Hayvana Yönelik Şiddet ve Kişilik Bozukluğu

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Hayvanlara işkence yapanların kişilik bozukluğu var.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Hayvanlara yönelik şiddet eylemleri gösterip bunları sosyal medyada paylaşanlar genellikle hasta yapıda kişiler. Çoğu akıl hastası değil ama kişilik bozukluğu var." dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, papağana yönelik şiddetle gündeme gelen hayvanlara yönelik kötü muamelenin, genellikle akıl hastası olmayıp kişilik bozukluğu yaşayanlarca yapıldığını belirterek, bu eylemlerin mutlaka cezalandırılması gerektiğini söyledi.

TV yarışmasıyla tanınan Murat Özdemir'in papağana kötü muamele yaptığı görüntüleri sosyal medyada paylaşması, hayvanlara yönelik şiddeti kamuoyunda tekrar gözler önüne serdi.

Hayvanlara eziyet eden kişilerin psikolojik durumlarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanda işkence davranışının ergenlik dönemi ve ileri yaşlarda farklı nedenlerle ortaya çıktığını söyledi.

Ergenlikte heyecan arayışının bu tür davranışlara neden olduğunu anlatan Tarhan, şöyle devam etti:

"Ergenlikte sadist eylemler ortaya çıkıyor. Başkasına eziyet etmek ve acı çektirmekten zevk alıyor. Hatta bunun kayda alıp seyrederek de zevk alanlar var. İleri yaşlarda ise bu tür davranışlar genellikle alkol veya madde etkisinde gerçekleşiyor. Bu durumdaki kişi zihinsel kontrol bozulduğu için muhakeme yapamıyor, dur, düşün, yap paradigmasını çalıştıramıyor. Kişi o an içinden gelen saçma bir düşünceyi sonunu düşünmeden yapabiliyor."

İşkencenin fiziksel ve psikolojik olarak ayrıldığını dile getiren Tarhan, kediye eti uzatıp vermemenin psikolojik işkence olduğunu söyledi.

"Bunun altında çocukluk çağı travmaları var"
Nevzat Tarhan, hayvanlara yönelik bu tür davranışları sergileyenlerin geçmişleri araştırıldığında çocukluk çağı travmalarının ortaya çıktığını belirterek, şöyle konuştu:

"Kendi çocukluk çağında kötü muamele görmüş, duygusal ve fiziksel ihmal ve istismar yaşayan kişiler, ileri yaşta güç eline geçtiğinde onlar da zayıf kişilere karşı aynısını yapıyor. Hepimizin içinde kötücül ve iyicil eğilimler vardır. Bu kişilerin içindeki o kötücül eğilimler bu şekilde ifade ediliyor. Bunun arka planında çocukluk döneminin nasıl geçirildiği önemli. İşkence kurbanları ileri yaşlarda işkencenin faili haline geliyor."

Bu tür davranışları sergileyenlerin önemli bir kısmında antisosyal kişilik özelliklerinin görüldüğünü ifade eden Tarhan, antisosyal kişilerde acıma ve merhamet duygusunun olmadığını, bunların suça becerikli ve yaptıkları yanlıştan dolayı pişmanlık duymadıklarını anlattı.

Tarhan, bu kişilerin asgari değil, azami sınırdan cezalandırılması gerektiğini belirterek, "Affedicilik bu kişileri besler. Bu kişilerin affedilmemesi, yaptığı davranışın doğal sonucunu yaşaması gerekiyor. Hayvanlara, insanlara işkence yapanlar, davranışlarının doğal sonucunu yaşamazlarsa yeni davranışları yapmaya devam ederler. Bu nedenle ceza verilirken, duruşmada kravat takmasına, fiziksel görünümüne göre hareket edilmemesi gerekiyor. Ceza azami sınırdan verilecek, bedel ödeyecek. Bedel ödeyince sonrasında davranış değiştirme ortaya çıkar." ifadelerini kullandı.

"Merhamet ve acıma duygusunu öğretmek gerekir"
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hayvanlara yönelik bu tür davranışların suç değil, kabahat olarak değerlendirildiğini anlatarak, şöyle konuştu:

"Bugün hayvanlara merhamet etmeyen yarın insanlara da etmez. Hayvanlara şiddeti önlemeyi başarırsak kadına yönelik şiddet de azalır. Bunların birbirleriyle nedensellik ilişkileri var. Aile içi şiddetle kadına yönelik şiddetle mücadele ediyorsak, bunun eğitimle ilkokuldan başlaması önemli. Merhamet duygusunu değer olarak öğretmek gerekiyor. Bu davranışlarda merhamet ve acıma duygusunun zayıflaması en büyük etken. Yeni yetişen kuşaklar merhametli insanları geri kalmışlık işareti olarak görüyor. İnsan hem özgür hem de merhametli olabilir. Yeni yetişen çocuklar için değer içerikli eğitim yapılmalı. Fizik, kimya öğrenmekten daha önemsiz değil hayvanlara karşı merhametli davranmayı öğrenmek. Hayvan ve insan haklarını küçük yaşta çocuklara öğretmek gerekir."

Nevzat Tarhan, hayvanlara yönelik şiddet eylemleri gösterip bunları sosyal medyada paylaşanların genellikle hasta yapıda kişiler olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Çoğu akıl hastası değil ama kişilik bozukluğu var. Suça becerikli, utanma ve acıma duygusu olmayan kişiler. Başkasıyla empati yapamayan kişiler. Bunlar toplum tarafından onaylanırsa, bu davranışlar artar. Bu paylaşımları yapanlara yasal sınırlarda ciddi şekilde tepki gösterilmesi insani bir görevdir. İyilik iddiası olan insanların en önemli yapması gereken şey kötülüklerle mücadele etmesi, kötülüklere hayır demesi. Kötülüklere tepkisiz kalmak, kötülüklerin artmasına sebep oluyor. Acımasızlığın, yayılmacı özelliği vardır. Onlara hayır demezsek ayrık otu gibi bahçemizi kaplarlar. Zayıfları, hastaları, dezavantajlı insanları itip kakalayan nesiller ortaya çıkmasına sebep olur. Ahlaki değerler, etik standartlar genetik olarak gelmiyor, sonradan öğreniyor. Bunları çocuklara öğretmek gerekiyor."

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/prof-dr-nevzat-tarhan-hayvanlara-iskence-yapanlarin-kisilik-bozuklugu-var/1342812
 

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
729
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Sokakta gördüğüm sağlıklı ve tombul bir kediyi yemek amaçlı öldürüp yesem psikolojik sorunlu olur muyum?
Yeme amacım açlığımı gidermek ve kedinin tadına bakmak.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Sokakta gördüğüm sağlıklı ve tombul bir kediyi yemek amaçlı öldürüp yesem psikolojik sorunlu olur muyum?
Yeme amacım açlığımı gidermek ve kedinin tadına bakmak.
Olursun tabii ki.
Yapay zekayı konuştuğumuz şu çağda, bazı insanların gelişmelere ayak uyduramıyor olması çok düşündürücü bir durumdur.

Her yerde aşevleri var, kaldı ki bir restorana gidip 'açım' desen yine seni boş çevirmezler ve en güzel yemeklerle masa donatırlar, böyle durumlara çok şahit oldum. Ajitasyon yapmayı bırakıp, hayvanlar olmadan bu dünyanın dengesinin bozulacağı gerçeğini kabul edin. Onların yaşam koşullarını iyileştirmek ve sahip çıkmak, her insanın görevdir.
 
Son düzenleme:

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Hayvanların çıkarlarına saygı göstermemek "türcülük" yani "tür ayrımcılığıdır". Ve tıpkı ırkçılık ya da cinsiyet ayrımcılığı gibi bu da itiraz edilmesi gereken bir tavırdır. Çünkü bu anlayış sırf hayvanlar farklı bir türe mensup diye onlara kötü muamele eder ya da sırf biz insanız diye kendi türümüze ayrıcalık gösterir. Peki ama neye dayanarak? İtiraz edilmesi gereken bir anlayıştır bu.

Peter M. Senge - Felsefe Profesörü

-Alıntı-

***
Hayvanlar ve insanların aynı madde ve tozu paylaştığına ilişkin bu son derece basit ve sorgulanamaz gerçek, insanların zihinlerinde yer ettiği zaman, hayvanların gerçekten hakları olacak ve canları rezil bir serserinin ruh hali ve vicdansızlığına bağlı olmaktan kurtulacaktır. Ancak o zaman, şarlatan doktorlar sayısız hayvan üzerinde en cani işkenceleri deney adı altında uygulayamayacak, tüm tuhaf ve cahilce arzularını gerçekleştiremeyecekler.

Arthur Schopenhauer
 
Son düzenleme:

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
729
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Olursun tabii ki.
Yapay zekayı konuştuğumuz şu çağda, bazı insanların gelişmelere ayak uyduramıyor olması çok düşündürücü bir durumdur.

Her yerde aşevleri var, kaldı ki bir restorana gidip 'açım' desen yine seni boş çevirmezler ve en güzel yemeklerle masa donatırlar, böyle durumlara çok şahit oldum. Ajitasyon yapmayı bırakıp, hayvanlar olmadan bu dünyanın dengesinin bozulacağı gerçeğini kabul edin. Onların yaşam koşullarını iyileştirmek ve sahip çıkmak, her insanın görevdir.
Yapay zekayı konuştuğumuz şu günlerde kedinin tadını merak ediyorum.

Sokaktaki 1(bir) tane kediyi öldürürsem dünyanın dengesinin bozulacağını düşünmüyorum.

Nasıl tavuk kesip yiyebiliyorsam kedi de kesip yiyebilmek istiyorum ama sen beni psikolojik sorunlu yapıyorsun.

Hayvanların yaşam koşullarını iyileştirme görevini bana kim verdi? Bu görevi neden kabul etmek zorundayım?
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Köpekler arkamızı ısırırsa arkamızın öbür yanını dönmeliyiz, çünkü sokak köpekleri bizim dostlarımız.^
Sokak köpekleri insanlara durup dururken saldırmaz, haberdeki çocuk köpeği kışkırtacak bir şey yapmıştır. Sebep her ne ise babasının tüfek alıp sokağa çıkması ve köpeği öldürmesi kabul edilemez bir davranıştır. Eşi gelip, şu kişi bana laf attı dese gidip onu da mı vuracaktı? Çocuğu hastaneye götürdüğünde zaten yetkililere haber veriliyor ve belediye her ihtimale karşı köpeği karantinaya alıyor. Dağ başında yaşamıyoruz, herkes kafasına göre hareket edemez. Hayvan Hakları Kanuna göre kedi ve köpekler bulundukları yerde barınma hakkına sahiptir, müdahale eden suç işler.

Bugün hayvana bu şekilde davranan yarın insanı da rahatlıkla vurabilir. Farklı bir görüş ortaya atacağım diye mantıksız şeyleri savunmak da yeni moda oldu galiba...


***

Herkes canı sıkıldı diye kendi adaletini sağlamaya kalkarsa hem bu ülke yaşanmaz hale gelir hem de masum canlar yok olur.

Kapıcının boğazını kesmişti… Katil kiracı yakalandı!

İstanbul Beşiktaş’ta kendisini uyaran apartman görevlisinin boğazını keserek öldüren fitness eğitmeni İbrahim Yener Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, apartman görevlisi Nefise Dolapçı'yı (48) üst kattaki komşuları arayarak giriş kattaki kişinin çok gürültü yaptığını ve sessiz olması için uyarmasını istedi. Bunun üzerine bir üst kata çıkan Dolapçı, fitness eğitmeni olduğu belirtilen ve binaya 2 ay önce taşınan İbrahim Yener'in kapısını çaldı. İçeride nişanlısı ile kavga ettiği iddia edilen İbrahim Yener sinirle kapıyı açtı. Apartman görevlisi kadının kendisini uyarması üzerine aralarında tartışma çıktı. Çıkan tartışma alevlenince İbrahim Yener bıçakla Nefise Dolapçı'nın boğazını kesti. Olay sonrası talihsiz kadın olay yerinde can verirken, katil zanlısı adam ise kaçarak kayıplara karıştı.

https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/kapicinin-bogazini-kesmisti-katil-kiraci-yakalandi-2807631/
 
Son düzenleme:

NuriKara

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
525
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Sokakta gördüğüm sağlıklı ve tombul bir kediyi yemek amaçlı öldürüp yesem psikolojik sorunlu olur muyum?
Yeme amacım açlığımı gidermek ve kedinin tadına bakmak.
Sağlıklı ve tombul bir insan görsem aç olsam ve tadını merak etsem sonra öldürüp yesem psikolojik sorunlu olur muyum?(Senin dediğini aynı kefeye koymuyorum.) Bir insanı insan olduğu için değerli buluruz. Kedinin insan kadar değerli olduğunu düşünmüyorum ama onun da bir değeri var. Ben bu davranışı doğru bulmuyorum.

İnsanın sağlıklı olabilmek için ete ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Benim yaptığım minimum seviyede et yemek.
 

NuriKara

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
525
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Yapay zekayı konuştuğumuz şu günlerde kedinin tadını merak ediyorum.

Sokaktaki 1(bir) tane kediyi öldürürsem dünyanın dengesinin bozulacağını düşünmüyorum.

Nasıl tavuk kesip yiyebiliyorsam kedi de kesip yiyebilmek istiyorum ama sen beni psikolojik sorunlu yapıyorsun.

Hayvanların yaşam koşullarını iyileştirme görevini bana kim verdi? Bu görevi neden kabul etmek zorundayım?
Tavuk mu kedi mi? Ben kedileri tavuklardan daha çok seviyorum.:p
 

ÜstünKişi

Moderatör
Moderatör
Katılım
21 Ocak 2018
Mesajlar
729
Tepkime puanı
98
Puanları
28
Sokak köpekleri insanlara durup dururken saldırmaz, haberdeki çocuk köpeği kışkırtacak bir şey yapmıştır. Sebep her ne ise babasının tüfek alıp sokağa çıkması ve köpeği öldürmesi kabul edilemez bir davranıştır. Eşi gelip, şu kişi bana laf attı dese gidip onu da mı vuracaktı? Çocuğu hastaneye götürdüğünde zaten yetkililere haber veriliyor ve belediye her ihtimale karşı köpeği karantinaya alıyor. Dağ başında yaşamıyoruz, herkes kafasına göre hareket edemez. Hayvan Hakları Kanuna göre kedi ve köpekler bulundukları yerde barınma hakkına sahiptir, müdahale eden suç işler.

Bugün hayvana bu şekilde davranan yarın insanı da rahatlıkla vurabilir. Farklı bir görüş ortaya atacağım diye mantıksız şeyleri savunmak da yeni moda oldu galiba...


***

Herkes canı sıkıldı diye kendi adaletini sağlamaya kalkarsa hem bu ülke yaşanmaz hale gelir hem de masum canlar yok olur.

Kapıcının boğazını kesmişti… Katil kiracı yakalandı!

İstanbul Beşiktaş’ta kendisini uyaran apartman görevlisinin boğazını keserek öldüren fitness eğitmeni İbrahim Yener Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, apartman görevlisi Nefise Dolapçı'yı (48) üst kattaki komşuları arayarak giriş kattaki kişinin çok gürültü yaptığını ve sessiz olması için uyarmasını istedi. Bunun üzerine bir üst kata çıkan Dolapçı, fitness eğitmeni olduğu belirtilen ve binaya 2 ay önce taşınan İbrahim Yener'in kapısını çaldı. İçeride nişanlısı ile kavga ettiği iddia edilen İbrahim Yener sinirle kapıyı açtı. Apartman görevlisi kadının kendisini uyarması üzerine aralarında tartışma çıktı. Çıkan tartışma alevlenince İbrahim Yener bıçakla Nefise Dolapçı'nın boğazını kesti. Olay sonrası talihsiz kadın olay yerinde can verirken, katil zanlısı adam ise kaçarak kayıplara karıştı.

https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/kapicinin-bogazini-kesmisti-katil-kiraci-yakalandi-2807631/
Toplum içinde kişilerin kendi adaletlerini kendilerinin sağlamamaları gerektiğine katılıyorum ancak bahsi geçen haberde adamın belediye yetkililerine durumu şikayet ettiği ancak geri dönüş alamadığı belirtilmiş.

Sayın Lefty; eğer büyük büyük dedelerimiz hayvanların yaşama hakkı var biz gelip onların evlerini işgal edemeyiz deselerdi çoktan doğal seçilime kurban gitmiş, besin piramidinin en alttan ikinci basamağında kendimize çok güzel bir yer edinmiş olurduk.

Her ne kadar kışkırtılmış olunursa olsun hayvanlar insanlar ile aynı kefeye koyulamaz; yediğim tavuklar, sığırlar, kuzular, balıklar buna örnektir.

Lütfen hayvanları sevimliler, sevimsizler, tadı güzel olanlar, hakları çok/az olanlar şeklinde ayırmayalım.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Toplum içinde kişilerin kendi adaletlerini kendilerinin sağlamamaları gerektiğine katılıyorum ancak bahsi geçen haberde adamın belediye yetkililerine durumu şikayet ettiği ancak geri dönüş alamadığı belirtilmiş.

Sayın Lefty; eğer büyük büyük dedelerimiz hayvanların yaşama hakkı var biz gelip onların evlerini işgal edemeyiz deselerdi çoktan doğal seçilime kurban gitmiş, besin piramidinin en alttan ikinci basamağında kendimize çok güzel bir yer edinmiş olurduk.

Her ne kadar kışkırtılmış olunursa olsun hayvanlar insanlar ile aynı kefeye koyulamaz; yediğim tavuklar, sığırlar, kuzular, balıklar buna örnektir.

Lütfen hayvanları sevimliler, sevimsizler, tadı güzel olanlar, hakları çok/az olanlar şeklinde ayırmayalım.
Isırma vakalarında belediye yetkililerinin ilgilenmemesi mümkün değildir çünkü yasal olarak zorunludurlar. Sokağa bırakılan tüm köpekler belediye tarafından kısırlaştırılıp, aşılanıyor ve küpe numarasına göre kayıt altına alınıyor. Vatandaşın bıraktığı sahipli köpekler de yine belediye tarafından aynı işleme tabi tutuluyor. Çip sistemine geçildiği zaman da sahipli-sahipsiz tüm hayvanlar kayıt altına alınacağı için, sokağa hayvan bırakanlara da yaptırım uygulanacak. Kısacası hastaneye gittiği zaman, zaten yetkililere haber verilecekti.

Hayvanların olmadığı bir dünyada insanların da yaşam şansı yoktur, bu düzen böyle işler. Nesli tükenen her hayvan ile sonumuzu hızlandırıyoruz. Günümüzde hayvanların doğal yaşam alanları insanlar tarafından işgal edildiği için ve aşırı nüfus artışından dolayı atalarımız ile kıyas yapmak çok anlamsız olur.

Bazı hayvanlar insanlardan değerli olabilir, mesela; kendi yavrusu olmadığı halde başka bir yavruya sahip çıkan bir hayvan ile çocuğunu cami avlusuna bırakan bir insan arasında kıyas yapacak olursak, o hayvan o insandan daha değerli olacaktır. Tüm canlıların değer ölçüsünü belirleyen, yaşam içinde olumlu yönde yarattıkları farklardır.

Herkes insan suretinde doğabilir fakat hayata kattıklarına göre gerçek manada insanlaşır yani Hitler'e insan demek, diğer hakiki insanlara hakaret olur.

"İnsan diğer varlıkların acımasız yok edicisi olduğu sürece sağlık ya da barış nedir bilmeyecektir." Pisagor
 
Son düzenleme:

Leonardo18

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
14 Eyl 2016
Mesajlar
218
Tepkime puanı
42
Puanları
28
Yine de bu büyük oranda duygusal bir harekettir. Onları sevimli bulduğumuz için koruyoruz. Yani tamamen bencil nedenlerle :)

Ama düşünün: Aynı mantıkla sokakta kuzu da beslemeye karar verebiliriz. Gayet de güzel olur :)

Aynı başlıkta bir de köpekleri zehirlediği için tutuklanan doktor haberi var. Şimdi bir noktada mantıklı olmaya karar veririz, ya da bunu yapmayıp sürü psikolojisi ile hareket ederiz.

Bizim temizlikçi de bana "o kıymayı pişirmeyelim, onu köpeklere verelim" filan diyor. Yani atılacak olan bir şeyi, çöp olan bir yiyeceği bu canlılara layık görüyor. Yani sokakta yaşamasına göz yummak ve yenemeyecek durumdaki yiyecekleri bu hayvanlara vererek (sevap işleyerek) bir şeyler yapmak "hayvanseverlik" olarak tanımlanıyor.

İşin gerçeği: Evet aşılayabilirsin. Ama mesela köpek besleyenler bilir. en basit aklıma gelen: Bunları yıkamak gerek. Benim papağanım vardı onu bile haftada 1 yıkardım. Çok da keyif alırdı. Sokak köpeğini kim yıkıyor? ya da kafasını kim okşuyor? bir şey yuttuğunda filan kim ilgileniyor?

İnsanımız çok bilinçsiz. Mesela haberin geçtiği gölbaşı bölgesi Ankara'nın nadir betonlaşmamış bölgelerinden biridir. Buradaki yeşil alanlarda sokak hayvanı yaşatılıyor örneğin. Yeşil alanlara "yiyecek" atılıyor. yeşil alanda plastik çöpten geçilmiyor. Yani diyorlar ki "Biz hayvanları seviyoruz / biz bilinçli insanlarız" O zaman o ormanda 1 tane çöp olmaması gerekir. Ki alakası yok. Bayat köpek mamalarını çuval halinde ormanın içine atmışlar (hayvan severlik). Ya da plastik çöplerin içine su doldurup ormanın içine atmışlar (hayvanseverlik).

Yani bu adamın kendi bilincine göre hayvanseverlik. Mesela o ormanda kaplumbağalar filan yaşıyor. Köpekler aslında bu gibi hayvanların yaşam alanını tehdit ediyor. Doğal alana zaten müdahale etmeye gerek yoktur. Sen oraya dokunmasan, içine hayvan kemiği filan atmasan, mesela o ormanın tilkisi/tavşanı da vardır. onlar yaşarlar. İnsana ihtiyaçları yok. Ama o ormana sokak köpeği doldurup, bunlara ev yapıp, çevre lokantalardan bayat et / kemik toplayıp bunlara atmak. Bu yanlıştır. gereksizdir. + doğal ortamı / ekolojik dengeyi bozmaktadır.

Ne yapılır? Adam seviyor?
- Maalesef bir şey yapılamaz. Kedi - Köpek insanın belirli bir çevreye soktuğu bir canlıdır. Doğada köpek yoktur. Bazı alanlarda vahşi köpek sürüsü olabilir. Ama tıpkı inek, koyun, tavuk gibi, bunlar bize ait canlılardır. Dolayısıyla sorumluluğu bize aittir. Her köpeğin de bir amacı vardır. Süs köpeğinin bile bir amacı vardır. Kedi de öyle. O yüzden yeniden sahiplendirmeyi deneyebilirsin, ya da uyutacaksın. Bu işin gerçeği bu.

Çok seviyorsan: O zaman kuzu / ördek / keçi filan da besleyebilirsin. Belediyenin işaretlediği koyunlar filan olur. Yemeğini verip aşılarız, aynı şekilde yaşatırız. :) Gayet de güzel olur.

- İnsanımızın eğitim düzeyi bence çok geri kalmıştır. Eğitim sadece bir yerlere gelmek / meslek edinmek filan olarak anlaşılıyor ama ODTÜ'lü yapıyor mesela bu dediğimi. Eleştirisel zihin 0. Halen "sevap" işleyerek, köpeğe yenmeyecek durumda besinler verip onları park alanı olan bir yerde muhafaza ederek "hayvan sever oldum" sanıyor.

Ben tanımlar üzerinde tartışmıyorum. Ama yurt dışında bir sürü geri dönüşüm tesisi var. İnsanlar dedikleri kadar bilinçli olsalar mesela geri dönüşüm alışkanlığımız filan olurdu. Orman çöp içinde olmazdı. plastikler / kağıtlar / metaller özel çöpe atılırdı. Ankara'Nın %90'ında ve birçok "iyi" semte bu yok. Geri dönüşüm yerine, çöpleri karıştıran aşırı fakir insanlar filan var.

Son olarak biraz da samimiyet gerek. "Hayvan severim" diyen mesela nükleer enerji, yenilenebilir enerji, plastik kirliliği, küresel ısınma konularına da yatkındır. Ki hiç yok öyle bir şey. Bu yaşıma geldim bu ülkede çevre amaçlı eylem görmedim. Belki alıştırmadır, öğrenmek içindir diye ses çıkartmıyorum. Da öyle hayvanseverlik olmaz. Diğer tarafı da anlamak gerek. çok var öyle sonunda cinnet geçirip fare zerirli etle köpekleri zehirleme vakası filan. Bunun da tehlikesi, İnsan da ölebilir onu yaparken.

Yani kalbinle seveceksin, aklında düşüneceksin. Bunun başka yolu yok. Seven insan, düşünerek sever, gerçek sevgi budur. Sen götürüp bayat etleri, KFC artıklarını ormanlık / yeşil alan bir yerde bunlara verince kimseyi korumuş filan olmuyorsun.

En basit örnek: Soğuk denen bir şey var. Bunların çoğu Kangal melezi hayvanlar. Barınağa filan da ihtiyaç duyarlar. Kurt gibi açık alanda kışı geçiremezler. Donarlar. Donmasa da acı çekerler. Yani bu bence Atatürk'ün "Türk insanı Zekidir" derken kast ettiği şeyin tam tersi. Ve Türkiye'de her alanda bu var. düşünerek hareket etmiyorlar. Önemli birisi bir şeyi yapınca onun mantıklı olduğunu varsayıyorlar, ve hepsi birden aynı şeyi yapıyorlar. Bence bu öyle bir şey. :)
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
@Leonardo18

Dağıtılan köpek mamalarını ya belediyeler anlaşmalı olduğu firmalara ürettiriyor ya da hayvanseverler kendi bütçeleri ile satın alıp dağıtıyor fakat bayat mama dağıtımı yapan pek çıkmaz, o kadar emek-para harcayıp niye bayat mama dağıtsın ki?

Doğal alan mı kaldı, hangi doğal yaşamdan bahsediyorsun? İnsanların keyfine göre işgal ettiği yerlerde bu canlılar da hayatta kalmaya çalışıyor ve birileri de destek oluyor. Canlıyı hayatta tutmaya çalışmanın neresi anlamsız geliyor ki? Öldürmek ve uyutmak ne demek?

Yapılması gereken tek bir şey var; İnsanlardan uzak doğal yaşam alanları kurmak ve kısırlaştırmak yoksa açlığa terk etmek, zehirlemek ya da uyutmak insan vicdanına sığacak bir durum değildir.
 

Leonardo18

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
14 Eyl 2016
Mesajlar
218
Tepkime puanı
42
Puanları
28
Ankara'nın ormanlık alanı vardır. ODTÜ ormanı. Burada 3-4 tane öğrenci köpeklere barınak filan yapıyorlar. Benim spor yaptığım yerlerde köpek ..oku olabiliyor mesela.

- İnanın öyle. Yeşil alanda temizlik yapılamıyor çünkü belediye ve üniversite anlaşamıyor. Bilinçsiz insanlar her türlü plastik vs atıyor (insanların bilinci o kadar. Piknik yapıp çöpünü ağaca asıyor mesela).

Yemek konusu da dediğim gibi. Ben yürümeye, temiz hava almaya gitmişim. Yolun ortasında hayvan eti / hayvan bağırsağı. Bir keresinde Çok bilinçli bir vatandaşımız 1 büyük poşet et getirip bunlara yediriyordu.

- plastik şişeleri kesip ormanın içine koyuyorlar (su verecek ya köpeklere) PLASTİK diyorum. plastik kirliliğine yol açan, mikroplastiğe dönüşen, doğada 400 sene bozulmayan plastik.

- Diğer günlerde dediğim gibi köpek maması olayı oldu. Ormanlık alan boş alan olarak kabul ediliyor. Kim niye yaptı bilmiyorum. Ama sevap işleme mantığı olabilir. en az 5-10 büyük boy (çuval) köpek mamasını ormanın bir yerine atmışlar. bıçakla deşmişler. %95'i de küflenmiş zaten. Ceset atar gibi atmışlar.

- KFC kemikleri. Kebabçının attığı etler. Mesela yerlerde hayvan kemikleri filan var. (hayvanseverlik).

/bir de burası yine doğal bir alan. Sizinkiler barınak filan yapmışlar. genç bir arkadaş da bu hayvanlarla ilgileniyor. ODTÜ'de öyle bir grup filan var.

Ama sokaktakiler iyice perişan halde. Ben "ben yaşarım o yaşayamaz" demedim. "Yazık/günah" dedim. Tamam yem verdiniz ve aşıladınız. Peki sonra?

- bütün hayvanları en az ayda 1 yıkarsın. Bunları kim yıkıyor?

hastalandığında veterinere götürmen gerek.

diğer bir mesele: Sevilmesi ve okşanması gerek. + psikolojik açıdan, yanlışsam düzeltin. bütün köpeklerin bir görevi vardır. İnsanla birlikte yaşayan canlılardan söz ediyoruz. ya bekçilik yapar, ya koyunları kollar, ya süs köpeğidir, ya yük köpeğidir.

Doğada ne yaşar?
- Kuş yaşar örneğin. Ama ben güvercini de aşırı beslemem. Çünkü güvercinleri (Veya İstanbul'da martıları) aşırı beslersen mesela saksağan gibi daha doğal kuşların alanını tehdit ederler.

O yüzden en İslami çözüm aslında barınak. Barınaktan halkı da haberdar edeceksin. "sevap" işlemek adına buralara gidip hayvanları beslemek isteyen insan çok var. Bir yere toplayıp beslemek en kolayı. Tabi siyasi açıdan.

Ama ben duygusal biri değilim. Köpeği köylünün filan gördüğü gibi görüyorum. Oyuncak ayı değil onlar. Eski zamanlarda köpek yavrularının 2 tanesini (ihtiyacı kadar) ayırıp diğer yavruları suda filan boğarlarmış. Öyle çünkü. Avrupa'da da 1-2 ay içinde yeni sahip buldun buldun. Bulamadın zehirli iğne evet.

Yani bakış açısı ile ilgili. Çünkü buralarda kafayı üşütüp ormanın içine fare zehirli et atanlar filan oldu. Güvercinler / kuşlar filan zehirlendi. Gidip de oynasa o etlerle çocuk / insan filan da zehirlenebilir.

Yani bana saçma geliyor. Tamam sevgi, seviyorsunuz ama bilinçli sevgi değil sizinki.
 

Slash

Tanınmış üye
Onursal Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,802
Tepkime puanı
318
Puanları
83
Bazı insanların hatası üzerinden genelleme yapılması hiç doğru değil ayrıca Ocak'ta çıkacak yasa ile her şey daha da netleşecektir.
 

kış güneşi

Üye
Kayıtlı Üye
Katılım
11 Eyl 2013
Mesajlar
36
Tepkime puanı
20
Puanları
8
Yaş
41
Üniversite Bölümü
fine arts
Avrupa da , Amerika da serbest dolaşan hayvan yok?
barınaklardalar .tamam bizde barınaklar feci bir çok yerde. ıyı bakan belediyelerde var.. Ama sokakta Hayvana karşıyım..
 

Leonardo18

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
14 Eyl 2016
Mesajlar
218
Tepkime puanı
42
Puanları
28
Bunlar çok duygusal canlılar. ben sokakta her şeyden önce korktuklarına inanıyorum.

Güzel de bir video var:

 

karalüferböceği

Yeni üye
Kayıtlı Üye
Katılım
20 Şub 2019
Mesajlar
23
Tepkime puanı
14
Puanları
3
Yaş
19
Yapay zekayı konuştuğumuz şu günlerde kedinin tadını merak ediyorum.

Sokaktaki 1(bir) tane kediyi öldürürsem dünyanın dengesinin bozulacağını düşünmüyorum.

Nasıl tavuk kesip yiyebiliyorsam kedi de kesip yiyebilmek istiyorum ama sen beni psikolojik sorunlu yapıyorsun.

Hayvanların yaşam koşullarını iyileştirme görevini bana kim verdi? Bu görevi neden kabul etmek zorundayım?
Düşünceleriniz gerçekten mantıklı. Hem doğadaki vahşete inanan hem de canlıların yaşama hakkını destekleyen birisiyimdir. Bizim yaşamamıza olanak sağlayan hem de insan aklına yakışır bir şekilde ''Gerek var mı ?'' sorusunu sormamız bence daha doğrudur. Şu şekilde de düşünün mesela ben şu an uçmak istiyorum ve plastik yemek istiyorum diyelim, bunu isteyebilirim ama mantığım bunun zevk vereceğini fakat bundan daha da fazla bana zarar vereceğini söyler.Bu benim için bir örnektir. Burada başka bir sorun, neden doğayı korumam gerektiğidir. Hiçbir hayvan zevk için bile isteye doğaya zarar vermez. Bu sevgiden falan değil. Sonuçta vahşi hayvanlardan bahsediyoruz. Bu doğanın daha sonra kendisine de aynı şekilde zarar vereceğindendir. Besin zincirini hayvanlar içgüdüsel olarak farkındadır. Biz ise bunu akletmeliyiz. 1 kedi dengeyi bozmaz, haklısınız. Siz kendinize ne kadar güvenirsiniz bilmem. Genelde insanlar bir tabuyu yıktıklarında devamında aynı zorlanmayı yaşamazlar. Hele ki bu zevk verici bir şeyse devamının gelmesi olasıdır. Diyelim ki sadece bir kez denemek istediniz. Ne kadar iradeli olursanız olun bir olasılık vardır bu davranışınızı devam ettirmek için( böyle bir şey yaptığınızı iddia etmiyorum.Örnektir.). Benim aklıma yeni bir soru takıldı. Neden tavukları yemek olarak tercih ediyoruz? Sebepleri varsa beni aydınlatabilir misiniz lütfen biliyorsanız? Ya da birisi beni aydınlatabilir mi?
,