Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Sessizlik Rıza Sayılamaz: Açık Onay Koşulunun Sınırları

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 2

Toplam: 12
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
99
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir apartman toplantısında bir karar masaya geldiğinde ve kimse itiraz etmediğinde, tutanağa çoğu zaman oybirliğiyle kabul edildi diye yazılır. Oysa sessizlik yorgunluktan, geç kalmış olmaktan ya da itirazın nasıl dile getirileceğini bilememekten de gelebilir. Dışarıdan bakan biri bu durumları birbirinden ayıramaz.

Burada elimizde olan ile olmayan ayrımı işe yarıyor. Sessizliğimizin başkaları tarafından nasıl okunacağı bize bağlı değil; yalnızca kendi onayımızı ve tutumumuzu açıklayabiliriz. Epiktetos'un El Kitabı'nın başında kurduğu ayrım buna yakın: başkalarının eylemi ve yargısı bizim denetimimizde değildir. Bu yüzden sessiz kalan kabul etmiştir cümlesi bir gözlem değil, bir varsayımdır.

Locke da zımni rızayı tartışırken benzer bir noktaya varır; ama bu rızayı bağlayıcı kılanın, kişinin ayrılabilmesi ve başka bir yere geçebilmesi olduğunu da ekler. Bence sessizliğin rıza sayılması için asgari koşul budur: sessiz kalan konuşabilmeli ya da ayrılabilmelidir. Konuşamayan ya da çıkamayan biri için sessizlik bir seçim değil, içinde bulunduğu durumun bir parçasıdır.

Bu nedenle açık onay talebi de kendi koşullarını sorgulamalı. Onay verecek kişi itirazın bedelini ağır biçimde ödeyecekse ya da itirazın hangi biçimde geçerli sayılacağı belirsizse, açık onay istemek de yeni bir çerçeve dayatmaya dönüşür. Benim çıkarımım şu: açık onay koşulu, onay verebilme koşullarını da kapsamadıkça yalnızca yeni bir varsayım olarak kalır.
 
Üst