilmiyorsunuz. Yalnızlık o değildir. O aşağılık duygusudur. Yalnızlık, kalabalık bir toplumda susma eylemidir. Bildiğiniz halde susmaktır. Yalnızlık, düşündüklerinizi paylaşacak birinin olmamasıdır. Her şeyi içinde büyütmektir. En ufak bir sarsıntı da yüreğinin her köşesinde derin bir hararet, vücudunuzda bir ağırlık hissetmektir. Ayağınıza bir taş bağlayıp kendinizi denize atma isteğidir. Yalnızlık gökyüzünde uçmaktır. Yer yüzündeki bütün insanlardan ve görüşlerden arınmış bir şekilde beklemektir hayatınıza inecek olan karartıyı. Ve yalızlık sevdiklerini değil, kendin gibi olanları beklemektir. Kimi zaman uçsuz bucaksız çayırlarda koşma isteği ve kimi zaman sessizlikte haykırma isteğidir. Bütün dünyanın üzerinize çöktüğünü hissetmektir, yalnızlık. Ve en önemlisi yalnızlık paylaşamamaktır hayatını. İstesek bile uzak kalmaktır. Ve hayatta ne üzen ne de üzülen olmama isteğidir.

Tanımın herkese göre değişmesi çok normal, aslında yalnızlığın net bir tanımınıda kimsenin koyabileceğini sanmıyorum. Aşağılık Kompleksi kendini diğer insanlardan eksik hissetmeyle başlar. Onların yapabildiğini ben neden yapamıyorum mantığı vardır. Benim bahsettiğim acizlik yapabileceklerinizi herhangi bir sebepten ötürü yapamamanız ve bunu kimsenin anlamaması. Burda asıl olan değersizlik. Kendini değersiz hissetme durumu... Kendini insanların gözünde değersiz hissediyorsan yalnız kalmışsın demektir.

Ayrıca, düşündüklerini kimseyle paylaşamama vs. pek tabii bunlarda yalnızlık olabilir. Ama dediğim gibi tanım herkese göre değişir.
 

turko29

Yeni Üye
Katılım
20 Şub 2010
Mesajlar
322
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
67
Yalnızlık bir kavramdır hissetme ile ilgili olan, bunun bir çok çeşidi olabilir ama tanımı tektir, Kavramlar insanlar arası paylaşımlarda ortak dilin oluşa bilmesi için sözlüksel anlamlarla yüklenir, içleri doldurulur.
Yoğun bilinçlenmenin getirdiği toplum içerisinde topluma yabancılaşrak yalnızlık yaşanacagı gibi, bilgisizliğin getirdiği farklı bir ortamdada yalnızlık yaşana bilinir, Yada tüm konuşmalar arasında boşalmış kavramların çoğunluğundan bir birimiz anlamayarakta yalnızlığa gömülebiliriz...
Yalnızlık kavram olarak bir histir, çevreden kendini farklı hissederek yabancılaşmaya gitme hissi ve geçicidir, zevk alınacağı gibi olumsuz sonuçlarada götürebilir, sanırım anlatmak istediğimiz ortak olmasına rağmen farklı cümleler kullanıyoruz...
 

hassas_denge

Yeni Üye
Katılım
23 Ara 2008
Mesajlar
99
Tepkime puanı
2
Puanları
8
İnsanoğlunun kendi yaşamının tanımını yaparken üzerinde emin olması gereken bir diğer nokta şudur;

Evrendeki canlı ve cansız herşey mutlak bir yalnızlık içindedir.

Bu olguya, Kozmik Gerçek diyoruz.

Kozmik gerçeğin insanoğlu için yansıması şöyle özetlenebilir;

Nereye giderse gitsin,
Kiminle olursa olsun,
Yalnızdır insanoğlu,
Sonsuza dek.

Evet, insan doğarken de, en kolay ve en zor zamanları yaşarken de, uykuya dalarken de, ölürken de salt bir yalnızlıkla yüzyüzedir. Ve yalnızlık asla engellenemez, sadece perdelenebilir.

Bunun farkında olmak ve Kozmik Gerçeğin doğal kimliğin bir parçası olduğunu kabul etmek, hayatımızdaki birçok şeyle ilgili algı seviyesini yükseltecektir.

Bu farkındalık, insanoğlunu depresyona sokan en yaygın sebep olan yalnızlık sendromunu da hafifletir.

Yalnız kalma korkusu aslında bize dış dünya tarafından resmedilen bir kalıba uyamama korkusudur.

Oysa insanoğlu asla ve asla hiçkimseyle aynı acıyı ve zevki paylaşamaz.

...

Daha uzun ve detaylı açıklama için lütfen bakınız;

 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
170
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yalnız kalmak ile yalnız hissetmek arasındaki farkı Epiktetos'un bize bağlı olan ve olmayan ayrımıyla düşünmek bana yararlı geliyor. Diyelim ki bir akşam yemeğinde masadasınız, herkes kendi aralarında konuşuyor ve kimse size dönmüyor. Dışarıdan bakıldığında bu bir durum; içeride ise bu durumun size ne anlam yüklediği ayrı bir şey. Sessizliğin kendisi bize bağlı değil. Onu 'beni görmüyorlar' diye okumak ise bir yargı ve o yargı bize bağlı. Euhemeros'un tarif ettiği o geri dönüşsüz bekleyiş de büyük ölçüde bu yargının sonucu gibi görünüyor. Makyavel'in değersizlik üzerine söylediği de aynı yere bağlanıyor: kendimizi değersiz bulmamız, başkalarının bizi nasıl gördüğüne dair bir hükümdür. Yalnız kalmak ise çoğu zaman bir seçim ya da en azından bir durumdur; ona ne anlam vereceğimiz bizim işimiz. Buradan şu sonuç çıkıyor: Yalnızlık hissinin büyük bölümü beklentimizden ve yorumumuzdan doğuyorsa, onu tamamen nesnel bir yalıtılmışlık saymak zor olur. Bu, acının gerçekliğini inkâr etmek anlamına gelmiyor. Acı gerçek olabilir, ama ona verilen hükmün ayarı değiştirilebilir. Bence tartışmada eksik kalan, hissin ne kadarının yargıdan, ne kadarının koşullardan geldiğini ayırmak.
 

Yeni Konular

Üst