Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Barış idealinin sözü

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 868

ozgurlukveadam

Yeni Üye
Katılım
31 Mar 2018
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Gerçi hemen her düzeyde anlatı/hikaye ilgisinde tuhaf bir artışla karşı karşıya değil miyiz bugün? Her şey derhal bir anlatıya dönüştürülüyor, tarih ve toplum saf anlatıdan ibaret sayılıyor artık. Kişisel anlatılara, tanıklıklıklara saplantılı bir merak duyuyoruz nicedir. Piyasaları/ekonomileri bile hikayesiz yapamayan varlıklar gibi algılamamız bekleniyor. Gerçek çelişkiler/antagonizmalar, yapısal olarak uzlaşması mümkün olmayan farklı maddi çıkarlar, sınıflar, sermayenin vahşi hareketi, sömürü/tahakküm ilişki ve mekanizmaları, açık denizlerde boğularak can veren göçmen çocuklar, savaşlarda evsiz, ana-babasız kalan çocuklar, korkunç petrol ve silah sirketleri, kahredici bir çaresizlikle yokluğun/yoksulluğun/yoksunluğun binbir çeşidini pratik eden milyarlarca insan (birkaç yüz kişinin servetinin milyarlarca insanın servetini katladığını bildiren o istatistik rakamlarını bilmeyen yok artık) cılız bir sözün konusu çoktandır. Kapitalizmin çöle ve cehenneme çevirdiği bir dünya için, sıradan tüketici bireyde (demek her birimizde) anlık bir baş dönmesi ve göz kamaşması yaratmak üzere üretilen her ürünün gerisindeki her şeyi kuruttuğu meta düzeni/toplumu için söylenmesi gereken her sözden mahrumuz artık. İşte bunları birbirine eklemleyecek, yerine yerleştirecek ve temsil edecek, insanlığa istikametini gösterecek asıl anlatı gücünü kaybettiği için değil midir tüm melanet, bizim bunaltıcı dilsizliğimiz? Ebedi barış fikrinden söz ediyorum. Çünkü, insanlığın en derin özlemi ve arzusu yeryüzünde hep birlikte ikamet etmek, sınırsız ve engelsiz bir dayanışma, kardeşlik ve işbirliği toplumu kurmak, yüce eşitlik ve özgürlük ideallerine hep daha çok yaklaşmaksa eğer, insan olmaklığımızın en derin katmanında o arzu varsa, en temel yarık/çekişme/zıtlık daima humanizm ile kapitalizm arasındadır. Görünürdeki tüm uygunsuz, ilgisiz alçalma ve kabarmalar bizi yanıltmasın. En dipteki akıntıyı, en temel cereyanı, kökensel bölünmeyi ete kemiğe büründürecek sözdür eksik olan. İyilikle kötülük arasındaki kavgaya asıl anlamını iade edecek söz… Ebedi barışın sözü.

BİRİKİM DERGİSİNDEN ALINTI KOMUNIZM YAZISINI BARIŞ VE HUMANİZM OLARAK DEĞİŞTİRDİM...
 

Objectivity

Kahin
Onursal Üye
Katılım
23 Ara 2012
Mesajlar
4,762
Tepkime puanı
319
Puanları
83
Yazacak bir şey bulamıyorum artık...Umudumuz kalmadı galiba, etrafımıza baktığımız an gördüğümüz iç karartıcı tablo ve yıllardır asla düzelmeyen koşullar, barışın bir hayal olduğuna ne yazık ki beni ikna etti. Günlük yaşamda bile insanlar öfke ve kavgadan beslenirken, dünya genelinde bir uzlaşı çok zor görünüyor.

Hayatım boyunca olumlu bakış açısını savunmuş birisi olarak, dünyanın şu çirkinliği karşısında artık ben de pes ettim. Liderlerin keyfi egolarının esiri durumunda tüm insanlık, onların doğrusuna göre hayatlarımız şekilleniyor. Trump gibi aklı sadece ticarete çalışan ve dengesiz ruh hali ortada olan birisinin böyle önemli bir konumda görev alması, dünyaya bir daha asla barışın gelemeyeceğinin en güzel kanıtıdır.

İyiler çok pasif ve güzellikle sorun çözmeye çalışıyor fakat kötüler öyle mi? Hem agresif hem de acımasızlar ve böyle bir güç dengesizliği içinde elbette kötüler kazanacaktır...Kıyametin kopması kesin olduğuna göre dünya asla iyi bir noktaya gitmeyecek demektir.

Dün bir haber gördüm ve yine tüylerim diken diken oldu. Rusya'da robot genelevi açılmış ve bu sayede fuhuş sektörünün önüne geçilip, insanların psikolojik sorunları düzeltilecekmiş. Bu uydurma bahane bana çok komik geldi; çünkü robot ile ilişki yaşamaya çalışan bir insanın zaten psikolojisi bozuktur, robotla bu psikoloji daha da bozulacaktır ve sonuç olarak gerçekliği tamamen kaybedecektir.
Para kazanmak ve insanları robotlaştırmak için yaptıkları saçmalığa bahane yaratmak için uydurulmuş gerekçelerle, insanların yine algıları ile oynuyorlar. Haberlerin altına gelen yorumlar çok daha ilginçti: Evlenmek yerine her erkeğin bir robot edinmek sureti ile kadın dırdırı çekmeyeceği ve bu şekilde ömrünün de uzayacağı yönünde ciddi yorumlar yapılmış ve satıcı firmanın bilgileri istenmişti. İnanılır gibi değil, robot ile bir ömür yaşamaya can atan insanların sayıca arttığı bir çağda kimden hangi konuda duyarlılık beklenebilir ki?



Robot askerler, robot çalışanlar derken yakında dünyada insana gerek kalmayacak ve kaldı ki düşünen, hisseden insan artık hiç istenmiyor. Kötülüğün tavan yaptığı, kan ve vahşet filmleri insanlar tarafından ilgi ile izlenirken, içinde çok önemli mesaj barındıran filmler: Aksiyon yok ya da çok sıkıcı diye ilgi görmüyor.

Barış ya da iyilik tercih edilmiyor artık. Çevrenize bir bakın, yalan ve entrikadan, kötülükten başka ne görebileceksiniz? Gördüğünüz iyi şeylerin ya da karşınıza çıkan duyarlı insanların değerini bilin; çünkü yakında hiç birini göremeyeceğiz.

 
Son düzenleme:

ozgurlukveadam

Yeni Üye
Katılım
31 Mar 2018
Mesajlar
42
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Size katılıyorum barış denince en konuşkanlarımız bile susuyor,ütopya olarak bile barışı tasavvur edemiyoruz çünkü hiç yaşamamışız,hiç koklamamışız,yeni kurulan New Age inançlarda ancak soyut manada barış idealleri var ama o da insanı doyurmuyor,acaba herşeyin içinde bulunan iyilik ve herşeyin içinde bulunan kötülük şekli olan Ying-Yang ta bile şöyle açmaz gözüküyor dünya düşününce koyu rengin akı,sineğin sütü kirletmesi gibi yokediyor..

Sonunda yitip giden hayatlar solan gençlik harcanan ömür,ordan oraya savrulmalar ve kaderin cilveleri...Hepimiz yaptığımızın felsefik boyutunu düşünceden bile aciziz,çok azımız düşünüyor..
Şiddet ve cinsel dürtülerimiz,bencilliğimiz,korkularımız,aceleciliğimiz,bizi hataya sürüklüyor...

Dışardan insanlığı seyrediyorm ama kendimi seyredemiyorum,çünkü kendime yabancıyım o halde insanlığa yabancıyım veya o kadar özümle bir olmuşum ki hata yaptığımın farkına varmıyorum,oysa bende hata yapıyorum...

Ama geç kalmadım ben değişebilrim biz değişebiliriz...

Saygılarımla...
 

Estetik Felsefe

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
22
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Picasso'nun Guernica tablosunu düşünelim: siyah, gri ve beyaz tonların içinde çığlık atan bir at, kırılmış bir kılıç, lambasını uzatmış bir kadın. 1937'de Gernika'nın bombalanmasına verilmiş bir yanıt olarak doğan bu resim, savaşı anlatmak için bir hikâye değil bir görüntü kurar; yıllar sonra bir kopyası New York'ta Birleşmiş Milletler binasında, barışın tartışıldığı yerde asılı durur. Ama bu görüntüye bakan herkes savaşın bittiğini düşünmez. Asılı bir tuval, kurumların ağırlığına karşı tek başına direnemez. Burada anlatının gücü ile maddi koşullar arasındaki gerilim, sanatın kendi sınırını gösterir. Schiller'in 1795'te yazdığı estetik eğitim mektupları bu sınırı başka bir yerden kurar: insan duyusal dürtüyle akıl yasası arasında sıkışıp kalmaktan, oyun dürtüsüyle dengelenmedikçe özgür bir siyasal topluluk kuramaz. Burada güzellik bir süs değil, kişiyi kamusal yaşama hazırlayan bir eğitimdir. Bu da bireysel dönüşümle yapısal değişim arasındaki sorunu yeniden kurar. Kişi değişmeden kurum değişmez, ama kurumlar değişmeden de kişinin değişimi kalıcı bir biçim bulamaz. Ebedi barış için bir tasarı gerekir; o tasarıyı taşıyacak duyarlılık ise bir tablonun yavaş yavaş öğrettiği dikkatle beslenir.
 
Üst