× Merhaba Efelsefe Web Sitesinin Felsefe.net ile hiç bir bağının bulunmadığını söylemek isteriz.

Diyojen (Diogenes)

Konu İstatistikleri

Konu Hakkında Merhaba, tarihinde Filozoflar kategorisinde yamak tarafından oluşturulan Diyojen (Diogenes) başlıklı konuyu okuyorsunuz. Bu konu şimdiye dek 2,214 kez görüntülenmiş, 1 yorum ve 0 tepki puanı almıştır...
Kategori Adı Filozoflar
Konu Başlığı Diyojen (Diogenes)
Konbuyu başlatan yamak
Başlangıç tarihi
Cevaplar

Görüntüleme
İlk mesaj tepki puanı
Son Mesaj Yazan sakal

yamak

Yeni üye
Yeni Üye
Katılım
10 May 2012
Mesajlar
76
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
36
Diyojen (Diogenes), M.Ö. 413 - M.Ö. 324 yılları arasında yaşamış olan ve kendine yetme ile sadelik ilkelerine dayanan Kinik (Köpekçilik) yaşam biçiminin öncülerinden Sinop'lu çileci düşünürdür.



Hakkında doğruluğu kuşkulu pek çok öykü anlatılan Diyojen'in gündüzleri Atina sokaklarında elinde fenerle dolaşarak, dürüst bir adam aradığı söylenir.

Atina'da gelenekçiliğe karşı tavır almış, toplumdaki yapaylıklara ve uzlaşımsal değerlere meydan okumuş ve her tür yerleşik kuralın insanın doğallığına aykırı düştüğüne inandığı için toplumun tüm yerleşik kurallarına karşı çıkmayı, uzlaşımsal ölçü ve inanışların çoğunun boş olduğunu göstermeyi ve insanları yalın ve doğal bir yaşam biçimine çağırmayı amaçlamıştır.



Ona göre, sade bir yaşam tarzı, sadelikten başka, örgütlenmiş, dolayısıyla uzlaşımsal toplumların görenek ve yasalarını da önemsememek anlamına gelir. Diyojen, doğaya aykırı bir kurum olan ailenin yerini, kadınların ve erkeklerin tek bir eşe bağlı olmadığı, çocukların ise bütün toplumun sorumluluğunda bulunduğu doğal bir durumun alması gerektiğini savunmuştur.



Diyojen yoksulluk içinde yaşadığı, halka açık yerlerde yatıp kalktığı ve yiyeceğini dilenerek topladığı halde, herkesin aynı şekilde yaşaması gerektiğini savunmamıştır. Onun tek amacı, kişinin en kısıtlı yaşam koşullarında bile, mutlu ve bağımsız olabileceğini göstermek olmuştur. Bunun kaynağı bilgeliktir, Diyojen insanı erdemli yapmaya yaradığı için yalnızca bilgeliğe değer verir, öteki uygarlık değerlerini ise saçma, gereksiz ve anlamsız olarak reddeder.



Sinoplu Diogenes(Diyojen) diye ün yapan bu Kinik filozof, asıl mesleği kuyumculuk olan ve parayı çok sevdiği için kalp para basan bir kalpazanın oğludur. Babası kalp para bastığı için Sinop'tan sürülmüş, baba oğul Atina'ya gelip yerleşmişlerdir.

Diogenes, Atina'da umduğunu bulamamıştır. Babası ile birlikte çok sıkıntı çekmiş, sefalet içinde yaşamıştır. Antishene'i tanımadan önceki hayati sefalettir, açlık, rezillik ve korkunç sıkıntılarla ilgili günlerin anıları içindedir; dostsuz, arkadaşsız ve himayesiz kalan bu kişi farelere imrenecek kadar yokluklar içinde kalmış, bir gün yiyecek bulmak için koşturan bir fareyi görünce: " Hele bak bu hayvan Atinalıların mutfağına girmeyi biliyor da ben onların sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim" diye bağırmıştır. Ve o andan itibaren hayvanların yaşamını doğaya daha uygun bularak onların yaşamına özenmiştir. Bu arada Antisthene'in doğaya uygun yaşama çağrısını işitmiş ve ona koşmuştur. Bu inatçı adamın inadı ve ısrarına dayanamayan Antisthene yeminini bozmuş ve yeniden öğretmenliğe başlayarak Diogenes'i yetiştirmiştir.

Diyojen bir sürgündü, kötü bir suçla suçlanmış bir adamın oğlu idi, her yerde ve herkes tarafından itilmiş, terzil edilmiş, hakaret ve istihkarla karsılaşmış; sefaletin her çeşidini tatmıştır. Onda güçlü bir irade, kararlılık ve cesaret vardı. Üstelik çok iyi konuşuyordu, üstün ve pırıl pırıl bir zekaya sahipti. Bütün bunlar Antishene'in bu öğrencisine kendi felsefe ve öğretisini telkin, onu eğitmek için yeterlidir.

Özel hayatında fakirlikten başka bir şey yoktu. Çok zaman kirli ve pis elbisesi ile ayrıca köpek derisine benzeyen mantosu ile dolaşır, geceleri heykel diplerinde ve sokak köşelerinde yatardı. Bir keşkülü, bir fıçısı ve bir sopası vardı. Fıçının içinde yasaması herkesi şaşırtıyor, kendisine sual soranlara da köpek olduğunu söylüyordu. Fıçısından başka bir de çanağı vardı, başka eşya kullanmıyordu. Fakat bir gün bir çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görünce, elindeki maşrafa çanağı kırıp attı ve "Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" diye söylene söylene uzaklaştı.

Diyojen aşırı gururlu bir insandı ve herkesi küçümserdi. (!) Sıradan insanlardan nefret eder ve hepsini o derece küçük görürdü ki, bir öğle vakti elinde fener "bir adam arıyorum" diye bağırarak Atina sokaklarında dolaşmış, böylece Atina'da adam görmediğini anlatmak istemiş. Her şeye rağmen Atina'da sayılan bir insandı, krallar bile onun ilmine, zekasına ve kişiliğine hürmet ederlerdi. Corinth'e gelen Büyük İskender, Diyojen'i ziyaret etti ve bir dileği olup olmadığını sordu. O ise bu soruya "Evet var, gölge etme başka ihsan istemem." yanıtını verdi.

Kış günleri çıplak ayaklarla karlar üzerinde dolaşır, donmuş heykelleri kucaklar, vücuduna zulüm ederdi. Eflatun (Platon), ona Çılgın Sokrat (Sokrates) derdi. Servet ve varlık düşmanı idi ve bunların erdeme ters düştüğünü iddia ederdi. Zamanın felsefe okullarına da dokunmaktan çekinmeyen bir tabiata sahipti. Günün hatiplerine "zamanın uşakları" tabirini uygun görür, Eflatun'un öğretimine "zaman kaybettirme" derdi. Eflatun ona "Çılgın Sokrat" demiştir. Servet ve varlık düşmanı olan Diogenes bunların erdeme ters düştüğünü iddia etmiştir. O'nun felsefesine göre iki disiplin vardır.
1-Ruh disiplini, 2-Beden disiplini.

Çok güzel konuşan, üstün zekası ile herkesi etkileyebilen bu ünlü Kinik filozof bütün gariplik ve anormal hal ve tavırlarına rağmen saygı görmüş, ölümünden sonra Onun adına Korintoslular bir sütun, Sinoplular da bir heykelini dikmişler, adını ve anısını yaşatmışlardır.

Diyojen, MÖ. 320 yılında Korintkos'ta ölmüş.

Diyojen'in Felsefesi(Kinizm):

Diyojen, İnsan için iki disiplin kabul ediyordu:
1- Ruh disiplini,
2- Beden disiplini.

Ona göre beden disiplini jimnastikle elde edilebilirdi. Ruh ise ancak erdem ile gelişebilirdi. Erdemin ne olduğunu araştırmış onun doğaya uygun yaşamak olduğunu bulmuştu. Yani bir insanin erdemli olabilmesi için doğaya uygun yaşaması gerekmekte idi. Bu ise olabildiğince arzu ve ihtiyaçları azaltmak, hatta kaldırmaktan ibarettir. Bu nedenle refah, nezaket, güzel sanatlar ve bilim cezalanmaları gereken fazlalıklardır; zenginlik, asalet, onur iğrenilecek şeylerdir. Din ve kanunlar politikanın icatlarıdır. Evlenme, mülkiyet kaldırılması gereken fazlalıklardır. Zira doğa hükümetinde her şey ortaklaşadır. Servet, kadınlar, çocuklar, hepside öyleliktir.=Cins demiştim ama bu kadar da olmaz! :(





Diyojen'den İnciler



*Diyojen, yıkanmak için bir hamama gider. Görür ki hamam pislik içerisinde. Hemen lafı yapıştırır hamamcıya, "Yanılıp da bu hamama yıkanmaya gelenler, daha sonra temizlenmek için nereye giderler.":)



* Yine birgün Diyojen dar ağacına asılarak idam edilmiş iki kadın görür. Hemen yorumunu yapar, " Bütün ağaçlar bu meyveden verseydi, kadınların burnu kırılır da adama benzerlerdi."



*Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adam "Bir daha yerlere tükürmemesini" tembihlemeye kalkınca Diyojen derhal adamın yüzüne tükürmüş ve "Buradan daha kirli bir yer bulamadım." yanıtını vermiştir.



*Bir acemi, diktiği nişana doğru ok atmak üzere hazırlanıyordu. Diyojen koşarak gitti; nişanın önüne oturdu. "Ne yapıyorsun?" diye sordular. Beni vurur, diye korktum, " cevabını verdi.



*Yakışıklı bir genç, bir takım çirkin sözler söylüyordu. Diyojen dedi ki: "Fildişi kından kurşun kılıç çekmeye utanmıyor musun?"



*Büyük İskender Diyojen'i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken gördü ve ne yaptığını sordu.

" Diyojen, "Babanızın kemiklerini arıyorum," dedi. " Ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza ait olduğunu kestiremiyorum.



*Gene bir defa sokak ortasında, "Adamlar! Adamlar! " diye haykırmaya başladı. Bir takım halk etrafına toplandı. Diyojen, "Ben adamları çağırıyorum! Diye sopası ile onları ürküttü.



*Bir gün ciddi, faydalı bir nutuk veriyordu. Önünden çok sayıda adam geçtiği halde, onu dinlemeye rağbet eden olmuyordu. Birdenbire şarkı söylemeye başladı. Halk derhal başına üşüştü. "Sade eğlence ararsınız. Hiç doğru söz dinlemek zahmetine katlanmazsınız!" diye hepsini azarladı.



*Yeryüzünde en iyi şey nedir?" diye sordular. "Hür olmak," diye cevap verdi.



*Boyuna faziletten dem vurup öğütlerinden hiç birini yapmayanlar, çok güzel sesler çıkardıkları halde, hiçbir şey hissetmeyen musiki aletlerine benzerler, " dedi.



*Bir eşkıya, fakir olduğu için ona hakaret etti. Diyojen hiç kızmadı; sadece, "Bir adama, fakir olduğu için hakaret edildiğini hayatımda hiç görmedim," dedi. "Ama pek çok insanın hırsızlıklarından ötürü asıldıklarını gördüm."



*Biri Diyojen'e sordu: "Ne zaman yemek yemeliyim?" Diyojen cevap verdi: " Zengin isen, canının istediği zaman; fakir isen, bulduğun zaman."



*Bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem, der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: Ben çekilirim!



tr.wikipedia.org/wiki/Diyojenwww.sinop.gov.tr/S_unluler.asp

kaynaklarından yararlanılmıştır.

(sosyal bilgiler gezegeni adlı blogtan alıntıdır.Makalenin aslı için ( )
 

sakal

Kahin
Yeni Üye
Katılım
8 Nis 2012
Mesajlar
2,000
Tepkime puanı
1
Puanları
38
Hazır cevaplığı ve yaşayış tarzı bana behlül dana'yı hatırlattı.
 
Tüm sayfalar yüklendi.
Sidebar Kapat/Aç

Yeni Konular

Üst