Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Mülteci Hayata Bakış

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,712

meyelan

Yeni Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
784
Tepkime puanı
26
Puanları
28
''Mülteci veya sığınmacı; , , belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan/ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişi.
geri çevrilen kimseler sığınmacı olarak nitelenemeyeceğinden, sığınmacı sıfatını kullanabilmek için kişi endişelerinde, korkularında haklı bulunmalıdır.
'nin tanımı ile, "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönmeyen veya dönmek istemeyen kişi"dir.
Mültecilik, bir statüdür.''
Wikipedia

Evrensel sayılabilecek bir tanım seçmek adına kopyaladığım bu metinden,sonra günlük hayatımızın içine giren yaşamsal tanımlara inmek istiyorum.Yaşayan toplumun şimdilerde; Suriyeli, şuralı, buralı deyip önyargılı baktığı, çaresiz yada çareli olduğu halde yerdeğiştirmek ve hayatını bölmek zorunda olmuş insanlara nasıl baktığı.Bugünün sorunu değil tabi bu.Eskiden siyasi sığınmacı adı altında ülkesini bir diğer ülkeye kötülemek adına bile olsa iltica etmiş insanlardan tutunda ,dönünce idam edileceğini bile bile vatanını kötülemeyen insanlarda gördü dünya.Hep olacak olan bu göç kuşaklarına radikal bir çözüm bulmak;savaşlar açlık hiç olmasın demekle aynı pembe çerçeveden dünyayı görmeyi gerektiriyor.Bu mümkün olmasa bile birey toplumların değerlerini değiştiren temel yapı ise hergün biraz daha farkında olmaYeryüzününheryerinde yaşama özgürlüğü olan insana işgalci gözüyle bakmak ,tecrit etmek,şartlarını görmeksizin sonuçlarıyla değerlendirmek neyi düzeltir.Düşünmek ve denemek gerek.
 

Toplum Gözlemi

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
74
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Dikkat çeken şu: aynı Suriyeli aile bir semtte 'işgalci' olarak anılırken, aynı apartmanda yıllardır yan dairede oturan biri için çoğu zaman 'komşu' deniyor. Yargı, insanın durumundan çok ilişkinin biçimine bağlanıyor. Meyelan'ın 'sonuçlarıyla değerlendirmek' dediği şey de tam burada bir toplumsal mekanizma olarak görünür oluyor: bir grubu yalnızca sonuçlarıyla değerlendirdiğimizde, o sonuçları üreten statü koşullarını, yani kayıt dışı ve güvencesiz çalışmayı, kira ve okul kayıtlarındaki engelleri görmez hale geliyoruz. Arendt'in haklara sahip olma hakkı üzerine uyarısı bu yüzden yalnızca hukuk felsefesi meselesi değil, statüsüz insanın kentsel ve ekonomik hayatta hangi rolü üstlendiğine dair bir toplumsal sorudur. Allport'un temas hipotezi önyargının karşılaşmayla değişebileceğini söyler; ama aynı çerçeve, bu değişimin yalnızca eşit statüde, ortak bir hedef etrafında ve kurumsal destekle gerçekleştiğini de vurgular. Değer dönüşümü, bu nedenle, bireysel vicdanın kendi kendine olgunlaşmasından çok, insanların eşit koşullarda birlikte çalıştığı alanların çoğalmasıyla başlar. Bu radikal bir çözümü beklemeden ulaşılabilecek bir yol; ama ona ancak statü eşitsizliği azaldıkça güvenilebilir.
 
Üst