yaşlanma nedir ?

Lefty

Aktif üye
Yaşlılığın sırrı çözüldü

Yaşlılığın yaşamın kaçınılmaz bir parçası… Ancak ABD'deki Buffalo Üniversitesi'nde Evrimsel Genetik Bölümü'nde görevli Yrd. Doç. Ömer ve Kimya Bölümü'nde görevli Yrd. Doç. Ekin Gökçümen çifti, yaşlılığın yarattığı sağlık sorunlarının önüne geçebilmek için önemli bir adım attı. Çift, yaşlılık evresini CB36 adlı genin başlattığını tespit etti. Bu gen hücrelerin bölünerek kendini yenilemesine engel oluyor, organların yaşlanmasına yol açıyor.

HASTALIKLARA ÇÖZÜM

Bilim insanları şimdi bu genin çalışma mekanizmasını çözmeye çalışıyor. CB36'nın vücut proteinlerine etkisi, hücreleri nasıl yaşlandırdığına dair araştırmalar hâlâ devam ediyor. Bu genin kontrol altına alınabilmesi durumunda, yaşlılıkla ortaya çıkan kemik erimesi, kireçlenme, katarakt ve kalp hastalıklarının önüne geçilebilir. Yaşlılarda kanserin daha yavaş ilerlemesinin de bu gene bağlı olduğu düşünülüyor.

https://www.sozcu.com.tr/2018/teknoloji/yasliligin-sirri-cozuldu-2493250/

 

Lefty

Aktif üye
Yaşlanma korkusu yaşıyorsan şayet bu durumu aşman gerekiyor çünkü insanı tüketen bir korku çeşididir. Çevrende bu tarz fobisi olan takıntılı insanlardan uzak durmakla başlayabilirsin, kendisi ve yaşamla barışık kişilerle zaman geçirmeye çalış. Görsellik takıntısı olan insanlarla hiç zaman harcama çünkü insanı var eden tek şey bu değildir.
 
Yaşlanma korkusu yaşıyorsan şayet bu durumu aşman gerekiyor çünkü insanı tüketen bir korku çeşididir. Çevrende bu tarz fobisi olan takıntılı insanlardan uzak durmakla başlayabilirsin, kendisi ve yaşamla barışık kişilerle zaman geçirmeye çalış. Görsellik takıntısı olan insanlarla hiç zaman harcama çünkü insanı var eden tek şey bu değildir.
Yaşlanmadan veya ölümden korkmuyorum; sadece onları sevmiyorum ve -sadece benim için- yok olmalarını istiyorum. Çünkü bu ikisi de benim hayallerimin gerçekleşmesinin önünde bir engel. Hayallerim çok faydalı veya çok önemli şeyler mi? Hayır; ama eğlendirici şeyler, olmasa da olur.
 

Lefty

Aktif üye
Yaşlanmadan veya ölümden korkmuyorum; sadece onları sevmiyorum ve -sadece benim için- yok olmalarını istiyorum. Çünkü bu ikisi de benim hayallerimin gerçekleşmesinin önünde bir engel. Hayallerim çok faydalı veya çok önemli şeyler mi? Hayır; ama eğlendirici şeyler, olmasa da olur.
Hayallerini daha gerçekçi bir zemine taşımayı dene o zaman çünkü olmayacak işlere kafa yormak seni daha çabuk yıpratacaktır.

İnsanlar bir dişçiye gitmeye ya da sağlık sorunları için ameliyat olmaya çekinirken, nasıl oluyor da estetik operasyonları bu kadar rahat yaptırabiliyorlar, cidden anlaşılır bir durum değil. Geç yaşlanmak iyi bir şey fakat doğal şekli ile olmalı yani 50 yaşında bir insanın, 20 yaşında görünmesinin mümkün olmayacağını anlamak gerekiyor. Biyolojik yaş çok ileri olup, sağlıksız olduktan sonra nasıl göründüğünüzün bir önemi kalmıyor.

Yaşlanmak doğal olarak birçok faaliyeti kısıtlar, estetik ile yaşınızdan çok daha aktif ya da sağlıklı olamazsınız sadece göz boyarsınız.

Geçenlerde bir dergide okumuştum ve bir sosyolog şöyle demişti: "Estetik operasyonlarla birbirinin aynı olan insanların ve bu içi boş güzellik algısını destekleyen medyanın; nesnelleşmeye ve beraberinde Marx'ın "Meta Fetişizm" kavramına iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum."

İnsanları korkularla beslemeye başladılar; Yaşlanma korkusu, güzelliği-yakışıklılığı kaybetme korkusu, başkaları tarafından beğenilmeme korkusu v.s
Bazı antropologlara göre de yakın bir gelecekte insanlar Homo sapiens türünden, Sibernantropos'a dönüşecekmiş yani düşünme yetisini kaybetmiş robotlar olarak kim olduğumuzu tamamen unutacağımız günlere doğru ilerliyormuşuz.

Ülkemizdeki yaşlanma süreci ile gelişmiş ülkeler denk değil çünkü bizde çalışanlar, uzun mesai saatleri ve hak ettikleri maaşları alamadıkları için çok daha çabuk yıpranıyorlar. Özellikle işçi olarak çalışan insanlar, 30 yaşına gelmeden tükenmiş oluyorlar. Gelişmiş ülkelerde ise 70 yaşında halen çok dinç insanlar var ve Dünya'yı geziyorlar. Onlar emekliliklerinde sefa sürerken, bizim insanımızda iki sokak öteye gidecek güç kalmıyor.

Çok genç yaşta anne-baba olanlar da çabuk yıpranıyorlar. Geçenlerde yine bir kadınla tanıştım, 45 yaşında ve 29-26 yaşında oğulları var yani çocuk yaşta anne olmuş ve doğal olarak tükenmiş durumdaydı.

Yaşlanma süreci kolay kabullenilmese de ömrü yeten herkesin yaşamak zorunda olduğu bir süreçtir ve sağlığa özen gösterilerek daha kolay adapte olunabilir.
 
Hayallerini daha gerçekçi bir zemine taşımayı dene o zaman çünkü olmayacak işlere kafa yormak seni daha çabuk yıpratacaktır.

İnsanlar bir dişçiye gitmeye ya da sağlık sorunları için ameliyat olmaya çekinirken, nasıl oluyor da estetik operasyonları bu kadar rahat yaptırabiliyorlar, cidden anlaşılır bir durum değil. Geç yaşlanmak iyi bir şey fakat doğal şekli ile olmalı yani 50 yaşında bir insanın, 20 yaşında görünmesinin mümkün olmayacağını anlamak gerekiyor. Biyolojik yaş çok ileri olup, sağlıksız olduktan sonra nasıl göründüğünüzün bir önemi kalmıyor.

Yaşlanmak doğal olarak birçok faaliyeti kısıtlar, estetik ile yaşınızdan çok daha aktif ya da sağlıklı olamazsınız sadece göz boyarsınız.

Geçenlerde bir dergide okumuştum ve bir sosyolog şöyle demişti: "Estetik operasyonlarla birbirinin aynı olan insanların ve bu içi boş güzellik algısını destekleyen medyanın; nesnelleşmeye ve beraberinde Marx'ın "Meta Fetişizm" kavramına iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum."

İnsanları korkularla beslemeye başladılar; Yaşlanma korkusu, güzelliği-yakışıklılığı kaybetme korkusu, başkaları tarafından beğenilmeme korkusu v.s
Bazı antropologlara göre de yakın bir gelecekte insanlar Homo sapiens türünden, Sibernantropos'a dönüşecekmiş yani düşünme yetisini kaybetmiş robotlar olarak kim olduğumuzu tamamen unutacağımız günlere doğru ilerliyormuşuz.

Ülkemizdeki yaşlanma süreci ile gelişmiş ülkeler denk değil çünkü bizde çalışanlar, uzun mesai saatleri ve hak ettikleri maaşları alamadıkları için çok daha çabuk yıpranıyorlar. Özellikle işçi olarak çalışan insanlar, 30 yaşına gelmeden tükenmiş oluyorlar. Gelişmiş ülkelerde ise 70 yaşında halen çok dinç insanlar var ve Dünya'yı geziyorlar. Onlar emekliliklerinde sefa sürerken, bizim insanımızda iki sokak öteye gidecek güç kalmıyor.

Çok genç yaşta anne-baba olanlar da çabuk yıpranıyorlar. Geçenlerde yine bir kadınla tanıştım, 45 yaşında ve 29-26 yaşında oğulları var yani çocuk yaşta anne olmuş ve doğal olarak tükenmiş durumdaydı.

Yaşlanma süreci kolay kabullenilmese de ömrü yeten herkesin yaşamak zorunda olduğu bir süreçtir ve sağlığa özen gösterilerek daha kolay adapte olunabilir.
Hayal diyorum, amaç demiyorum. Gerçekçi olmadıklarını ben de biliyorum, ama var olan yaşam süremi uzatabilirsem hayallerim amaçlarıma dönüşebilir.

Yaşlanmak beraberinde ölümü getirdiği için beni rahatsız ediyor, tabi fiziksel ve zihinsel olarak zayıflamak da rahatsız ediyor.
 

Lefty

Aktif üye
Hayal diyorum, amaç demiyorum. Gerçekçi olmadıklarını ben de biliyorum, ama var olan yaşam süremi uzatabilirsem hayallerim amaçlarıma dönüşebilir.

Yaşlanmak beraberinde ölümü getirdiği için beni rahatsız ediyor, tabi fiziksel ve zihinsel olarak zayıflamak da rahatsız ediyor.
Yaşlanmayı geciktirmeyi başardıkları an, yaşlanma sürecinin yaratacağı sorunlar da azalacaktır fakat yaşlılığa bağlı tedaviler ve estetik dünyası büyük bir sektör olduğu için çok da kolay olacağını tahmin etmiyorum.

Yaşlanmanın yarattığı farklılıkları mı yoksa hayatı mı umursamamak?
 
Son düzenleme:

vicodin94

Yeni üye
Yaşlanmayı geciktirmeyi başardıkları an, yaşlanma sürecinin yaratacağı sorunlar da azalacaktır fakat yaşlılığa bağlı tedaviler ve estetik dünyası büyük bir sektör olduğu için çok da kolay olacağını tahmin etmiyorum.



Yaşlanmanın yarattığı farklılıkları mı yoksa hayatı mı umursamamak?

İnsanları.
 

Lefty

Aktif üye
Her insana tahammül etmeye çalışmak yerine, yok saymak bazen ne güzeli oluyor ve sadece yaşlılıkta değil her yaşta yapılabilmeli, böylece kendi zehirlerini size aktaramazlar.
Bazı insanlar bu hayata olumsuzluk yaymak için gelmişler ve her an karşınıza çıkabilirler, yolda-internette ya da en mutlu gününüzde. Bu insanları dikkate alıp, huzurunuzu bozmak yerine yok saymak en doğrusudur.

Yaşlı insanlar daha esnek düşünmeye başladıkları için eskiden önem verdikleri detaylara çok fazla takılmıyorlar ve öncesine göre biraz daha bencil oluyorlar.
 
Son düzenleme:

vicodin94

Yeni üye
Her insana tahammül etmeye çalışmak yerine, yok saymak bazen ne güzeli oluyor ve sadece yaşlılıkta değil her yaşta yapılabilmeli, böylece kendi zehirlerini size aktaramazlar.
Bazı insanlar bu hayata olumsuzluk yaymak için gelmişler ve her an karşınıza çıkabilirler, yolda-internette ya da en mutlu gününüzde. Bu insanları dikkate alıp, huzurunuzu bozmak yerine yok saymak en doğrusudur.

Yaşlı insanlar daha esnek düşünmeye başladıkları için eskiden önem verdikleri detaylara çok fazla takılmıyorlar ve öncesine göre biraz daha bencil oluyorlar.
Esnek mi düşünüyorlar yoksa dediğiniz şeyleri artık tecrübe ederek insanlardan umutlarını kesip; zaten son zamanlarım neden başkalarının düşüncelerini önemseyip kendi canımı sıkayım mı diyorlar.
 

Lefty

Aktif üye
Esnek mi düşünüyorlar yoksa dediğiniz şeyleri artık tecrübe ederek insanlardan umutlarını kesip; zaten son zamanlarım neden başkalarının düşüncelerini önemseyip kendi canımı sıkayım mı diyorlar.
Tecrübenin yarattığı bir kendinden eminlik tartışılamaz tabii ki.

Başka insanların hayatlarımızı karıştırmasına ve yönetmesine çok genç yaşlardan itibaren karşı koymamız gerekiyor aslında; fakat çoğu insan, diğer insanların onayı olmadan nefes bile alamadıkları için, bu gerçeği yaşı çok ilerlediği zaman idrak ediyor ve boş yere kendini tüketmiş oluyor.

Başkalarının düşünceleri ya da istekleri onların hayatını ilgilendirir, hiç kimsenin üzerinde baskı kurmak gibi bir hakları yoktur. İnsanlar tecrübelerini ya da hayallerini paylaşabilir, daha iyisi için kendi bilgisi ölçüsünde yol da gösterebilir fakat dayatma yapmak gibi bir hakkı yoktur.

Yaşı ilerlemiş insanlar, yaşamın değerini daha iyi idrak eder çünkü zaman daralıyordur ve boş işler peşinde koşmanın, ömrünü gereksiz işler ve insanlar için tüketmenin bir anlamı olmadığının bilincindedir artık. Başkaları için değil kendi öncelikleri için yaşamaya başlar. Rahat giyinir, bakımlıdır ama birilerine kendini beğendirme takıntısı olmadığı için çok daha huzurludur, olduğu gibi kabul gördüğü için kaygıları da azalmıştır. Akıntıya karşı direnmenin boşa zaman kaybı olduğunun farkındadır yani hayatı akışında yaşamayı öğrenir hatta zaman zaman niye bu kadar geç fark ettim diye de hayıflanabilir.

Genç insanlara bir bakın; tüm ömürlerini asla onlara getirisi olmayan şeyleri önemsemekle harcıyorlar ve belli bir yaşa geldiklerinde de, ne boş işlerle zaman kaybetmişim diye kendilerini suçluyorlar.

Yaşlanma süreci kolay olmayabilir fakat bakış açınız ve yaşam tarzınız ile bu döneme kolay adapte de olabilirsiniz, hayatı 20-30 yaştan ibaret sananlar için bu mümkün olmuyor tabii. Bir de yaşlılık döneminde çevrenizde sizinle beraber bu süreci paylaşan dostlarınız olursa yabancılık çekmezsiniz.

Kendi adıma 40 yaşına yaklaşırken benden önce bu süreci yaşamış veya benle beraber yaklaşan dostlarım olduğu için hiç sıkıntı çekmedim hatta yaşlanıyormuşum gibi bir hisse bile kapılmadım hala da hissetmiyorum. Tabii sağlık sorunları yaşamaya başlarsam 50 veya 60 sonrası o zaman rahatsızlık duyabilirim. Öldüm, bittim ya da mahvoldum-eyvah yaşlanıyorum modundaki insanları hayatımdan uzak tutuyorum çünkü gereksiz yere kendilerine eziyet ediyorlar, bana da yansıtmalarını istemiyorum.

Yabancılarda bu yaşlanma süreci daha kolay kabulleniliyor çünkü onların kültüründe yaşça büyüklere abi-abla, amca-teyze ya da nine-dede gibi hitap şekilleri yok yani 70 yaşında dedesine torun ismi ile hitap edebildiği için, yaşı ilerlemiş insanlara yaşları sürekli hatırlatılmıyor. Bizim kültürümüzde ise saygı gereği bizden 2 yaş büyük olana abi-abla ya da 15-20 yaş büyük olana da teyze-amca demek gibi bir yaklaşım var, bu da insanların yaş alma sürecini kabullenmelerini zorlaştırıyor çünkü farkında olmadan kompleks yapmaya başlıyorlar. Kendi adıma benden 30 yaş büyüklere bile amca ya da teyze diye hitap etmiyor, isimlerinin sonuna bey ya da hanım takısı ekliyorum yani Erdal amca yerine Erdal Bey, Ayşe teyze yerine Ayşe Hanım diyerek kendilerini çok yaşlı hissettirmemeye çalışıyorum.

Yaşlılık sürecindeki insanların hayatlarını zorlaştırmak yerine kendimizin de bu yaşlara gelebileceğini asla unutmamak gerekiyor. "Moruk, babalık, peder, bir ayağın çukurda, ahın gitmiş vahın kalmış." gibi çirkin ifadeleri dilimizden çıkartmamız gerekiyor.
 

Lefty

Aktif üye
Bilim insanları yaşlanmanın önüne geçmek için formüller arıyorlar fakat asıl sorun çoğu insanın yaşlanma sürecinde yaşadığı değişimleri kabullenemiyor olmasıdır. Sağlıklı olmak ya da uzun ömürlü olmaktan öte, genç görünmek istedikleri için haberde bahsi geçen 135 yaş fikri pek çoğunu mutlu etmeyecektir. Brooke Shields bile yaşlanmaya direnemedi ve ne kadar çabalarsa çabalasın, doğal olarak 20 yaşındaki görünümü muhafaza edemiyor. Bir formül bulup görüntü olarak insanları en iyi hissettikleri yaşa sabitlemedikleri sürece, bazı insanların uzun ömürlü olmaya çok da hevesli olacaklarını sanmıyorum.

Yaşlanma süreci nasıl önlenebilir?

Dünyanın her köşesinde bilim insanları yaşlanmaya çare arıyor. Bunun için üç boyutlu yazıcılarda organ üretiminden vücuttaki mikrobiyomu değiştirme yoluyla yaşlanmayı önlemeye kadar çeşitli çözümler üzerinde duruluyor. Peki insan ömrü ne kadar uzatılabilir? Belki bir gün, hasar görmüş organlarımızı yenileme, mikrobiyom içeren hap takviyeleri ile vücudumuzu genç tutma ve hücrelerimizin yaşlanmasını önleme olanağımız olacak.

Bütün bunlar insan ömrünü ne kadar uzatabilir? Bhowmick'in öngörüsüyle, milenyum kuşağı 135 yaşına kadar yaşayabilir. Bu, 1981 doğumlu birinin 2116'ya kadar yaşaması demek. O zamana kadar kim bilir başka ne gelişmeler olur?

Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-46557283



 
Son düzenleme:

kahin

Yeni üye
ölmeden önce yaşamın amacını bulmak isterdim, benim için gerisi anlamsız,
niçin? yaşıyoruz, niçin? doğuyoruz? niçin? ölüyoruz, bunların mutlaka bir nedeni olmak zorunda
aksi halde, yaratılışın ne anlamı? olabilir, anlamı dediğim şeyler ispattır, ispat hariç
herşey var, ispat dediğim amacın ispatı, ölüm vesonrası yok ise, yaşam tam bir saçmalık
hatta aşk bile saçmalık evet şaşırdınız değilmi? aşk bile saçmalık diyorum. aşk için çektiğimiz
tüm acılar hayal kırıklıkları nefret kin arzular, herşey çok anlamsız olucak.

bana hiç mantıklı gelmiyor, teizm ama , atheizmde mantıklı gelmiyor, herşey insan aklının
bir ürünü daha fazlası yok ne yazıkkı.

özgür irade diyorsunuz, özgür iradem diyorki bana, ben tanrıyı görmek istiyorum , ,ama göremiyorum, yaratılış buna izin vermiyor, peki? neden? görmek istiyorum, bu istek özgür irade
değilmidir? özgür iradenin bir anlamı olmalı, hiç görmediğim tanrıyı belkide cehennemde
yanarken bile göremiyeceksem bu nasıl? özgür bir irade olabilirki.

özgür irade nedir? önce bunu çözmeye çalışalım, burada 2 olasılık var.
1: özgür irade yani küllü irade allahın iradesi dışında gerçekleşmeyen olasılık.
2. cüzi iradeede insan aklının dışında gerçekleşmeyen olasılık

pekiiiii hangisi? gerçek özgür iradedir.
küllü irademi? yoksa cüzzi irademi??
tabiki külli irade sen kimsinki? senın külli iraden olsun , ozaman cüzzi irade ksıtlı iradedir.
ve sınırları daha önceden belirlenmiştir.

ozaman gerçek özgür irade külli iradedir, bu yüzden ,özgür irade insan için kısıtlanmış birer
akıldır diyebilriz.
bunun sonucundada insanın özgür iradesinin olmadıgını çok net anlamış oluruz.
 
Son düzenleme:

kahin

Yeni üye
birde şöyle düşünün yahuu,,, :) ben ölümsüz olmuyacaksam, ölümden sonra cennet ve cehenneme gidemiyeceksem, yani ölüm sonrası yok ise, ama tanrı var ise, o zaman teistler derki, yahuu iman ve inanç niçin? vardır. bu zor soruyu tekrar soralım, iman ve inanç niçin vardır?

1: allaha iman etmek için.
2: cennet ve cehennem oldugu için.
yaniiii şunu anlamaya calışıyorum bu kadar temiz bir dinde neden? çıkar ilişkileri vardır. pis ilişkilerde diyebiliriz. bu islamı lekelemezmı?

şimdi bana meydan okuyan bir teiste bu soruyu sorduğumda , efendim olurmu? öyle şey. ben
allah oldugu için allaha iman ediyorum yoksa cennet ve cehennem umrumda değil.
dediği an benim için o teist yalan söylemiş oluyor, bunu anlamak çok kolay. inanın bana. :D

yoo yo yoo yemezler imam efendi yemezler :D sen allah için değil, cennete huriler oldugu için allaha iannıyorsun derim her zaman,

imam efendi derki: bana kahin efendi sen beni hiç tanımamışsın , ben iman ve inanç için. ve allah için
canımı veririm der bana , anlıyorum iman efendi anlıyorum anlıyorumda şunu çok merak ediyorum,

islamda cennete ve cehennem olmasaydı yinede allaha iman edermiydin?

inanın bana ben bile müslüman oldugum yıllarda, inatla bu tezi savunmuşumdur,
çünkü bana öğretilen hanefi mezhebi buydu, allahtan kork, allaha iman et cennet
garanti. nasıl? olsa
ama tüm gerçekliği şimdi anlıyorum, bu iman ve inanışın asıl nedeni tamamen psıkojık bir
akıldır, cennet ve cehennem bizlere korkuyu en derinden hissetirmişti? ne günlerdi beeee hiç unutmuyorum..
 
Son düzenleme:

kahin

Yeni üye
bunu test etmenin bir yolu yoktur, bir müslümanı ve bir mümünü nasıl? anlıyabilirizki, içten ve samimi
oldugunu, bu forumda böyle bir mülüman varmı? bana aahlak dersi vericek biri varmı?
yahuu bunun bir yolu yokkı imkansız. o müslüman bana ispatlıyabilirmi???
ben sadece alalh için inanıyor ve namaz kılıyorum, mümkün değil, hepsi tarihin en büyük yalanıdır,
cennet ve cehennem olmasaydı, inanın bana islamda olmazdı diger dinlerde..

iddiam çok büyük , 1 milyar müslüman içinde, inanın bana herkes cennete gidicegını
düşünüyor, cehenneme gitmeyi düşünen yoktur, nasıl? olsa namaz kılıyorum. ibadetlerimi yapıyorum bende böyle düşünüyordum, nasıl? olsa cennette gidicem bu yaptıklarım allah için değil cennette gitmek içindir işte bir müslümanın içsel anatamisi budur arkadaşlar... :)

ennnn ahlaksızzz teist bile , er yada geç cennette gidiceğini düşünür haklıdırda. işte ispatı
sen bu dünyada her türlü pisliği yap tecavuz et adam öldür yaşlanıncada bir tövbe patlat
er yada geç cehenennemden cennette gidiceksın bunun için allah ayet bile yazmış.
kahinnnnn daha ne yapsın?.....

(İslam dininden başka din isteyenlerin, dinlerini Allah kabul etmez. Bunlar ahirette en büyük zarara uğrayacaklardır.) [Al-i İmran 85]
 
Son düzenleme:
Üst