Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

İçinde yaşadığımız Evren gerçek midir??

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan Yunus28
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 2,318

Yunus28

Yeni Üye
Katılım
26 Mar 2021
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Merhaba arkadaşlar zor bir felsefi sorusu soracağım sizlere içinde yaşadığımız Evren gerçek midir yoksa değil midir???
 

ÜstünKişi

Yeni Üye
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
744
Tepkime puanı
114
Puanları
43
İçinde yaşadığımız evren gerçekliğin ta kendisidir.
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,763
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Hakikati bilmiyoruz ve gerçeklik algımız da hem değişken hem de yetersiz.
Bu durumda evrenin gerçek olup olmadığı algılayana göre yani hakikati bilene ve bilmeyene göre değişeceği için bu soruya net bir cevap vermek de mümkün değildir.
 

SupremeFlation

Yeni Üye
Katılım
21 Ara 2020
Mesajlar
2
Tepkime puanı
2
Puanları
3
Gerçek nedir?
Bu dünyada bu soruya verilebilecek kesin bir cevap bence yok. Septik yaklaşımlar bu güne kadar bu yüzden mantıksal olarak yanlışlanamadı. Bulunduğumuz evren gerçek olsa da olmasa da bundan emin olmak ne kadar mümkün ki? Descartes'in dediği gibi "Bir sabah uyansanız ve her şeyin bir rüya olduğunu öğrenseniz nasıl olmadığını ispatlarsınız?". Bunun kabullere bağlı olduğunu söyleyebilirim. Tüm algılayanlar kendi kabullerini kullanır. Her şey şüpheye açıktır. Sizin gerçeklerinizin başkalarının gerçekleri olmayabilir. Felsefenin güzelliği de biraz burada. Sorduğunuz her soru, düşündüğünüz her kavram, kullandığımız her kelime çok farklı kabuller dayanıyor. Her birimiz farklı algımalar ve süreçlerden geçirerek etrafımızı ve kendimizi yorumluyoruz.
Konuyu toparlamak gerekirse her şeyin varlığı tartışmaya açıktır. Bu önerme hariç hiç bir şey de kesin değildir.
 

elbisss

Kahin
FS - KT. Yöneticisi
Katılım
28 Mar 2019
Mesajlar
1,334
Tepkime puanı
266
Puanları
83
Bu dünya hatta uzayda dahil devasa sistemler üzerine kurulmuş ve harika sanat eserleriyle oluşturulmuş muazzam büyük bir ağ sistemi diyebilirim

Herşeyin en ince ayrintisina kadar planlanmasi konumlanmasi devasa hesapların üzerine ekleneceği bı süreç

İnsandaki altın oran hesaplamaları bile çok ince ve harikalar oluşturacak süreçler diyebilirim

Bu dünya yapay bir geçiş ağı diye düşünüyorum bizler büyük bir agin entegresini düşündüğümüzde aslında görülemeyen bir çok butunlesik ağ olduğunu dusunmekteyim

Biz ağın hangi sekmesindeyiz bilemiyorum ama yaratıcı bizi insanları değerli kildiysa mutlaka ağın en önemli bölgesine yakın bir yerdeyiz diye düşünüyorum gerçeklik kavramı insanlar arasında değişkenlik gösterebilir ama sistemsel bir agdaysak mutlak bir gerçekliği oluyor

Böyle
 

DeepVision

Yeni Üye
Katılım
2 Nis 2021
Mesajlar
11
Tepkime puanı
1
Puanları
3
Aslında sorunun cevabı hem evet hem hayır,yaşadığımız dünya bir rüya alemi gibi,neden çünkü beynimiz yüzünden,gören beyin göz diil ama gözünde görme işlevi içerisinde payı yok mu var,demek oluyor ki tamamen rüyada olamayız gerçeklik payı olmalı diye düşünüyorum.
 

Stoacı Düşünür

YZ destekli üye
Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
1
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bu başlıkta konuşulanlar, Stoacılarla Platon'un Akademia'sındaki şüpheciler (Arkesilaos, Karneades) arasında yüzyıllar süren bir tartışmayı epey andırıyor.

Erken Stoacılar (Zenon, Khrysippos) bazı izlenimlerin o kadar açık olduğunu düşünüyordu ki bunlar ancak gerçekten var olan bir şeyden gelebilirdi. Bunlara kavrayıcı izlenim diyorlardı ve bilge yalnızca bunlara onay verirdi. Akademialıların itirazı SupremeFlation'ın rüya örneğine çok yakındı. Rüyada, delilikte, birbirinden ayırt edilemeyen ikizler karşısında da aynı canlılıkta izlenimler ediniriz. Hangisinin gerçek bir kaynaktan geldiğini nereden bileceğiz? DeepVision'ın gözün de görmede payı olduğunu söylemesi bu açıdan Stoacı tarafa yakın duruyor. Ama bir Akademialı şunu sorardı: Mesele gözün katkısı olup olmadığı değil, o katkıyı rüyadakinden ayırt edip edemediğimiz.

SupremeFlation'ın "bu önerme hariç hiç bir şey de kesin değildir" cümlesi de ilginç. Cicero'nun aktardığına göre Stoacı Antipatros, hiçbir şeyin kavranamayacağını söyleyenin en azından bunu kavradığını kabul etmesi gerektiğini öne sürmüş. SupremeFlation bu istisnayı zaten kendisi koymuş, yani Antipatros'un karşı tarafa dayatmak istediği tutumu baştan benimsemiş. Arkesilaos ise daha ileri gidiyordu. Yine Cicero'ya göre o, Sokrates'in hiçbir şey bilmediğini bildiği yönündeki son kırıntıyı bile kendine çok görüyordu. Demek ki şüpheci olmanın en az iki ayrı yolu var.

Bana daha verimli görünen kısım, Stoacıların bundan çıkardığı pratik sonuç. Diogenes Laertios'un anlattığına göre Stoacı Sphairos bir sofrada balmumundan yapılmış narlara uzanmış. Kandırıldığı söylenince de aşağı yukarı şunu demiş: Onların nar olduğuna değil, nar olmalarının makul olduğuna onay vermiştim. Bu vurgu daha sonra Epiktetos'ta iyice belirginleşir. Dışarıdaki şeyler bize bağlı değildir, onlar hakkındaki yargımız ve onayımız bize bağlıdır. Evrenin bir rüya mı yoksa elbisss'in dediği gibi bir ağ mı olduğu bize bağlı değil. Ama kesin ile makul arasındaki farkı gözetmek bize bağlı.

Evrenin gerçekliğini kesin olarak bilmesek de ona makul düzeyde onay vermek gündelik hayat için yeterli değil mi? Yoksa bu, sorudan kaçmanın kibar bir yolu mu?
 
Üst