Neler yeni

Hayatın Akış Hızı

M3CSL

Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
222
Puanları
18
Yazının başlığı hareketsizlik sanatı aslında,
Güzel bir yazı,


Wu wei, “hareketsizlik” anlamına gelen Taoist bir kavramdır. Bir durumla, özellikle de çekişmelerle başa çıkmanın en iyi yolunun hiç eylemde bulunmamak olduğunu belirten bir felsefedir. Dahası, herhangi bir çözüm için zorlamaz, ama işlerin yürümesine izin verir.
Birçoğumuz felsefenin bize hareketsiz garipliği öğrettiği sonucuna varırız. Bizi sürekli olarak tam tersini yapmamıza iten bir toplumda yaşıyoruz. Aslında yapılacak şeyler, duygular ve düşüncelerle dolu bir hayat yaşıyoruz. Ve hiçbir şey yapmadığımızda, kendimizi garip hissederiz. Bunun sadece bir zaman kaybı olduğunu düşünürüz.







“Bilgenin boşluğundan huzur ortaya çıkar; huzurdan eylem; eylemden de başarı.”
– Chuang Tzu



Filozof Lao Tzu, 2500 yıl önce Tao Te Ching’i yazdı. Bu filozof, yaşamanın en iyi yolunun doğanın akışıyla ve evrenle uyum sağlamak olduğu sonucuna vardı. Wu wei’nin ana fikri şudur: İşlerin doğal seyrinde gitmesine izin vermek ve buna uyum sağlamak.
Wu wei değerleri ve erdemleri

Wu wei sade bir yaşam biçimi önerir, çünkü bu barış ve uyuma dönüştürülür. Bu sadelik, anlamaktan ziyade, en büyük kaos ve ıstırap kaynağı oldukları için hırslara ve arzulara çok bağlı olmamak anlamına gelir.





Sadelik ayrıca daha huzurlu bir yaşam sürmemize yardımcı olur. Harika şeyler başarmaya odaklandığımızda bu imkansızdır. Ne olmadığımıza veya neyimiz olmadığına dair şikayet etmek yerine ne olduğumuza ve nelere sahip olduğumuza değer vermekle ilgilidir.
Aynı şekilde, wu wei, sadeliğin ne olayların gidişatına karşı koymak, ne de dizginleri ele almalarını bahane etmek olmadığını kabul etmemize yardımcı olduğunu ileri sürmektedir. Bunlar Batı zihniyetiyle çelişen, ancak daha fazla duygusal dengeyi geliştiren değerler ve tutumlardır.
Wu wei ve aşırıya kaçma

Wu wei aynı zamanda aşırıya kaçmanın asıl sorun kaynağı olduğu gerçeğine dikkatimizi çeker. Birçoğumuzun düşündüğünün aksine, başarısızlıklar değil, bizi aşırıya kaçmalar daha fazla endişeli hissettirir. Bu nedenle, wu wei’nin pratik ilkeleri temel olarak dört noktaya odaklanmaktadır:
  • Problemler yarattığınızı kabul edin. Problemler durduk yere ortaya çıkmaz. Eylemlerimiz ve aklımız tarafından meydana getirilirler.
  • Problemleri çözmek için zihinsel bir çaba harcamayın. Onları aklınıza koymayın, onlar için çözümler de üretmeyin. Amaç, problemlerin kendi kendilerini çözmelerini sağlamak ve ciddiye almamak şeklindedir.
  • Her şeye doğal akışında kıymet vermeyi öğrenin. Bu, müdahalede bulunmanız gerektiğini düşünmeksizin şartlar karşısında hareketsizlik davranışını benimsemek demektir.
  • Aklınızı normal seyrine bırakın. Belirli bir yön veya odak vermeye çalışmayın. Sadece kendi rotasını takip etmesine izin verin.

Bekle ve gör

Wu wei’nin ilkelerinden biri, nasıl bekleyeceğinizi ve göreceğinizi öğrenmektir. Herhangi bir yardım kaynağı olmadan eylemler için enerjinin korunması gerektiği fikrine dayanır. Doğru zamanı bekleyen insanlar, büyük bir öngörü ile hareket etmeyi bileceklerdir. Aynı zamanda büyük enerji ile, çünkü önemsiz eylemlere ziyan etmemişlerdir.
Dahası, nasıl bekleyip göreceğini bilen, her durumu çok kolay bir şekilde çözebilir. Çünkü çok az çaba gerektirir. Bu, ihmal veya pasiflik anlamına gelmez, aksine olayların doğal akışına uyum anlamına gelir. Hiçbir şeyin değişmediğini vurgulamalıyız. Gerçekte ise tam tersidir. Var olan, bireysel eylemlerle veya bireysel eylemler olmadan sürekli değişir.
Bu durumda demek istediğimiz şey bir olaya direnmemektir. Eylemlerimizden bazıları bize direnir. Bu, ters üretken olabilen negatif bir güç üretir. Kendimizi korumamıza yardım etmek yerine, bu mücadelede kendimize zarar vermeye kışkırtır. Amaç, direnmeden, her şeyin doğal olarak gerçekleşmesine izin vermektir.
Kaynak
https://aklinizikesfedin.com/wu-wei-hareketsizlik-sanati/
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,906
Puanları
48
Yazıyı alıntıladığınız sitenin içeriklerini çok kaliteli ve faydalı buluyor, zaman zaman kendim de burada paylaşıyorum.

Sakinlik ve sadelik insanı daha az yorar. Tüm hastalıkların temelinde gereksiz stres ve hayata karşı duyulan kaygılar yer almaktadır. İnsanın hedeflerinin olması motivasyon açısından önemlidir fakat aşırı beklenti ya da hayali şeylerin peşinde koşmak ile aynı anlama gelmediğinin de çok iyi anlaşılması gerekir.

Bu yazının özeti şudur aslında: Su akar yolunu bulur.

İnsan koşulları zorlamakla ya da gereksiz ihtiyaç listeleri yaratıp onlara ulaşmak için ömrünü harcamakla, kendine eziyet etmekten başka bir şey yapmadığı gibi beraberinde de hayatı ıskalamaktadır.

İnsanların huzur ve mutluluğu yakalayabilmesi için öncelikle kendi gerçeklerini kabul etmesi gerekmektedir. Başkalarının yaşamı ile ilgilendiğin ve onlara özendiğin sürece asla mutlu olamazsın.

Hayatı akışında yaşamak kadere teslim olmak değildir, tam tersi sakin bir zihinle ancak insan daha fazla seçenek görebilir.

Kısa ve öz olarak; akıntıya karşı kürek çekmenin kimseye faydası olamaz ve gerçekten bazı durumlarda zaman her şeyin ilacı olabiliyor, yeter ki sabretmeyi başarabilelim.

Kendi yaşamımda da deneyimlediğim üzere ne kadar panik olur ve çözüm ararsam o kadar kafam karışabiliyor fakat biraz sakin kalıp acele etmezsem, hiç ummadığım anda doğru seçenekler zihnimde belirmeye başlıyor.
 
Son düzenleme:

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
157
Puanları
16
Bir insan yakışıklı, zengin... olsa da istediği kadar yakışıklı veya zengin değilse yakışıklılığı ve zenginliği onu mutlu etmez. Beklentileri karşılanan insanlar huzurludurlar.

Halinden memnun olmak, mutluluğu getirir ama gelişimin önünü keser. Bazı insanlar mutlu olmak için kabullenir, bazı insanlar yeterli buldukları için kabullenir, bazı insanlar önemsemedikleri için kabullenir. Bazı insanlar onsuz yaşamak istemez; Bazı insanlar başaramayacak olsa bile uğrunda çaba göstermeyi tercih eder.

Benim onsuz yaşayamayacağım bir şey var. Başaramayacak olsam bile uğrunda çaba harcamaya değeceğini düşündüğüm şeyler var. Yeterli bulduğum, önemsemediğim şeyler var. Ama mutlu olmak için kabullendiğim hiçbir şey yok.
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
784
Puanları
18
Pasivize olmayı seçmek;bizler için vazgeçmekle eşdeğer.İnsanın bir aksiyon/reaksiyon göstermemeyi seçmiş olması bir ''mistik öğreti''başlığından çok travma geçirmiş ve tekrarı göze alamamış olmasından başka bir tanıma sokulamaz diye düşünüyorum.
Eylemsiz ve etkisiz olarak bir erdeme ya da mutluluğa erişeceksek dağ başında bir ağaç olurduk ne güzel.
Wu wei denen eylemsizlik seçimi(ki bu seçim de bir eylemdir)bir kaç kesitlik denenebilecek ,mistik bir oyun olsa kafi,sürekliliği bir süre sonra bütün bentleri yıkıp atan bir deli ırmak :)
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,906
Puanları
48
Bir insan yakışıklı, zengin... olsa da istediği kadar yakışıklı veya zengin değilse yakışıklılığı ve zenginliği onu mutlu etmez. Beklentileri karşılanan insanlar huzurludurlar. Halinden memnun olmak, mutluluğu getirir ama gelişimin önünü keser. Bazı insanlar mutlu olmak için kabullenir, bazı insanlar yeterli buldukları için kabullenir, bazı insanlar önemsemedikleri için kabullenir. Bazı insanlar onsuz yaşamak istemez; Bazı insanlar başaramayacak olsa bile uğrunda çaba göstermeyi tercih eder.

Benim onsuz yaşayamayacağım bir şey var. Başaramayacak olsam bile uğrunda çaba harcamaya değeceğini düşündüğüm şeyler var. Yeterli bulduğum, önemsemediğim şeyler var. Ama mutlu olmak için kabullendiğim hiçbir şey yok.
Kendi açından daha yakışıklı ve daha zengin olsan bile, yine birileri için yeterince yakışıklı ve zengin olmayabilirsin. O yakışıklılık ve zenginlikle yine de istediğin hayata ya da hayat arkadaşına da sahip olamayabilirsin. Bu tarz hedefler seni sadece yorar, sana yakışıklılığın ve zenginliğin için gelen de, daha yakışıklı ve zengini bulduğu an yok olacaktır.

"Onsuz yaşayamayacağım bir şey var." yazmışsın ki bu da çok büyük bir iddiadır, hayat sana öyle koşullar yaratır ki bu lafın tam tersini yaşamak zorunda kalabilirsin.

Kısacası elindekinin değerini bilmeyeni sahip olduğu hiçbir şey tatmin etmeyecek ve hep daha fazlasını isteyecektir. Çabalamak güzel ancak uçuk hedefler ile olmayacak şeyler peşinde koşmakla aynı anlama da gelmemektedir. Küçük hedeflerler ile adım adım yol almak hayattan daha fazla zevk almanı sağlar, öteki türlü yarış atı gibi koşar durursun ama hedefe vardığın gün ise 'ne yaşadım ki ben bu hayatta' diye pilin bitmiş bir şekilde hayıflanmaya başlayabilirsin.


Pasivize olmayı seçmek;bizler için vazgeçmekle eşdeğer.İnsanın bir aksiyon/reaksiyon göstermemeyi seçmiş olması bir ''mistik öğreti''başlığından çok travma geçirmiş ve tekrarı göze alamamış olmasından başka bir tanıma sokulamaz diye düşünüyorum.
Eylemsiz ve etkisiz olarak bir erdeme ya da mutluluğa erişeceksek dağ başında bir ağaç olurduk ne güzel.
Wu wei denen eylemsizlik seçimi(ki bu seçim de bir eylemdir)bir kaç kesitlik denenebilecek ,mistik bir oyun olsa kafi,sürekliliği bir süre sonra bütün bentleri yıkıp atan bir deli ırmak :)
Pasivize olmaktan ya da teslimiyetçilikten bahsedilmiyor aslında. Bu tip öğretiler bir çeşit yaşama sanatıdır ve her koşulda uygulanamaz. Hangi koşulda işe yarayacağına kişinin kendisinin karar vermesi gerekmektedir.

Bazı sorunlar ya da hayat koşulları ne kadar çözüm ararsan ara doğru zaman gelmedikçe asla düzelmeyecektir. Senin bu zaman aralığında kendine verdiğin zarar ise koşullar iyileştiği an, sana kayıp olarak yansıyacaktır. Hayatın akışında yaşamak ise biraz daha olayları sakinlikle karşılamak ve sorunun varlığına rağmen hayatta varlık göstermektir. Pasif gibi görünsen bile bazı zamanlarda bu tavır zorunludur çünkü çözüm kendini parçalasan hemen gelmeyeceği için başka seçenek yoktur.

Bu konu üzerine çok derin düşünmek ve bu felsefeyi anlatan kitapları detaylı okumak gerekiyor. Senin bu hayatta çaresiz kaldığın ve ne yaparsan yap çözüm bulamadığın fakat sakin kalmayı başaramadığın için de, hem kendine hem de çevrene büyük zararlar verdiğin durumlar hiç olmadı galiba... İşte böyle zamanlarda tek çözüm olayları akışına bırakmaktır yoksa çözüm geldiği an, bitmiş tükenmiş bir enkaza dönüşmüş olursun ki o saatten sonra da hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
 
Son düzenleme:

NuriKara

Üye
Katılım
3 Ara 2018
Mesajlar
157
Puanları
16
Kendi açından daha yakışıklı ve daha zengin olsan bile, yine birileri için yeterince yakışıklı ve zengin olmayabilirsin. O yakışıklılık ve zenginlikle yine de istediğin hayata ya da hayat arkadaşına da sahip olamayabilirsin. Bu tarz hedefler seni sadece yorar, sana yakışıklılığın ve zenginliğin için gelen de, daha yakışıklı ve zengini bulduğu an yok olacaktır.

"Onsuz yaşayamayacağım bir şey var." yazmışsın ki bu da çok büyük bir iddiadır, hayat sana öyle koşullar yaratır ki bu lafın tam tersini yaşamak zorunda kalabilirsin.

Kısacası elindekinin değerini bilmeyeni sahip olduğu hiçbir şey tatmin etmeyecek ve hep daha fazlasını isteyecektir. Çabalamak güzel ancak uçuk hedefler ile olmayacak şeyler peşinde koşmakla aynı anlama da gelmemektedir. Küçük hedeflerler ile adım adım yol almak hayattan daha fazla zevk almanı sağlar, öteki türlü yarış atı gibi koşar durursun ama hedefe vardığın gün ise 'ne yaşadım ki ben bu hayatta' diye pilin bitmiş bir şekilde hayıflanmaya başlayabilirsin.
Yakışıklılık önemsemediklerim, para mevzusu ise yeterli(ihtiyacım karşılansın yeter) bulduklarım arasında.

Çok büyük bir iddiada bulunabilirim, çünkü onsuz yaşayamayacağım şey her koşul altında gerçekleştirilebilmesi mümkün bir şey. Bir şeyin kötü olduğunu düşünüp de onu yapmam. Olabileceğim en iyi insan olmadan yaşayamam.
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,906
Puanları
48
Yakışıklılık önemsemediklerim, para mevzusu ise yeterli(ihtiyacım karşılansın yeter) bulduklarım arasında.

Çok büyük bir iddiada bulunabilirim, çünkü onsuz yaşayamayacağım şey her koşul altında gerçekleştirilebilmesi mümkün bir şey. Bir şeyin kötü olduğunu düşünüp de onu yapmam. Olabileceğim en iyi insan olmadan yaşayamam.
Çoğu insan yaptığı eylemin kötü olduğunu düşünmüyor, daha doğrusu ne yaptığının farkında bile değil. Sen bu ayrımı yapabilecek kadar ruhsal olgunluğa eriştiğini düşünüyorsan sorun yoktur zaten. Hedeflerine hayırlısı ile ulaşmanı dilerim.
 

M3CSL

Üye
Katılım
30 Ağu 2016
Mesajlar
222
Puanları
18
Yazıdan pasiflik anlaşılıyorsa herkes kendi algısında görür olayları der çekilirim:)


Bu hayatta herşeyin bir oluş hızı vardır dünyanın bile dönüş hızı belli, akşam hızlı gelsin diyebiliyor musun? yaz erken gelsin filan, ben erken müdür olmak istiyorum 30 yaşında misal yok olmuyor işte,
İnsan iradesinin bir kapasitesi var, sabır neden en önemli en tavsiye edilen kavramların başı işte bu yüzden..
"Sen plan yapma, hayatın sana dair bir planı vardır"
Sen sadece çalış, düşün ve oku.
"Tanrım bana değiştirebileceğim şeyler için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyler için sabır,ikisinin arasındaki farkı bilebilmek için akıl ver" Hint Duası..


"Andolsunki insanlık ziyandadır,ancak iman edip salih amel işleyenler ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna"
 

Lefty

Tanınmış üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,906
Puanları
48
Hayat bazen o kadar hızlı akmaya başlar ki yavaşlatmak istesen de elinden bir şey gelmez ya da tam tersi olur ve öyle bir duraksama dönemine girersin ki ne kadar çabalasan boştur. Hep söylediğimiz gibi yaşamak; genelleme yapmadan ve koşullara göre değişkenlik gösteren durumlarda en doğru kararları alabilme sanatıdır. Bu sanatı nasıl icra edeceğinizi kendiniz belirleyebilirsiniz, beraberinde yine çok sevdiğim ve daha önce de paylaştığım bir söz vardı: Hayat boş bir tuval ve her birimiz birer ressam...
 

meyelan

Üye
Katılım
25 Ağu 2013
Mesajlar
784
Puanları
18
[/QUOTE]Pasivize olmaktan ya da teslimiyetçilikten bahsedilmiyor aslında. Bu tip öğretiler bir çeşit yaşama sanatıdır ve her koşulda uygulanamaz. Hangi koşulda işe yarayacağına kişinin kendisinin karar vermesi gerekmektedir.

Bazı sorunlar ya da hayat koşulları ne kadar çözüm ararsan ara doğru zaman gelmedikçe asla düzelmeyecektir. Senin bu zaman aralığında kendine verdiğin zarar ise koşullar iyileştiği an, sana kayıp olarak yansıyacaktır. Hayatın akışında yaşamak ise biraz daha olayları sakinlikle karşılamak ve sorunun varlığına rağmen hayatta varlık göstermektir. Pasif gibi görünsen bile bazı zamanlarda bu tavır zorunludur çünkü çözüm kendini parçalasan hemen gelmeyeceği için başka seçenek yoktur.

Bu konu üzerine çok derin düşünmek ve bu felsefeyi anlatan kitapları detaylı okumak gerekiyor. Senin bu hayatta çaresiz kaldığın ve ne yaparsan yap çözüm bulamadığın fakat sakin kalmayı başaramadığın için de, hem kendine hem de çevrene büyük zararlar verdiğin durumlar hiç olmadı galiba... İşte böyle zamanlarda tek çözüm olayları akışına bırakmaktır yoksa çözüm geldiği an, bitmiş tükenmiş bir enkaza dönüşmüş olursun ki o saatten sonra da hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
[/QUOTE]
Sevgili Lefty;
Söylediklerini anlayabiliyorum,orada bir sorun yok.Hatta ''özgür irade ''ile ilgili kendimce kesinleşmiş yargıma dayanarak,zaten bu düzenekle yaşıyorum.Benim kullandığım sloganvari kalıpsa;''Görelim Mevlam neyler,neylerse güzel eyler''.Dolayısıyla kırmızıyla renklendirdiğim yanılsama cümlene de bir cevap vermiş olayım .
Biz mütemadiyen seyreyleyeniz,bu güzel bir konum.Ne endişe içeriyor,ne sevinç,ne haris bir kalbe,ne bedbin bir ruha gerek kalmıyor.Wu wei/Hu - Hay :)
 
Son düzenleme: