Neler yeni

Olumlu Hastalara Yaklasim Yollari

Phi

Aktif üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,799
Puanları
36
Yaş
38
Web sitesi
www.felsefe.net
- Ölümcül hastalar başlıca nelere meydan okurlar?
- Duygusal uyum sağlamak için, hasta nereden yardım sağlar?
- Ölümcül hastaya yardım etmek için ‘dinsel yardım uzmanı’ ne yapabilir?
- Hastanın duygusal uyum sağlamasına aile nasıl yardım edebilir?
- Hastanın duygusal uyum sağlaması için doktorlar nasıl yardım edebilir?
- Dinsel yardım uzmanının yanısıra, bir din görevlisine de gerek var mı?
- Hemşireler hastanın duygusal uyum sağlamasına nasıl katkıda bulunabilirler?
- Sosyal hizmet uzmanlarıyla, aile danışmanları nasıl yardım edebilir?
- Kişi ölümcül hastalığa uyum sağlamak için, kendini nasıl hazırlayabilir?
- Görüşmelerin daha etkili olabileceği nazik zamanlar mıdır?
- Dinsel yardım uzmanının sadece ölümcül hastayla ilgilenmesi doğru mudur?
- Bu programda karşılaşılan başlıca güçlükler nelerdir?
- Ölümcül hastalar üzerinde araştırma yapmak ahlaka uygun mudur?

ABD, Illinois’daki ‘Lutheran General Hospital’da yapılan, ölümcül hastalar için araştırma ve hizmet programında hastalara yaklaşım yolları da bu şekilde belirlenmiş ve buralardan elde edilmiş sonuçlarla (1) hastalara daha iyi hizmet verilmeye çalışılmıştır. Konunun tarihçesiyle ilgili kaynaklarda da gördüğümüz gibi, aynı şeyin daha kapsamlı ve kişinin ölümünü ve ölüm ötesini de kapsayacak şekilde Tibet’te ve Mısır’da nasıl yapıldığını ve Amerika’daki uygulamanın ne kadar düzeysel ve yüzeysel olduğunu görmüştük.

Şimdi, yine ÖYD konusuyla ilgili olarak, ‘araştırmalar’ ara başlığımız altında biraz daha ilerleyerek, bireysel deneyim örneklerine geçelim:

Bireysel Deneyimlerden Örnekler

Oliver FoX: ÖYD’lerini alışkanlık halinde uygulamış ve geçirdiği şuur hallerinin muntazam kayıtlarını tutmuş bir kişidir. Bu tür deneyimlere gençliğinde kendiliğinden başlamıştır. Beden dışı deneyimlerini(BDD) her istediği zaman yapmaya başlamadan önce, kendi ifadesine göre, uykuları kabuslarla dolup taşıyordu. İngiltere’de yaşamıştır. Hemen hemen ilk deneyimlerinin birincisinde kendisini aniden evinin dışında ayakta duruyor bulur. Yine kendisinin belirttiğine göre, bu durumda rüya halinde bulunuyordu. Herşey normaldi, fakat kaldırımda eve dönmeye başladığı zaman; adımlarını attıkça, ayağının altındaki kaldırım taşları pozisyon değiştirmeye başlar. Bu sırada aniden kendini bir ışık içinde bulur. Renkler canlanır ve parlaklık kazanır ve Oliver Fox artık mistik bir deneyimin içinde olduğunu anlar. Bu arada gerçek rüya görüp görmediğini düşünmeye başlar. İlk BDD’i olan bu hali için, sonradan şunları yazmıştır: “O zaman anlamamış olmama rağmen, zannedersem o gerçek bir projeksiyondu...”

Oliver FOX bu ilk deneyiminin üzerinden çok geçmeden, herhangi bir rüyasını BDD’den ayırmasını öğrendi. Daha sonrada, rüyadan BDD’e geçmesini öğrendi, daha doğrusu bunu keşfetti. Yine kendisinin geliştirdiği başka bir teknikle de başının üzerindeki hayali bir kapıya konsantre olarak, o kapıdan çıkıp gittiğini düşünüyordu. Kitabında belirttiğine göre; bu aşamadan sonra, kendisini hem fizik, hem de fizik olmayan bedeninde algılayabiliyordu. Aşağıda, O.Fox’un bir deneyimini bulacaksınız:

“Birgün öğleden sonra ‘yapay uyanıklık’ durumundayken yatağımda uzanmış, karım ve iki arkadaşımla odada oturmuş sohbet ettiğimizi hayal ediyordum. Bu sohbete katılamayacak kadar yorgun hissettim ve tekrar uykuya daldım. Bundan sonra, çevremdekilerin farkına vardığım zaman, trans (katalepsi) halindeydim ve o zaman bedenimden ayrılabildim, doğruldum. Beden dışında ayaktaydım. ‘Çift şuurluluk’ çok güçlüydü.

Kendimi hem yataktaki bedenimde, hem de onun yanında dikilir vaziyette hissediyordum. Odadaki tüm eşyaları açık seçik görüyordum ama yataktaki fizik bedenimi göremiyordum. Herşey normal halindeymiş gibi, hatta daha canlı görünüyordu. Kendimi son derece iyi ve serbest hissediyordum. Beynim pırıl pırıldı. Yatağı hissederk yavaşça kapıya doğru yürüdüm. Yataktan uzaklaştıkça çift şuurluluk halinden biri kayboldu. Fakat tam odadan dışarı çıkacağım sırada, sanki yataktaki bedenim tarafından çekildim ve trans bozuldu.”

O.Fox’un BDD’lerinde kendine özgü nitelikler de vardır: Örneğin, bazen fizik bedenini aramasına rağmen, onu bulamadığı de olmuştur. ‘Gümüş Kordon’unu da çok nadiren gördüğünü belirtir. Fizik bedenine dönüşlerde başının arkasından çekilmeler hissetmiştir. BDD’leri sırasında öte alemin varlıklarıyla görüştüğü de oluyordu. Zaman zaman deneyimi kendi kontrolundan çıkıyordu. Buna bir örnek:

“Çift şuurluluk halinde bedenimden ayrıldım. Evden dışarı çıkana kadar bedenimi de hissedebiliyordum. Fakat caddeye indiğim zaman artık fizik bedenimin farkında değildim. Yüz metre kadar, kimse tarafından farkedilmeden yürüdüm. Bundan sonra, güçlü bir akımla, büyük bir hıza kapıldım. Durduğum zaman, çok güzel bir yerde bulunuyordum.”

FOX, bu deneyimlerin önce, ‘Occult Review’ dergisinde, sonra da ‘Astral Projection’ adlı kitabında yayınlamıştır.

Sylvan MULDOON : ABD’de yaşamıştır. Genç yaşına rağmen, rahatsızlığı nedeniyle yıllarca yataktan çıkamadı. İlk BDD’de bir gece yatağında uyandığı zaman, vücudunu kaskatı bir halde bulmuştu. Aynı zamanda kendisini havada asılıymış gibi hissediyordu. Ne olduğunu daha iyi anlamak için ayağa kalkıpta, arkasına dönüp baktığında, fizik bedeninin hala orada (yatakta) olduğunu, kendisiyle onun arasında da tiril tiril titreyen bir gümüşi kordonun bulunduğunu hayretle gördü. Bu kordonun temsili bir resmini Shirley Maclaine’in ‘Out On A Limb’ adlı filminde de görüyoruz.

Sylvan MULDOON 1920’lerde Hereward Carrigton’la tanışmalarından sonra, ‘Projection of the Astral Body’ adlı ilk eserini yayımladı. Muldoon yüzlerce deneyimi sırasında hemen hemen her zaman kendisini astral bir beden içinde buluyordu. Bu nedenlerle ‘astral beden’ sözcüğünü çok sık kullanmıştır. Bu deneyimlerine hemen hemen her zaman kendisini dünyasal manzaralar içinde bulmuştur. Fox’un tersine, hemen hemen hiç bir zaman öte alem varlıklarıyla bir alışverişi, ya da karşılaşması olmamıştır. Bu alandaki araştırmalara belkide en büyük katkısı gümüşi kordonla ilgili olarak verdiği bilgiler olmuştur. Gümüş kordon, ya da gümüş iplikle ilgili olarak verdiği bilgilere göre;

" Bu ‘iplik’ fizik bedeninden uzaklaştıkça incelerek uzuyordu, nihayet görünmez hale geliyordu. Bu incelme ilerledikçe, fizik bedenle ilgili şuur hali de zayıflıyordu. Ayrıca, hasta olduğu zamanlarda, gümüş kordonun parlaklığı donuklaşıyordu."
Yine FOX’un tersine olarak, Muldoon; beden dışındayken maddeyi etkileyebiliyordu. Örneğin, deneyimlerinden birinde, duran metronumu hareket ettirmiştir. Başka bir deneyiminde de vurduğu tahtadan ses çıkartmıştır. Bu darbe sesleri, orada hazır bulunanlar tarafından da işitilmiştir.
astro
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,906
Puanları
48
Gümüş kordon astral bedenle ruh arasında bağlantıyı sağlıyor. Ölüme yakın deneyim yaşayan kişilerin de bu tür deneyimler yaşadıkları hatta ameliyatlarını dışardan izleme fırsatı yakaladıkları ve asla bilinemeyecek ayrıntıları anlattıkları çok defa kayıtlara geçmiştir. Parapsikoloji o kadar önemli bir araştırma alanı ki insan hayretler içinde kalıyor.
 
Son düzenleme: