Neler yeni

Sevgi(Hislerim Düşüncelerim)

kurt163s

Yeni üye
Katılım
16 Şub 2008
Mesajlar
14
Puanları
0
Yaş
28
Sevgi her duyduğumda ve hissettiğimde farklı anlamlar katıyor kendine birgün en büyük acıyı yansıtıyor bir başka gün en büyük özlemi.
Sevgi hani bir kişiyi çok sevipte şiirler yazarsın ya sevgi aslında sevip benzetmelerle anlatamayacağın birşeymiş şiirler yazamadığın zamanmış.
Sevgi hani sevdim deyip hediyelere boğarsın ya, hediye alamadığın ona hiçbirşeyi yakıştıramadığın zamanmış.
Sevgi anlatmaya çalışılıp anlaşılmazlarmış, ağlamak mı yoksa ağlayamamak mı?
Konuşmayı çok sevipte konuşamamakmış sevgi...
Saatleri sadece gözlerinin içine bakarak geçirebilmekmiş ve yine o saatlere küfretmekmiş.
Kimseye yapadıklarını ve kimseden çekinmeden yaptıklarını yapıp yapamamak arasında gidip gelmekmiş.
Ne garipmiş bu sevgi terkedilsen bile vazgeçememekmiş.
Ve başına gelecek bir şeyi gördüğün saçma rüyalardan korkanak günlerini kendine zehir etmekmiş.
Ne garipmiş bu sevgi...
Sevmekmiş ya aşk değil sadece sevmek doğru söylemişler aşk gitti ama sevgi?
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Sevgi hiçbir mantıki tutarlılık barındırmayan duygudur.


Saygıya kişilerin birbirine değerlerini,aşka kişilerin birbirleri arasındaki gönül köprüsünü sebep gösteririz.Ancak sevgiyi sadece hissederiz.

Birisini ilk gördüğümüzde,tanıdığımızda,arkadaş olduğumuzda,selamlaştığımızda,zor zamanlarımızda,mutlu günlerimizde ve daha bir çok hayatın anlık durumlarında küçük bir parmak şıklatma hızıyla anında sevebiliriz.

Sevginin en büyük belirtisi odaklanmadır.Sevgiyi salt "aşklaşmış" yönüyle bahsetmiyorum.Genel anlamda sevgi:

Yeri gelir milyarder bir adamın tüm servetini evlat edindiği öksüz bir yavruya bağış yapmasına neden olur.

Bir annenin oğlu ya da kızını gurbet şehirlere okumaya gönderince elinde bir tek kalan ona duyduğu sevgiye sarılıp gece gönlü ferah uyuması da sevginin yüceliğidir.

Bir babanın günlük maksimum yapabildiği işin çocukları ya da karısına duyduğu sevgi aklına gelince o işi üçe beşe katlayarak yapmasına neden olur.


Sevgi,insanların en en en temel duygusudur.Hatta o kadar temeldir ki günlük hayatı,işleri,eğitimi,ekonomik durumları,hayat şartlarını bahane eder,farkında bile olmadan onun üzerine basar yolumuza devam ederiz.

Ancak o bizi yine bekler.Yine bir köşeden çıkar karşımıza.Sanki ona yaptığımız hataları sineye çekmiştir de yüreğimizi ısıtmaya gelmiştir bir anda.


Bazen sadece sevelim.

Neyi,neyle,nasıl,nerede olduğu zerre önemli değil.Ne toplum için ne de başka herhangi biri için.

Kendimiz için.

Tutunabilmek için sevelim.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,941
Puanları
48
Sevgi sadece karşı cinsler arası oluşan bir duygu değildir, her şeyi ve herkesi kapsar. Hayvanı da sevebilirsiniz, dostunuzu da hatta hiç tanımadığınız fakat az da olsa hakkında fikir sahibi olduğunuz birisine bile sevgi duyabilirsiniz.

Aşk bittikten sonra sevgiye dönüşüyor mu gerçekten? Şahsen ben kendi çevrem dahil bu duruma hiç şahit olamadım, belki de bana denk gelmedi. Aşk bittince insanlar sadece bazı zorunluluklar sebebi ile bir aradalar çoğunlukla ve büyük bir kandırmaca yaşanıyor hatta aradaki bağ alışkanlıktan öteye gitmiyor. Yaşanılan o boşluk hissi de asla yok edilemiyor.

Sevgililer Günü öncesi, yaklaşık dört yıldır tanıdığım bir kafe müdürü ile, bu sözde özel günlerin anlamsızlığı hakkında sohbet ederken, "Şu kapıdan birisi gelse ve beni alıp götürse keşke." diye bir ifade kullandı. "Evlisin sen, hayırdır?" dediğimde de "Aşk bitti ve evlilik bir zorunluluktan başka anlam ifade etmiyor." dedi. Oysa evlenirken böyle demiyordu. Henüz 32 yaşında ve evleneli 1.5 yıl oldu, üstelik eşi hamile ve bu konuşmaları duysa yıkılırdı. İşte hayatın en acı gerçeği bu; itiraf edilemeyen hisler ve mecburiyetler. Sevgi sağlam temellere oturmadıkça, aşkın büyüsü ile girilen yol ne yazık ki hüsranla bitiyor. Hakiki sevgi de kolay oluşmuyor, hatta bazen saplantı hali "sevgi" ile karıştırılıyor.

Hayatta birçok şeyi sevebiliriz ve seviyoruz da fakat ikili ilişkilerde durum çok farklılaşıyor. Olduğu gibi bir insanı sevemiyoruz, dürüstlükle ya da karşılıksız sevemiyoruz. Beklentilerimiz var ve karşılanmazsa uzaklaşıyoruz. Elde edemediğimiz sürece o aşk ya da sevgi hep içimizde, yanımızda olduğu an ise, başka sevdalara her an yelken açma ihtimalimiz gündemde, iyi de o zaman biz ne anladık bu işten ve kimi kandırıyoruz? Sevgi ya da aşk böyle herkese hissedilebilir mi, nerede kaldı özel olan, tek olan? Bu samimiyetsizlik içinde insan bir süre sonra kendine de yabancılaşmaya başlıyor.

Leo Buscaglia'nın kitapları ile büyüdük, her kitabını alır okurduk ve sevgi konusunda yazdıklarını içselleştirmeye çalışırdık, peki sonra ne oldu? İntihar etti ve hepimiz şoka girdik, anlam veremedik. Sevgi üzerine bu kadar konuşma yapan ve kitap yazan birisi nasıl olur da hayatından bir anda vazgeçebilirdi? İşte, insan beyni kontrolden çıktığı an sevgi de aşk da lafta kalıyor, beynimizin kontrolü demek sağlıklı ruh hali demek, ötesi yok...

Leo Buscaglia'nın anısına, kendisinden bazı alıntılar sunmak istiyorum.


"Sevgiye aşık olmayın yoksa onun güçlükleri içinde boğulabilirsiniz."

"Bir insan ile bütünlüğünüzü korurken, kendinizi başka kişiyle bütünleştirmekten kaçınınız. Bunu da her biriniz birer birey olarak kaldığı sürece başarabilirsiniz."

"Bir ilişkiden ne alabileceğinizi değil, ne katabileceğinizi düşünün."

"Oyun oynamayı bırakın. Olgunlaşan bir ilişki ancak gerçekler ve içten davranışlarla beslenebilir."

"Kendi değerinizi kendiniz ölçün. Bir paspasın değerini en iyi bilen, ayakkabıları kirli olanlardır."

"Birbirinize baskı yaparak kişiliklerinizi bozmaya çalışmayın. Hiç kimse gölgede yetişip, olgunlaşamaz."

"Kişiyi, kesinlikle sizin için" sevgi adına" bir şey yapmaya zorlamayın. Sevgi, pazarlık konusu yapılacak bir duyumsama değildir."

"Vermekten korkmayın, şayet gönülden veriyorsanız, hiçbir zaman fazla vermiş olmazsınız."
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Sevgi hiçbir mantıki tutarlılık barındırmayan duygudur.


Saygıya kişilerin birbirine değerlerini,aşka kişilerin birbirleri arasındaki gönül köprüsünü sebep gösteririz.Ancak sevgiyi sadece hissederiz.

Birisini ilk gördüğümüzde,tanıdığımızda,arkadaş olduğumuzda,selamlaştığımızda,zor zamanlarımızda,mutlu günlerimizde ve daha bir çok hayatın anlık durumlarında küçük bir parmak şıklatma hızıyla anında sevebiliriz.

Sevginin en büyük belirtisi odaklanmadır.Sevgiyi salt "aşklaşmış" yönüyle bahsetmiyorum.Genel anlamda sevgi:

Yeri gelir milyarder bir adamın tüm servetini evlat edindiği öksüz bir yavruya bağış yapmasına neden olur.

Bir annenin oğlu ya da kızını gurbet şehirlere okumaya gönderince elinde bir tek kalan ona duyduğu sevgiye sarılıp gece gönlü ferah uyuması da sevginin yüceliğidir.

Bir babanın günlük maksimum yapabildiği işin çocukları ya da karısına duyduğu sevgi aklına gelince o işi üçe beşe katlayarak yapmasına neden olur.


Sevgi,insanların en en en temel duygusudur.Hatta o kadar temeldir ki günlük hayatı,işleri,eğitimi,ekonomik durumları,hayat şartlarını bahane eder,farkında bile olmadan onun üzerine basar yolumuza devam ederiz.

Ancak o bizi yine bekler.Yine bir köşeden çıkar karşımıza.Sanki ona yaptığımız hataları sineye çekmiştir de yüreğimizi ısıtmaya gelmiştir bir anda.


Bazen sadece sevelim.

Neyi,neyle,nasıl,nerede olduğu zerre önemli değil.Ne toplum için ne de başka herhangi biri için.

Kendimiz için.

Tutunabilmek için sevelim.


Ne güzel yazmışım. Nöronlarımı seviyorum.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
Sevgi,insanların en en en temel duygusudur.Hatta o kadar temeldir ki günlük hayatı,işleri,eğitimi,ekonomik durumları,hayat şartlarını bahane eder,farkında bile olmadan onun üzerine basar yolumuza devam ederiz.
Sevgi konusunda yazdıklarınıza itirazım yok. sevgiyi aşkın buluyorum. başka deyişle öğelerine ayrılamaz buluyorum çünkü.

peki ya şiddet ve nefret? aynı yürekte nasıl yaşıyorlar sevgiyle?
 
Katılım
25 Ocak 2017
Mesajlar
887
Puanları
18
Sevgi konusunda yazdıklarınıza itirazım yok. sevgiyi aşkın buluyorum. başka deyişle öğelerine ayrılamaz buluyorum çünkü.

peki ya şiddet ve nefret? aynı yürekte nasıl yaşıyorlar sevgiyle?


Duygular, olayların sonucudur azizim.



Bir yakınımız öldüğünde ağlamak, üniversite sınavını kazandığımızda gülmek, oğlunun sigara içtiğini öğrenince sinirlenmek bir "kuraldır".

Bu yüzdendir ki şiddet, nefret, hayal kırıklığı, başarısızlık vb. gibi "sonuçlardan" sadece bunlara sebebiyet verecek olayları hayatımızdan çıkararak kaçınabiliriz.

Peki bu mümkün müdür? Değildir. Bir yakınımız ölmeyecek, bir trafik kazası geçirmeyeceğiz, hiç dişimiz ağrımayacak diyemeyiz. Bunlar hayatın içindendir.



Bundandır ki asıl mesele kaçınamadığımız kötü olaylardan kaçmak değil onlarla savaşmaktır.

Çünkü kötü olaylarla verilen savaşın sonucu, yaşayacağımız herhangi bir iyi olayın tadını "hak etmemizi" sağlar ve verimi maksimize eder.

Kötü olaylardan kaçmaya çalışmak, sadece "iyi olay morfinleri" ile olur ve bunun da gittikçe toleransı artar.
 

ls2

Aktif üye
Katılım
1 Kas 2012
Mesajlar
2,778
Puanları
38
teşekkürler..üzerine düşüneceğim..