Zavallı

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Geçmiş bilinci, yenilgilerle oluşur.


Önce yenilgi, sonra zafer!


Yenilgi tatmamış hangi nefis zafer duygusuna ihtiyaç duyar?


Her zaferin, her zafer isteğinin ardında unutulması güç yenilgiler vardır, telâfisi güç yenilgiler, başarısızlıklar, yetersizlikler, eksiklikler.


Geçmiş bilinci, öncelikle yenilginin, yenilgilerin bilincidir, sonra o yenilgiler nedeniyle kendisine ihtiyaç duyulan zaferlerin.







Zayıflıktan veya zayıf olmaktan değil sadece, zayıf görünmekten bile korkar böyleleri.

Zafer kazanma isteği bu yüzden pathetiquetir. Hastalığı hastalıkla tedavidir. Zıddıyla.

Varlık sıkıntısı!

Güçsüzlük korkusu!

Yıkılmadım ayaktayım, zavallılığı




Kimse bugünü için geçmişe ihtiyaç duymaz. Geçmiş ihtiyacı, bizatihi gelecek içindir, tıpkı tarih gibi.


Tarihe de bugün için değil, gelecek için ihtiyaç duyarız. Gelecek için, yani umut edebilmek için.


Geçmişin mevcudiyeti, geçmişe ilişkin bilinçli bir tavrın mevcudiyeti demektir. Geçmişini bütünüyle kavramaya ihtiyaç duyan her bilinç, hakikatte, geleceğini yeniden modellemeye ihtiyaç duyuyor demektir.


Tarihsizlik, anda yaşamaktır. Gelecek ve geçmişten mahrum bir hâlde yaşamaktır.


Kim ne derse desin, tarihsizlik, mutlu bir hâlde yaşamaktır.


Evet, geçmişten ve gelecekten mahrumiyet, aslında mutluluk sebebidir.


Hâlinden memnunsan, ne geleceği bilmeye ihtiyaç duyarsın, ne de geçmişi!


Tarihsiz olanın derdi de olmaz çünkü. Olsaydı, tarihi de olurdu. Tarihi, yani geçmişi, ve dolayısıyla geleceği, hatıraları, iyi ya da kötü hatıraları, kısacası kayıtları.


O kayıtların insanoğlunun ayağını dünyaya perçinleyen vidalara dönüşmesi işten bile değildir.


Kişi, şu veya bu şekilde eksikliğinin farkına vardığı an, hemen kollektif bir geçmişe mensub olduğunu/olması gerektiğini hatırlar ve bütünlüğünü, o kollektif geçmişin üzerinden ele geçirmeye çalışır.


BEN işe yaramazsa oralarda bir yerlerde bekleyen bir BİZ vardır her zaman. Yoksa bile kolayca icad edilir ve bir çırpıda Ben’in geçmişinden Biz’in geçmişine geçilir.


Tarih zincirinin hem zaaf, hem kudret anlamına geldiği noktadır burası!


Birbirine sımsıkı bağlı muhkem halkalar, ah o ne büyük kudret!


Bir yaşam boyu, o muhkem halkalardan birine bağlanmış olmak, ah ne büyük zaaf!


Halkalar, yani insanın geçmişinden ve geleceğinden kurtulmasına izin vermeyen kayıtlar.


İzafet ve kayıt düşkünlüğünün ardında zeval korkusu vardır, zeval bulma korkusu!


Kemâl yetkinlik ve tamlık demektir. Karşıtıysa zevâl.


Zevâl da eksiklik ve noksanlık demektir. (Daha teknik bir karşılık vermek istesem, karşılık olarak düşkünlük sözcüğünü seçerdim.)


Kemâl sahibi, sözde yetkinliğe, tamlığa ulaşmış, yani bütünlük dairesinin tepesine çıkmış olan demektir. Zevâl sahibi ise, bu bütünlük dairesinin dibine düşmüş olan.


İkisi aslâ birbirinden bağımsız düşünülemez. Çünkü zevâlsiz kemâl, kemâlsiz zevâl olmaz.
Kişi zevâldeyken kemâli arzular ve tabiatıyla kayd u izafet aracılığıyla tamamlanacağını zanneder; aid olmakla, mensub olmakla, yani bir bütüne/bütünlüğe aid ve bir bütüne/bütünlüğe mensub olmakla.


Geçmiş bilinci, yenilgilerle oluşur, demiştik. Ben’in bilinci de, Biz’in bilinci de.


Üç semavi din de insanın yeryüzündeki mâcerasını bir yenilgi anlatısıyla başlatır, Adem-Havva anlatısıyla.


Bu yenilgiyi bir başka yenilgi izler: Kabil hikâyesi.


Sonra zaferler gelir, birbiri ardısıra galibiyetler ve mağlubiyetler.


İnsanoğlu bu süreçte, bütünlük dairesinin bazen tepesine çıkar (kemâl), bazen dibine düşer (zevâl).


Nitekim zavallı kelimesinin kökeninde zevâlin bulunması ve düşkün anlamını taşıması, hiç de sebepsiz yere değildir. İnsan zavallı (düşkün) bir varlıktır. Çünkü öncelikle bu dünyaya düşmüştür ve düşüşü bu dünyada da hâlen devam etmektedir.


Komik olanı şu:


Bazı insanlar sadece bazı insanların zavallı (zeval'lı) olduklarını düşünüyorlar. Oysa bütün insanlar zavallıdırlar.


Senin anlayacağın ey talib, düşkün olmayanı olmaz insanın!



Dücane Cündioğlu
 

UpBot

Aktif üye
Kayıtlı Üye
Katılım
14 Ocak 2021
Mesajlar
1,059
Tepkime puanı
3
Puanları
38
Böyle paylaşımlar ve konular görmek güzel. Çok teşekkürler
 

okur-yazar

Moderatör
Moderatör
Katılım
9 Eyl 2011
Mesajlar
1,098
Tepkime puanı
14
Puanları
38
Yaş
32
Üniversite Bölümü
Görsel İletişim Tasarımı
Her zaferin, her zafer isteğinin ardında unutulması güç yenilgiler vardır, telâfisi güç yenilgiler, başarısızlıklar, yetersizlikler, eksiklikler.


Geçmiş bilinci, öncelikle yenilginin, yenilgilerin bilincidir, sonra o yenilgiler nedeniyle kendisine ihtiyaç duyulan zaferlerin.
Nitekim çözümleme, çözme kabiliyetini oluşturabilen unsur açmazların bünyede oluşturduğu basınç, sıkıntı, depresyon. Bizlere yürekli kararlarda, tercihlerde bulunma zorunluluğunu veren hisler kaybedecek bir şeyimizin olmadığını düşündüren acılardır, yokluklardır.