Neler yeni

Mevlana Celaleddin Rumi

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme


Mevlana Celaleddin Rumi
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Mevlana

Demedim mi

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?



Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Mevlana Celaleddin Rumi
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
İranlı şair der ki: Aşka uçma kanatların yanar.
Mevlana derki: Aşka uçmadıktan sonra kanatların neye yarar..
 

usenenadam

Yeni üye
Katılım
9 Kas 2009
Mesajlar
80
Puanları
0
Yaş
69
Gel.. gel.. deyu inciler gönderip çağırırsın
Sultanım..

davet aziz, lisan leziz, yol mekan tertemiz...
medeniyiz madeniyiz, aşk neymiş, bilmeyiz...
'ben' ektik şu dünyaya, tutku ile sularız...
eli boş utanırız, meyve versin geliriz...

Sultanım……
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
Birliğe Ulaş

Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte.

Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikiside,
peki, kutlu ne, kutsuz ne?

Topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız
iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

Sen habire gevele dur bakalım,
habire 'usul boylu birlik çam ağacı' de,
sonu nereye varır bunun, nereye?

Şu beş duyudan, altı yönden
varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
Kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
insanlara karıl, insanlara,
insanlarla bir ol.
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
Kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.

Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.
Köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.
Tertemiz can canlığını işler, canlığını.
Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.

Ama sen canı da bir bil, bedeni de,
yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
hani bademler gibi, bademler gibi.
Ama hepsindeki yağ bir.

Dünyada nice diller var, nice diller,
ama hepsin de anlam bir.
Sen kapları, testileri hele bir kır,
sular nasıl bir yol tutar, gider.
Hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

Mevlana Celaleddin Rumi
 

Epilogue

Yeni üye
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
281
Puanları
0
Yaş
38
La-Tahzen/Üzülme...''üzülme!'' der Mevlana...ve devam eder..

"Kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner."

Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun..., Tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, Kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan ...geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz.. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır..!"
 

mona

Yeni üye
Katılım
31 May 2013
Mesajlar
94
Puanları
0
Hz.Mevlana demiş ki...

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
Gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça bölüşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen itmeyi...
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.
Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
"lezzet" kattığını öğrendim.
Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

Hz. Mevlana
 

sakal

Yeni üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,585
Puanları
0
bu tarz hiç mevlana'ya benzemiyor,hangi eserinde yazmış bunu?
 

sakal

Yeni üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,585
Puanları
0
sufi nin yolu(mevlana celalettin rumi)
ilk defa duyuyorum,onun adına başka biri yazmış olmasın.?Sanki eserlerinden derleme yapılmış ve bu isim verilmiş gibi..paylaştığınız yazı kesinlikle onun olamaz diye düşünüyorum..onun yazım ve anlatım tarzı böyle değil...
 

sakal

Yeni üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,585
Puanları
0
İdris Şah isimli bir yazarın kaleme aldığı bu eserin tanıtım yazısı;


Sufi felsefesinin zengin ve farklı dünyasını keşfetme yolunda bu kitap kılavuzunuz olacak. Mevlânâ, Gazali ve Ömer Hayyam gibi büyük Sufi yazarlardan derlenen dizeler, özlü sözler, ilkeler, felsefi temalar ve öğretici hikâyeler hayata bakışınızı aydınlatacak.

İdris Şah, Sufizm'i çeşitli yönleriyle incelerken, günümüz felsefi inanış ve öğretilerine etkilerini gözler önüne seriyor.

Sufizm öğretisine başlangıç kitabı olarak kullanılan bu eser didaktik ya da edebi olmanın ötesinde, yol gösterici nitelikler barındırıyor. İdris Şah, Sufizm'de öne çıkan düşüncelerden hareketle, tıpkı bir bulmacanın parçalarını teker teker yerine oturtur gibi, okuyucuyu nihai kavrayışa götürüyor.