- 21 Eki 2026
- 119
- 0
- 0
Bir hafta boyunca her gün yürüyüşe çıkmaya karar verdiğimizi düşünelim. Pazar günü bu kuralı çiğneyince kendimizi nasıl değerlendiririz? Çoğu zaman yorgunluğa, havaya, o günkü ruh hâlimize bakarız. Ölçü kuralın kendisi olmaktan çıkar, o anki hâlimiz olur. Bu küçük durum bence kişisel felsefe sınavının kalbinde duruyor. İlkelerimizi sınarken hakemi de biz seçiyoruz, ama hakem bizim hâlimize göre eğilip bükülüyorsa sınav yalnızca bize yakışan sonucu verir. Seneca, her akşam gününü gözden geçirdiğini ve bunu ruhuyla bir hesaplaşma olarak yaptığını anlatır. Buradaki kilit nokta bence ölçütü dışarıdan almak ve onu anlık yargının eline bırakmamak. Yargının kendisi bize ait, onu bırakamayız. Ama ölçütü önceden yazıya dökmüş, bize karşı kullanılmasına izin vermiş olabiliriz. Bir felsefeyi başkasının eleştirisine açmak onu kişisel olmaktan çıkarmaz. Kişisel olanın ancak kendi dışında bir yere tutunabildiğini gösterir.