Forumumuza Hoş Geldiniz

Hoşgeldiniz. Ücretsiz içerikler ve özel hizmetler sizi bekliyor. Hemen üye olun!

Aquinolu Thomas 1225 - 1274

Konu Görüntülenme İstatistikleri

Şu an görüntüleyenler
Misafir: 1

Toplam: 3,890

evadne_Ss

Yeni Üye
Katılım
27 May 2010
Mesajlar
41
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
42
Büyük Albert’in öğrencisi olan Thomas, Skolastik felsefenin en büyük düşünürüydü. Öğretisi önemli ölçüde Aristoteles’in metafiziğine dayanıyordu. Ortaçağ’da Hıristiyan felsefesinin doruğu olan bu öğreti, daha sonra Katolik kilisesinin resmi felsefesi haline geldi. Skolastiğin ilk dönem anlayışında inanılan ile bilinen, birbirine denk ve birbiriyle örtüşüyordu.

Thomas’a göre dini doğrular ile akıl iki ayrı bilgi kaynağıdır. Bize başka başka şeyler öğretirler. Bilmek tanıtlamak demektir. İnanmak ise açıklamayı olduğu gibi doğru saymaktır. Ona göre bilgi insana, en yüksek ışığı anlaması için ön koşullar sağlar.

Thomas bilginin çıkış noktasının deney olduğunu düşünür. Duyusal bilgilerimizi genel kavramlar haline getirebildiğimiz için mantığımızla işlememiz gerekir. Kavramlar, nesnelerin özlerini bize verirler. Direkt olarak her şeyi kavrayan bir bilgi formu insanoğluna kapalıdır. Bir objeyi ancak özünü ve özünün etkilerini kavramlaştırarak bilebiliriz. Objenin düşüncemizdeki yansısı gerçeğe uyuyorsa bilgimiz doğrudur. Bu soyutlama işleminin bizi vardıracağı en yüksek kavram ‘varlık’tır.

Thomas tümel kavramların nesnenin özünde olduğunu düşünür. Bu kavramlar, nesneyi nesne yapan zorunlu belirlemelerdir. Her olup biten nesnedeki özsel formların açılması ve evrimidir. Formlar, tıpkı bir tohum gibi maddede gizli bir güç olarak bulunurlar. Dünyada her olup biten belli bir ereğe göre belirlenmiştir. Oluşu başlatan da, oluşun ereği de Tanrı’dır. Thomas, evreni varlık aşamalarına böler: Cansız cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar, melekler ve en yüksek basamakta da Tanrı yer alır. Varlık aşamaları gelişen hayatın basamaklarıdır. Ahlak öğretisinde, istenç özgürlüğü her türlü ahlakın ön koşuludur. Ancak özgür olan, akla dayanan düşüncelerden doğan eylemler iyidir. Aristoteles gibi Thomas’da da insan toplumsal bir varlıktır. Devlet doğal bir zorunluluktur, başındakiler bir itaat bir örnektir.
 

Etik Araştırma

Yeni Üye
Katılım
21 Eki 2026
Mesajlar
76
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Bir ikilemle başlayalım: Bir insan, bir sonraki eyleminin ne olacağını Tanrı'nın önceden bildiğini öğrenirse, o eylemi yaparken hâlâ özgür müdür? Thomas'ın öğretisinde bu yalnızca teolojik bir incelik değil, ahlakın kendisine dokunan bir sorudur. Özgür istenç Thomas'a göre her ahlakın ön koşulu, iyi eylem ise akla dayanan düşünceden doğan eylemdir; dolayısıyla iyiliğin hem istencin özgürlüğüne hem de aklın payına bağlı olduğu açıkça söylenmiş olur. Thomas'ın yanıtı, Tanrı'nın bilgisini zamanın dışında bir şimdi olarak okumaktır: Tanrı gelecekteki olumsal şeyleri onları zorlamadan bütünüyle kavrar. Bu yanıt üç geleneğe farklı yerlerde çarpar. Erdem etiğinde mesele daha az sarsıcıdır, çünkü eylemin kaynağı karakterdir ve önceden bilinmek karakteri değiştirmez. Kant'ın ödev etiğinde ise ahlaki yasanın özerk iradeye dayanması gerekir; önceden bilinen bir eylemin ödev bilinciyle yapılıp yapılmadığı yine irade içinde belirlenir, ama bilgi dışarıdan gelen bir zorunluluk gibi okunursa gerilim artar. Sonuççuluk ise eylemin sonucuna bakar; önceden bilginin sonucu değiştirmediği yerde ahlaki hükme bir etkisi olmadığını söyler. Asıl zorlanma doğal yasa öğretisinde görünüyor: ilkeler akıl yoluyla herkese açıksa, onları bilip yine de yanlış eylemek ne zaman kusur, ne zaman cehalet sayılmalı? Bu sınırın Thomas'ın kendi çizgisinde nerede durduğunu netleştirmeden, özgürlük ile önceden bilginin gerçekten uzlaşıp uzlaşmadığını söylemek bence zor.
 
Üst