sen bir HİÇ sin

Nejdet Evren

Aktif üye
SEN BİR ‘HİÇ’SİN!

--tık, tık, tık
--kimdir o?
--hiç
--istediğin nedir?
--sen
--nasıl olur da bir hiç beni ister?!
--bal gibi ister,
--nasıl diye sordum
--hiç-sin de ondan
--şimdi bu, ne demak oluyor?
--sen bir ‘hiç’sin! demek oluyor
--anlaşıldı, konuşmalıyız, geç içeriye de biraz konuşalım
--teşekkür ederim kabulün için,
--rica ederim, lakin tam karşımda oturmanı istiyorum,
--nedenmiş o?
--gözlerime bakarak konuşmanı istideğim içindir,
--ben bir hiç olarak her zaman gözlerine bakarak konuşurum,
--demek ki en azından bir konuda benzeşiyoruz,
--her konuda desem abartmış sayılmam,
--bir hiç’in her dediği şey doğal olarak bir hiç olacaktır,
--ayen, bir hiç olarak söylediğin her şey benim için de bir hiç olacaktır, gördün mü?
--neyi?
--biraz önce her konuda benzeşiyoruz demiştim
--benim bir hiç olduğuma dair iddian gözümde en ufak bir değer taşımasa da hayatın akışı gereği ortaklaştığımız noktaların bulunması kaçınılmazdır.
--sen bir hiç olmazsan senin hakkında böyle bir yargıya nasıl varabilirim ki?
--sen bir yargıya varmadın, iddia ediyorsun yalnızca,
--ve benden bunu kanıtlamamı isteyeceksin, değil mi?
--elbette, çok sevineceğim
--demek ki bir iddia ile bir yargı arasındaki fark konusunda da ortaklaşıyoruz!
--malesef!
--gördün mü bir ortaklaşmamız daha çıktı, zira sen ve ben birer ‘hiç’iz
--sen bir hiç olabilirsin, lakin ben bir hiç değilim
--hiç değilsen, her-şey misin?
--her-şey de değilim,
--her-şey değilsen bir hiç’sin demek
--totoloji yapıyorsun,
--hiç olanın her-şey olduğu gibi mi?
--her-şey ve hiç-bir-şey asla yan yana gelmez ki!
--totoloji yapmıyorum, sen de bunu bal gibi biliyorsun,
--sen hala gözümde hiç-bir-şey değilsin
--hiç’im de ondandır
--hiç’sin
--sonunda, kabul ettin,
--sana dair tanımlamanı kabul etmiş olabilirim, ancak hala benim bir hiç olduğuma dair yargını kanıtlamış değilsin,
--senin için hiç-bir-şey değilim ve bir hiç’im, sen de her-şey olmadığını benimsemiştin, yanlış hatırlamıyorum değil mi? O zaman sen de bir hiç’sin, kanıtım sensin,
--gelmiş olmana hiç ama hiç sevinemedim,
-haklı olabilirsin, lakin ben de hiç sevinemedim,
--sana ne oluyor?
--bu güne kadar bir hiç olduğunu bilmeden yaşamış olmana üzüldüm,
--bir şey soracağım,
--sor bakalım,
--haklı olabileceğimi söyledin, değil mi?
--eee........
 
Son düzenleme:

ls2

Aktif üye
Hiçlik kendini de hiçlemeli.. insanın varlığı,duyguları ve düşünceleri hiçse, sadece onun düşüncesinde varolan hiçte hiçtir..
 

Nejdet Evren

Aktif üye
--haklı isem, senin için ne ifade eder?
--çok şey,
--mesela,
--hak ettiğini kabullenmek, hak ettiğini benimsemek gibi,
--hak ettiğimi düşündüğün şey ne ise onu bana veremez misin?
--hak verilmez, alınmaz; mündemiç olan şey sadece korunur, benimsenir
--alamadıktan sonra bunun benim için bir kıymeti-harbiyesi olamaz ki!
--koruyabildiğin sürece hep seninle olacaktır
--koruyamaz isem!
--o zaman, hak ettiğin şey ile yaşadıın şey ayrışacak; hak etmediğin gibi yaşayacaksın
--haksızlık ama,
--kesinlikle,
--merak ettim, hiç olmak nasıl bir şey?
--bu, çok şeyi ifade eder,
--nasıl, açıklar mısın?
--her şeyi doğurmak dersem yeterli olacak mı?
--hiç olan nasıl doğuracak?!
--her bilinen şey bir hiçlikten doğar,
--mümkün değil!
--diyelim ki hiç bir şey yapmıyorsun; yürümüyor, ağlamıyor, gülmüyor, üretmiyor, paylaşmıyorsun; ama özünde yürümek, ağlamak, gülmek,üretmek ve paylaşmak var ve sen bu hiç olmaktan çıkıp yürüdüğün, ağladığın, güldüğün, üretip paylaştığın andan itibaren her şeyin doğuranı olursun; değil mi?
--ama ben hem yürüyor, hem ağlıyor, hem gülüyor, hem üretiyor ve hem de paylaşıyorum zaten!
--bir farkla,
--nedir o?
--hiç olduğunun bilincinda olmadan yapıyorsun bunları!
--ne var bunda?
--bilincinde olmadan ürettiklerin sana yabancıdır!
--hiç olduğum bilincine vardığımda her şey daha farklı mı olacak?
--kesinlikle,
--aradaki farkı netleştiremedim!
--ins olan hiç’in bir bir çakıldan, bir tuğladan farkı gibi düşün
--ins olmayı bir üstünlük olarak mı yorumluyorsun?
--kesinlikle, üstünlük duygusu bir alçalmadır,
--
 

Nejdet Evren

Aktif üye
--bilmek için araştırmak, irdelemek ve önemsemek gerekir,
--nerede nasıl yürüyeceğini bilmek, nerede nasıl davranacağını bilerek davranmak, neyi ne amaçla ürettiğini bilerek üretmek, üretirken paylaşım değeri yaratmak, neyi ne kadar doğuracağını bilerek doğurmak her zaman farklı sonuçlar doğurur; farklı olan şey ise bir doğurmadır...
--ins olan bilinçli varlık “kimi, neyi yarattı?”
--balçığa bulanmış elleriyle önce kendini yarattı; eller ins olanın ilk aletidir.
--sonra?
--hiç olduğunu fark edince, gök ve yer tanrılarını yarattı, yarı tanrıları kattı aralrına
--mesela?
--gılgameş, enkidu! “yaradılış”, “tufan”
--ve sonra ne oldu?
--zigguratın tepisinde duran yarı-tanrı buyurdu sabana koşun!; ne de olsa yarı-tanrıydı; buyruğu kesin ve tartışılmazdı; en alt katta üretenler öküz yerine sabana koşuldu!!!!
--tanrı efendi, üreten köle mi odu?
--hem de hiç tereddüt etmeden,
--bunlar da hiç’likten mi doğdu?
--kesinlikle; zira, önce hiç vardı, sonra her şey yerli yerine oturdu; her-şey-in oturduğu zemin bir hiç-lik-tir...
 

Nejdet Evren

Aktif üye
--bu zeminde sen mi varsın?
--hayır, ben bir hiç’im, oyasa hiçlik benden bağsız bir olgudur
--bağsızlık, bağımsızlık, bağımlılık ne bileyim daha bir çok bağlanma/bağsızlaşma halleri sen ve hiçlik gibi mi ayrışır?
--hepsi bir diğerinden farlıkdır; mesela, bağımsız olmak farklı bağsız olmak farklıdır, sen bir hiç olarak ne kadar bağımsız ya da ne kadar bağsız olduğunu hiç düşündün mü?
--ben her zaman bağımsız ve bağsız oldum. Kimse bana hükmedemez, kimse için adım almadığım gibi kimse için de atacağım adımı esirgemedim!
--çok komik?
--sana öyle geliyor’
--bir hiç olduğun konusunda tereddüt etmiyorum, lakin bir ins olarak bağsızlığın bağlılığını yok edemez; zira, sen o ve ötekinin bir yansımasısın; o ve öteki olmadan ne sen, ne de sen olmadan o ve öteki olamaz.
--bu son durum hiç için de geçerli midir?
--elbette!
--peki o’nun, hiç olanın bağlandığı şey nedir?
--herşey, bildiğin bilebileceğin, düşünebileceğin herşey!
--dönüp dolaşıp aynı noktaya mı geliyoruz’?
--sanmam, geriye dönüş asla mümkün olmayan bir olgudur; zaman hep ileri akar...ve döngünün kısırlaşması zamanın ileri akmasına engel olamaz.
--demek istediğim hiç olgusundan dışarı çıkamıyor olman/olmamız; ondan ne yaparsak yapalım kurtulamıyoruz sanki!
--içinde olduğun şey senin dışındaki bir “nesne” ise dışa çıkman her zaman mümkündür, ama, “özne” ise çıkış asla yoktur.
--bu söylediğini anlıyorum, lakin demek istediğim konuyu değiştirememek,..
--konu değişse de konudan çıkılamaz!
--o zaman hiç’ konusunu değiştirelim mi?
--ne konuşalım dersin?
--mesela, varolmak nedir?
--senin üzerinden söylersem eğer şunu söyleyebilirim; sen var olan bir hiç’sin
--konu değişse de konudan çıkmadık!
--demiştim, hiç’in ilişkilendirilmediği, ilişkilenmediği hiç bir şey yoktur.
--yok olan şey hiç’i nasıl ilgilendirebilir ki?
--olmayanın yok olması hiç mümkün değildir, olanın yok olması da yine hiç mümkün değildir; kısacası yok olma durumu hiç bir zaman söz konusu edilemez; bu nedenle yok olan bir hiçlik’tir. Artık çok iyi biliyoruz ki hiç ve hiçlik bir ve aynı şey değil....
 
Üst