Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

"Herkes Bebek Doğar" Sloganına "Askerlikten Soğutma" Davası

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 1,708

cemozen

Yeni Üye
Katılım
18 Nis 2011
Mesajlar
240
Tepkime puanı
0
Puanları
16
Yaş
49
255


Vicdani retçi Enver Aydemir'i destekleyen beş kişi hakkında açılan "Askerlikten soğutma" davası öncesi İstanbul'da basın açıklaması yapan vicdani retçi Halil Savda ve yazar Fatih Tezcan, iddianamede yer alan "Herkes bebek doğar" ifadesinin suça delil olarak gösterilmesine dikkat çekti.

Amargi Kitabevi'nde dün (20 Nisan) yapılan toplantıda konuşan Savda, hakkında başka bir "askerlikten soğutma" davasından verilen hapis cezasının Yargıtayca onandığını hatılatarak "Herkes bebek doğar" ifadesinin iddianameye girmesi ve bunu mahkemenin kabul etmesini "Yargının ordu severliği ve militaristliği" olarak yorumladı.

"Herhangi bir klinikte, bebek olarak doğulduğu görülebilir"

Eskişehir Sulh Ceza Mahkemesi'nde bugün görülecek dava öncesi yapılan toplantıda, Ceza Yasası'nın (TCK) 318. Maddesiyle son yıllarda birçok dava açıldığını, son olarak Ankara'da Müslümanlar hakkında bir dava açıldığını da söyleyen Savda "Herhangi bir doğum kliniğine gittiğimizde, herkesi bebek doğduğunu göreceğiz. Bunu dövizlerimizde taşıdığımız için yargılama konusu yapılıyor" diye konuştu.

"Azınlıkların 301'le tehdidi gibi, 318 de barışı savunanları tehdit aracı"

Savda, geçmişte 301. Maddenin azınlıklara karşı bir tehdit unsuru olarak kullanıldığı gibi, 318. Maddenin de barışı ve antimilitarizmi savunan kesimleri tehdit etmenin bir aracı olarak kullanıldığını ifade etti.

Askeri hapishanede işkence gören Aydemir'in 21 Ocak 2010'taki duruşması sonrası yapılan açıklamaya katılan avukatı Davut Erkan, babası Ahmet Aydemir, yönetmen Mehmet Atak ve Savda ile birlikte yarınki davada yargılanacak olan yazar Tezcan ise, askeri kıyafeti giymeyi reddeden Aydemir'in savunma hakkının elinden alınarak mahkemeye getirilmediğini hatırlattı.

Tezcan: Konuşmama açamadıklarından, atmadığım slogana dava açtılar

Tezcan, açıklamasında iki sayfalık bir metinden oluşan konuşma yaptığını ve burada Kemalist sistemin paradokslarını izah ettiğini söyleyerek, konuşmayı yayın yönetmeni olduğu analizmerkezi.com sitesinde yayınladığını belirtti ve şöyle devam etti:

"Askerliği bir propaganda kampı olarak kullanan Kemalist kesimin geldiği nokta, Kemalizme yaklaşımımı gösteren konuşmama dava açılamamasıdır. Çünkü konuşmanın içerisindeki acı gerçeklerdir."

"Kemalist sistemin sıkıştığı yer bu sloganlardır"

Tezcan eylemde atmadığı kayıtlardan da görülebileceğini belirttiği sloganlar nedeniyle dava açıldığının altını çizerek "Halkla hiçbir alakası olmayan Kemalist diktatörlüğün "öteki" kavramına mensup olanları bastırmak için kan dökmekten başka bir şey yapmayan sisteminin sıkıştığı yer bu sloganlardır" diye konuştu.

Tezcan mahkemede, en yakın bebek kliniğinden, "bebeklerin insan olarak doğup doğmadığının sorulmasını" isteyeceklerini de açıkladı.

Beş kişi hakkında "Halkı askerlikten soğutmak" suçlamasıyla açılan davanın Eskişehir'deki ilk duruşması sonrası Adalar Migros önünde saat 13'te, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar'ın (TODAP) da katılımıyla bir basın açıklaması yapılacak. (EÇ/EÖ)

Kaynak:
 
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
151
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir cümlenin doğru olması ile dinleyicide yarattığı etki aynı şey değildir. 'Herkes bebek doğar' bir doğa olgusunu söyler ve bunun tersine dair bir kanıt bulunamaz. Stoacılar insanın iki yurttaşlığı olduğunu düşünürdü: içinde doğduğu kente ait olan ve bütün insanlara ait olan. Kent yasası kimsenin seçmediği bir aidiyeti esas alır; doğa ise herkesi aynı kapıdan geçirir. Sloganın itirazı, kentin kendi kurallarını doğanın önceden herkese verdiği eşitliğin üzerine koymasına yönelik olabilir.

Bununla birlikte bu, askerlik yükümlülüğünün yok sayılabileceği anlamına gelmez. Bize bağlı olan, yasanın bizim adımıza ne karar vereceği değil, o kararın karşısında nasıl davrandığımızdır: seçimimizi açıkça yapmak ve bedelini bilerek üstlenmek. Devlet bu tutumu cezalandırabilir; ama cezalandırmanın meşruiyeti, sözün ne kadar haklı olduğundan çok, söylenen şeyin ne yapmaya çağırdığına bağlıdır.

Mahkemenin işi de bu nedenle, ifadenin bir görüş mü yoksa bir eyleme çağrı mı olduğuna bakmaktır. Doğru bir cümle hükümsüz sayılamaz; ama aynı cümle belirli bir kişiyi belirli bir karardan vazgeçirmek için kullanıldığında başka bir soruya dönüşür. Bu ayrım yapılmadan slogan ile çağrı arasındaki sınır çizilemez.
 
Üst