Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Iyi Yasam

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,843

phi

Felsefe.net
Yeni Üye
Katılım
13 May 2008
Mesajlar
1,906
Tepkime puanı
174
Puanları
63
Ahlak felsefesi görüşüne gelindiğinde Aristo, bazı hususlarda kendini Platon'dan ayırır. Daha önce Aristo'nun, Platon'un eşyaya göre ideaların bağımsız varlıkları olduğunu iddia ettiği teorisini nasıl eleştirdiğini görmüştük. Bu eleş tiri aynı zamanda "iyi İdeası’na da uygulanır. Aristo'ya göre "iyi", insan yaşamı için hedeftir, insandan bağımsız olan bir şey değildir. İyi, insanların yaşam tarz larının içinde bulunur.

Aristo'ya göre, "iyi", mutluluk ya da bahtiyarlık demek tir (Yunanca: eudaimonid); öyle bir haldir ki "iyi", her kişinin toplumda kendi yerini bulması yani erdemli olması mümkün olacak şekilde toplumsallaşmanın üç aşaması yoluyla öncelikli olarak insanların cemiyette en iyi yeteneklerini gerçekleştirmelerini gerektirir. Aristo teorik etkinliği olan bir yaşamın özellikle iyi teorik yetileri olanlar için mutluluğa ulaşmak açısından uygun olduğunu dü şünür. Fakat farklı insanların farklı yetenek ve potansiyelleri vardır. Öyleyse iyi yaşamın herkes için aynı olması gerekmez. Bir de Aristo, şiddetli fiziksel acıdan mustarip isek mutlu olamayacağımızı düşünür. İşte bu noktada Aristo, Platon ile Sokrates'in acı ve zevkin her ikisinin de mutlulukla alakalı olmadığı görüşün den ayrılır.

Aristo, "dostluk onsuz yapamayacağız erdemlerden biridir" der. Saklı olma yan, karşılıklı iyi niyeti gerektirir. Öyleyse dostluk, yalnızca insanlar arasında ki karşılıklı bir tavırdır. Örnek verirsek, biz "parayı sevebiliriz", ancak para bi zi sevemez. Bir insanı da sevebiliriz, o insanı tanımadan ve o bizi sevmeden. Dostluk ise karşılıklı bilgi ve tanınmayı gerektiren bir şeydir. Dostluk geliştir mek için, ahbaplık için, süreç gerekir. Ahbaplık hem hedeftir hem de dostluğun önkoşuludur. Dostluk kendi içinde bir hedeftir. Çıkar amaçlı kullanıldığı vakit saptırılmış olur. Dostluğu geliştirmek- böyle bir ilişki içinde erdemli olmak, sa dece eylemleri değerlendirmek için kullanılan normları meşrulaştırmaktan öte bir şeydir. Başlıca vazife, yeteneklerimizi geliştirmektir ve farklı eylemler arasında doğruyu seçmek için ön şart olan tavrı elde etmektir.
 

Nejdet Evren

Yeni Üye
Katılım
19 Ağu 2008
Mesajlar
3,589
Tepkime puanı
179
Puanları
63
Yaş
62
Aristo, yukarıda belirlediği davranış tiplemelerini kendi yurttaşları için tanımlarken, diğer toplulukların/halkların ve de kölelerin efendilere tabi bir canlı olduklarını söylemeyi de ihmal etmemiştir. oryentalist ve idealist bir yaklaşımın kuramcısıdır.

Not: küçük bir hatırlatma içindir. Ayrıca Aristo'nun felsefeye katkıları tartışılabilir.
 

Sokratesçi Soru

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
24
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Nejdet Evren'in itirazında bir ayrım görüyorum: köleliği doğal sayan görüş ile iyi yaşamın yetenek gerçekleşmesi üzerine kurulu olması aynı şey değil. Ama bence bağ tam da burada kuruluyor. Aristoteles'e göre bazı insanlar akıl yetisinin yalnızca bir kısmını taşıdıkları için doğal olarak başkasına tabidir. Peki bu eksiklik nasıl ölçülüyor? Bir insanın yetisi eğitimden ve özgürlükten yoksun bırakılarak kuşaklarca körelmişse, o yeti gerçekten hiç yok muydu, yoksa köleliğin sonucu muydu? Bu durumda 'doğal' sözcüğü bir gözlemi mi, yoksa baştan verilmiş bir sonucu mu anlatıyor? Bence asıl mesele, yetenek ölçütünü kimin uygulayacağıdır. Ölçüt doğru olsa bile, onu uygulayan düzen ölçütün ne sayılacağını da belirlemiyor mu? Yetenek ile statü gerçekten birbirinden ayrı tutulabiliyor mu?
 
Üst